"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kelimelere sığmaz oldum dostlar

M. Said ZEKİ
20 Kasım 2017, Pazartesi
Alıp başımı gitmek istiyorum buralardan. Minare başında değil kuyu dibindeyim. Kör kuyularda merdivensiz..

Kendimi “buralara” yakışmıyor görüyorum. Çünkü ben ‘ben’i başkalarının gördüğü gibi göremiyorum. Yaşadıklarımın samimiyetinden de emin değilim. Bu gün bir haller oluyor bana. Haydi bana beni çelişkilere atan kelimeleri söyleyin teselli niyetine!

“Madem emin değilsin sen samimisin.

Sen zaten samimî olduğunu söylersen, bu senin samimî olmadığına işarettir” deyin.

İnanmıyorum, inanamıyorum!

Ama bilin ki ben bu gün kelimelere sığmaz oldum.

Başımı alıp gitmek diyeceğim yine bir “ama”yı da ekleyerek. Ve siz “bu kelimeler en çok onlara, ötekilere yakışıyor” diyeceksiniz.

Haklısınız!

Siz bunları yazsaydınız ben de size aynısını söylerdim!

Bize-bana yabancı, uzak şiirlerden alınmış kelimeleri yaşıyor gibiyim.

Ve işin kötüsü ne biliyor musunuz? Bu hüzne benzer duygularımdan bile emin değilim. Peki neden çelişkiyle alude bir şiir yazıyoruz bu akşam.

Bilmem siz dostlar bu satırları ne zaman okuyacaksınız ama; hüzünlü bir şiirselliğin içime çöreklendiği saatler ikindiden akşama yol almaktaydı.. Hani nasıl hisseder insan bazen bilir misiniz?

Herkes, bütün dostlarınız sizi bir melek sanırken, sizi en yüksek mertebelerde düşlerken, siz sadece bir zavallı, bir biçare günahkârsınızdır. Ve bunu söylediğinizde insanlar sizin tevazudan konuştuğunuzu söylerler.

Nasıl bir yük değil mi?

Herkes için ideal olan siz, aslında bir garibansınız.

Herkesin mükemmel olduğunu sandığı siz, bir perişansınız.

Siz bir gariban.. Sahibinden kaçmış bir köle.. Siz sadece bir biçare.. Şimdi başınızı alıp gitmek istemeniz normal değil midir?

TEVBELERİMİZ DE TEVBEYE MUHTAÇ!

Bu ağır sevdayı, bu duygu yükünü sırtınızdan indirebilmek için buralardan kaçmaktan başka yapabileceğiniz ne vardır?

Bilmem bunları yaşamayanımız var mıdır?

Herkesin gördüğü ile bir bedende yaşayan ademoğlu arasındaki fark yüzünden zaman zaman yeise benzer hüzünlere gömülmeyenimiz olmuş mudur?

Asrın Koca Bedi’si bu konuda bir şey demiş midir?

Ya bu yazıyı buraya not düşmenin bir manası var mı?

Bir hal çaresi? Ben ben de değilim..

Evet.. Evet itiraf ediyorum aczimi, fakrımı, zaafımı, kusurlarımı.

Rahmetin olmasa çıkar dağlara giderdim Ya Rab!...

Ya Gaffar! Ya Settar! Ya Rahman! Ya Afüv! Ya Tevvab!

UBUDİYET VAKTİNDEKİ ŞAHSİYET

Hocasından kaçmış bir talebe olarak başka soracak kimsem olmadığından Üstada sığınıyorum. 

O bu meseleyi şerhetmiş:

“Bu bîçare kardeşinizde üç şahsiyet var ki, birbirinden çok uzaktırlar.

Birincisi:.....

İkincisi: Ubûdiyet vaktinde, dergâh-ı İlâhîye müteveccih olduğum vakit,

Cenâb-ı Hakk’ın ihsanıyla muvakkat bir şahsiyet görünüyor ki, o şahsiyetin bazı âsârı var.

O âsâr, mânâ-yı ubûdiyetin esası olan kusurunu bilmek, fakr ve aczini anlamak, tezellül ile dergâh-ı İlâhîye iltica etmek noktalarından ileri geliyor ki, o şahsiyetle kendimi herkesten ziyade bedbaht, bîçare, âciz, fakir ve kusurlu görüyorum.

O vakit bütün dünya beni medh ü senâ etse, beni inandıramaz ki ben iyiyim ve sahib-i kemâlim.

Üçüncüsü:.... (Şuâlar-546)

DÜNYA SUSMA GÜNÜ İLÂN EDİLSİN!

Bilenler susunca ortalık eskilerin deyimiyle cehl-i mürekkep içinde olan, ama bunun farkında olmayan, buna rağmen kendini bilir zanneden katmerli cahillere kalıyor... Her konuda bilgili, her konuda uzman.. Her fırsatı, her ekranı, her mikrofonu değerlendiriyor! Evet insanlar konuşarak anlaşır. Evet konuşmak fıtrî bir ihtiyaçtır. Evet gerçekleri söylemekten korkmayacağız. Haksızlık karşısında susmanın insanı dilsiz şeytan durumuna düşürdüğünün şuurunda olarak.. Ama ‘Söz gümüş ise; sükût altındır’ prensibini unutmadan. Konuşmanın şehvetine kapılmadan.. Çok konuşanlara bir şey anlatmak mümkün değil; ama benim Birleşmiş Milletler’e bir teklifim var.

Eğer daha önce böyle bir gün yoksa senenin bir günü “Dünya susma günü” ilân edilsin!.. Böylece 364 gün “gümüş” işleyenler, yılda bir gün “altın” işlesinler..

Ne mutlu gerektiğinde konuşup; gerektiğinde susanlara...

Okunma Sayısı: 1527
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ayşenur Akay

    20.11.2017 00:46:12

    Hissiyatlarıma tercüman muhteşem bir yazı olmuş. Emeğinize yüreğinize sağlık. O kadar muazzam bir lezzet aldım ki, dönüp dönüp bir daha okuyorum. Tebrik ve dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı