"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuk ve umut

M. Said ZEKİ
03 Aralık 2018, Pazartesi
Hukuk tarihi insanlık tarihi kadar eskidir.

Çünkü; insan bir kısım haklara doğuştan sahip olur. Bunlar devredilemez, vazgeçilemez, zorla elinden alınamaz haklardır. Yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, inanç ve düşünce hak ve hürriyeti gibi haklar bütün insanlar için geçerlidir. Aklın korunmasını, neslin, canın ve malın korunmasını herkes ister. Hukuk şuuru geliştikçe diğer temel hak ve hürriyetler sistematik olarak koruma altına alınmıştır.

İktisatçıların tabiriyle; ‘kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız’ olduğundan kavga ve niza çıkıyor. Ayrıca kendisine verilen ‘ene’, benlik duygusunun veriliş gayesini çözemeyen ve yerinde kullanmayan insan ‘zalim, cahil ve kan dökücü’ bir ‘kurtadam’a dönüşüyor. Birbiriyle kardeş olması ve yardımlaşması gerekirken, ‘bir birinin kurdu’ oluyor, kuyusunu kazıyor.

KARDEŞ OLMAK VEYA BİRBİRİNİN KURDU OLMAK

“Karıncayı emîrsiz, arıyı yasupsuz (arı beyi) bırakmayan’ Rabbimiz, insanlık camiasını da peygambersiz, öndersiz, rehbersiz bırakmamış; fıtraten medenî olarak yarattığı insanların, bir nizam ve adalet içerisinde yaşamaları için emir ve yasaklar koymuştur. Akıl ve vicdan sahibi olanlar, bu emirlerde mutluluk prensiplerini bulmuş, hür ve insanca yaşamanın hazzını hissetmiştir.

Zalimler ise; gerek servet, gerek gücün verdiği azgınlık ve taşkınlıkla, çalmış çırpmış, vurmuş kırmış, çevresindeki insanları köle derekesine düşürmüştür. Ancak her insan hür yaşamak ister. Bunun için mücadele verir, gerektiğinde ölümü göze alır. Hürriyet meş’alesi bir kere tutuşunca, oluk oluk kan dökmek bile onu söndürememiştir. İnsanlık tarihi bunun örnekleriyle doludur.

HÜRRİYETİ, HAK VE FAZİLETİ İMHA ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR

Namık Kemâl’in enfes ifadesiyle: “Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imhâ-yı hürriyet?/ Çalış, idrâki kaldır, muktedirsen âdemiyetten!”

İnsanın düşünme yeteneği ve yaratılışından gelen hürriyetini zulüm ve baskı ile ortadan kaldırmak mümkün değildir. Nasıl, insanın düşünme yeteneğini ortadan kaldırmak mümkün değilse, bu düşünceden doğan hürriyetini de ortadan kaldırmak mümkün ve kabil değildir.

Bediüzzaman bu sözü, halin gereği olarak hürriyetin yanına, hakikat ve fazileti de ekler ve bu asrın yüzüne çarpmak için haykırır:

“Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imhâ-yı hakikat?/ Çalış, kalbi kaldır, muktedirsen âdemiyetten!” Aynı şekilde baskı ve zulüm ile hakikatler imha edilmez. Zira hakikatlerin yuvası ve barınağı insanın kalbidir. Baskı ve zulümler ise kalbe ulaşamaz. Bir insanın bedenini tutsak edebilirsiniz, ama kalbindeki hak ve hakikat aşkını asla tutsak edemezsiniz. “Ne mümkün zulm ile, bîdâd ile imhâ-yı fazilet?/ Çalış, vicdanı kaldır, muktedirsen âdemiyetten!”

HUKUK ÖNÜNDE HERKES EŞİTTİR

İnsanlar fazilet ve meziyet noktasından bir tarağın dişleri gibi eşit olamazlar. Bu fıtrî bir realitedir. Bozulmamış vicdan ise şaşmaz pusuladır. Baskı ve zulüm ile insanları fazilet ve meziyet noktasından eşit yapamazsınız. Vicdanını susturamazsınız. Eşitlik hukuk önündedir. Padişah da köylü de hukuk önünde birdir.

Öyleyse hürriyet aşkıyla dolu, hakikat aşığı ve faziletli insanlar olduğu sürece; bu değerleri sökülüp atılamaz. Hak ve hürriyet mücadelesi, geçmişte olduğu gibi; şimdi de gelecekte de devam edecektir.

İmtihan gereği Cenâb-ı Hak, gece ve gündüz gibi zafer ve mağlûbiyeti de; insanlar arasında değiştirmektedir. Geceden sonra sabahın, kıştan sonra baharın gelmesi ne kadar kat’i ise; geçici arızalarla hürriyet meşalesinin ışığı azalsa da parlayacağı günler, o katiyette yakındır inşallah.

KIŞIN SONU BAHARDIR

Umutlarımızı kurutmadan, gönüllerimizi karartmadan aşkla şevkle hürriyet ve insanlık mücadelesine devam...

Çünkü bir Müslüman, hâdiseler ne kadar vahîm, şartlar ne kadar ağır olursa olsun, hiçbir zaman Allah’ın rahmetinden ümidini kesemez. Onun vazifesi, küfre ve dalâlete, sefahat ve sefalete, zulüm ve zalime karşı bütün imkânlarıyla sa’y ve gayret göstermektir. O, bu mukaddes cihadı ifa ederken, kesinlikle yeise düşmez.

Çünkü yeis, ruhu istilâ eden en dehşetli bir hastalıktır. İnsanı düşmana mağlûp ettirir, himmetini kayd altına alır, huzurunu mahveder, vicdanını öldürür. Zira “ye’is mâni-i herkemâldir.” Çare ümidi diri tutmaktır.

ÜMİT ÇAĞLAYANI BEDİÜZZAMAN

Kara bulutların görüldüğü şu zamanda; ümit çağlayanı Bediüzzaman’ın sözlerine kulak verince ümit, şevk ve gayretimiz daha da artıyor, olumsuzluklara rağmen hukuka olan güvenimiz sarsılmıyor. “İtikadım ve yakînimdir ki: Hak neşvünema bulacaktır -eğer çendan toprakta gizlense...

Ve taraftar ve mültezimleri muzaffer olacaklardır -eğer çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden az ve zayıf olsalar”da...

Okunma Sayısı: 2185
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı