"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sanal dünya ve klâvye kahramanları (!)

M. Said ZEKİ
16 Nisan 2018, Pazartesi
Yüz yüze iken söylemeye cesaret edemediklerini, sanal âlemde ve sosyal medya aracılığıyla haykıran kahramanlara (!) deniyormuş; bir akademisyen dostumdan öğrendim efendim!

Yüz yüze iken söylemeye cesaret edemediklerini, sanal âlemde ve sosyal medya aracılığıyla haykıran kahramanlara (!) deniyormuş; bir akademisyen dostumdan öğrendim efendim! Bu konuda yetkili bir bürokrat dostumun ikazları ise şöyle:

Sevgili dostlar sanal âleme bakarken;

- Bu sanal dediğimiz dünyada da kimsenin başıboş olmadığını “Bir’inin bizi gözetlediğini” unutmayalım.

- Ailemiz ve çevremizden edindiğimiz edebimizi ve inançlarımızdan aldığımız etik değerleri bir tarafa atmayalım.

- Gerçek hayatta yüz yüze nasıl davranıyorsak, ekranlar arası davranışlarda bu duruşumuzu bozmayalım.

- Zamanı geldiğinde nasıl ki bütün yazışmalarımız, konuşmalarımız, videolarımız bir bir ortaya dökülüyorsa; attığımız her adımın hesabını burada da “öteler” de vereceğimizi unutmayalım.

- Pervasızca hakaret ettiğimiz, alaya alıp kötü duruma düşürdüğümüz, zarara uğrattığımız muhatabımızın yerine kendimizi koyup empati yapalım.

- Aslında sanal diye bir âlem yok. İstendiğinde somut olarak bizi derinden etkileyeceğini hesaba katalım; edep, adap, namus, şahsiyet ve değerlerimizden taviz vermeyelim. Başkalarınınkini de koruyalım.

- Bireyselliğin verdiği rahatlık ve rehavete kapılarak başkalarının ırzına, namusuna göz dikmeyelim. Günah, çirkin, kötü sayılan girişim ve tacizlerden uzak duralım.

- “Siz ey iman edenler! Fasığın (sorumsuzun) biri size (önemli) bir haber getirdiğinde durup gerçeği araştırın; değilse, istemeden birilerini rencide eder, ardından da yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.” (Hucurât, 49:6). Âyeti ışığında: Farklı kişi ve gruplardan aldığımız ve nefsimize hoş gelen paylaşımları, araştırıp doğruluğunu test etmeden paylaşıp aynı günaha biz de ortak olmayalım.

- Eskiden karalamaların etkisi çok sınırlı sayıda kalırdı. Televizyon ve gazeteler seyirci ve okuyucu kadar insanı etkiliyordu. Şimdilerde ise paylaşımlarla bir mesaj milyonlar hatta milyarlar tarafından okunup gerçekmiş gibi algılanıyor. Şayet paylaşımımız yanlışsa; bu kadar insanı bulup onlardan özür dilememiz ve hakarete uğramış kişinin de hakkını helâl etmesini talep etmemiz ve bedelini ödememiz gerekeceğinden böylesi büyük tehlikelerden kaçınalım. Zira “…Ve bilmediğin bir şeyin peşinden gitme! Çünkü kulak, göz ve gönül; bütün bunlar (hesap günü) ondan dolayı sorguya çekilecektir.” (İsra, 17:36). Buyruğunu bir an bile aklımızdan çıkarmayalım.

- Tabiî ki kendimize ait fikirleri paylaşacağız. Ancak bunu yaparken, paylaşımlarımızın bilimsel kaynaklı, doğru, test edilmiş ve faydalı olduğuna dikkat edelim.

- Kötü, yanlış, yanlı ve çirkin bir paylaşımımızın; hiç ummadığımız bir “an”ımızda karşımıza çıkıp bizi ve sevdiklerimizi bir gün mahcup edeceğini unutmayalım.

- Bol yazıp tenkit alacağımıza, çok araştırıp öz yazalım. Bizi eleştirenlere hakaret değil, makul ve mantıklı cevaplar verelim. Eleştirileri haklıysa düzelterek, özür dileyerek teşekkür edelim.

- Daha önce denmemiş, faydalı ve güzel fikirlerimizi kendimize saklamayalım. Hayırda, iyide, doğruda faydalı bir çığır açmaya çalışalım…

- Gelecek nesillerin örnek alıp faydalanacağı bilgileri edinip onları tarihe kayıt düşelim.

- Küfreden, karalayan, çıkarı veya grubu için yalan yanlış bilgi paylaşan takipçilerimizi engelleyelim, arkadaşlığımızdan çıkaralım. Çünkü “Küfre rıza küfürdür”. Sessiz kalmak da onu desteklemek olacağından bu kötü huyları edinmiş ve yaymaya çalışanlara aracı ve destekçi olmayalım.

- Gezdiğimiz tarihî ve turistik yerlere gidemeyenlere göstermenin, aç insanlara veya canı çekecek, ancak alamayacak kişilere, yediklerimizin görüntülerini sunmanın kime ne faydası olacak? Onun için sahip olduğumuz imkânları paylaşarak onu edinmekten yoksun insanları tahrik etmeyelim.

- Yakışıklı ve güzel halimizi, bazı mahrem resim ve videoları neden herkesin görmesini isteriz. Bu sağlıklı bir ruh halini gösterebilir mi? Bu ve benzeri bencilce ve kibir kokan davranışlardan uzak duralım.

- Herkesin kendi cemaat, tarikat, parti ve hareketini kurabildiği bu dünyada çok daha ince eleyip sık dokumamız gerekiyor. Bizi takip edenlerin sayısına bakarak şımarmak yerine, yüklendiğimizin sorumluluğunun ağırlığını hissedip ona göre mesaj atalım.

- Reklâm, iletişim, iş ve ticarette artık onlarsız olunamayan sosyal medya ağlarına katılım etki ve yetkimizi arttırdığı kadar, zayıf yönlerimizi ve sır denilebilecek bilgilerimizi de umumun kullanımına açık hale getiriyor.

- Onun için bu dünyada sırrımızı bir kişiyle bile paylaşmış olmamızın bütün dünyanın duyması anlamına geldiğini unutmayalım. “Kötü misal emsal olamaz” biz doğru olanı, yani mahrem sırlarını âleme duyurarak, insanları mağdur edenlerden olmayalım.

- Bizi dinler veya dinlemez, hakaret, küfür ve tahrik edici yahut da yanlış paylaşımları görünce kimden gelirse gelsin nezaket kuralları çerçevesinde ikazımızı yapalım. Bu ve benzeri girişimlerin alışkanlık haline gelmesine müsaade etmeyelim. Şayet muhteva yöneticisi isek bu tür malzemelerin yayılmasına fırsat vermeyelim.

- Göndermeden önce iletilerimizi mutlaka gözden geçirelim, grup üyelerine saygının bir nişanesi olarak üslûp ve imlâ hatalarımızı giderelim. Dili yozlaştıran, başka manalara çekilebilecek anlamsız kısaltmalardan, özellikle uzak duralım. Emek verilmemiş ham mesajları üstünkörü paylaşmayalım.

- Özetle: Aceleye getirip uygunsuz şartlarda mesaj yazmayalım. Gönder düğmesine basmadan, yazdıklarımızı en az bir kez daha sakin kafayla gözden geçirip imlâ ve sahihlik yönüyle gözden geçirdikten sonra paylaşalım.

- Kinin, kavganın, gıybetin, nefretin iftiranın, sorunların sebebi veya savunucusu değil, barışın, kardeşliğin, sevginin, merhametin, hürmetin ve çözümün parçası olmaya çalışalım.

- Nezaket kurallarını sık sık hatırlatıp o görgü çerçevesinden ayrılmadan, farklılıkları zenginlik gören ve onlara saygı duyan, düşüncelere değer veren bir yaklaşım içinde bulunalım.

- En önemli değerin zaman olduğunu bilip, takipçilerimize öz ve kararında bilgi aktaralım. Ne mesajsız bırakıp onları unutalım; ne de mesaj bombardımanına tutup onları perişan edelim.

Nezihâne, nazikâne...

Okunma Sayısı: 1900
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı