"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Zor zamanda konuşmak”

M. Said Zeki
14 Ağustos 2017, Pazartesi
12 Eylül’de ihtilâl olmuş; 22 Eylül’de İstanbul Hukuk Fakültesine kayıt yaptırmıştım. Kamyonla nakliye işleri yapan rahmetli babamla İstanbul’a ilk kez geliyordum. Okulu, kalacak yeri, ders kitaplarını alacağım kitabevini kendi çabalarımla halletmiştim.

Zamanla bir İstanbul sevdalısı olup çıkmıştım. Fırsat buldukça kitapçıları, özellikle Sahaflar Çarşısı’nı geziyorduk arkadaşlarla. Boğulma tehlikesini göze alıp denize yüzmeye gittiğim de oldu! Parklar, tarihî camiler, tarihî mekânlar, edebiyat toplantıları, yazarları ziyaret fırsatları, piknik gezileri derken zaman akıp gidiyordu.

Bir gün “Netekim Paşa” okulu ziyaret etmiş, kendisine fahri doktora ünvanı verilmişti. Aldıkaçtı Hoca dekandı o zamanlar. Büyük anfide sağcılar ile solcuların arasında Mehmetçikler nöbet tutar, bizimle beraber ders dinlerlerdi!

Derken YÖK ile tanıştık! Sonra yeni anayasa ve Kasım ayında referandum gezileri, yazıları…

Sonradan ismine çarpılıp kıt harçlığıma acımadan alacağım İsmet Özel’in “Zor Zamanda Konuşmak” kitabı henüz yayınlanmamıştı.

‘Evet’ gezileri, yazıları, propagandaları serbest, ‘Hayır’ demek katiyyen yasaktı netekim! Referandum için ‘Evet’ pusulaları beyaz, ‘Hayır’ pusulaları mavi renkte basılmıştı. Şeffaf denecek bir zarfı vardı. Kimin ‘Hayır’ oyu verdiği belli olsun diye. Doğuda bazı yerlere ‘hayır’ pusulası götürülmemişti bile. İsraf olmasın diye!

Zor zamanda konuşmayı kendisine şiar edinmiş olan Yeni Asya’nın yazarları ihtilâlcilerin hazırladığı anayasaya bedelini göze alarak hayır diyor; gökyüzünün ya da Antalya’nın maviliklerinden, gökkuşağının mavi renginden bahsedince gazete sorgusuz sualsiz sıkıyönetim emriyle kapatılıyordu. Hemen başka bir isimle yeni gazete çıkıyordu. Üç kişinin toplu halde yürümesi yasaktı. Bazı dindarlar ise 12 Eylül ihtilâlini Malazgirt’ten, Mohaç’tan daha büyük bir zafer olarak görüyordu!

Bir rüyadaydık ve köşe kapmaca oynuyorduk sanki. İçeri girenler, dışarı çıkanlar, dışarı çıkamayıp dünyadan çıkanlar… Dağa taşa korkunun sindiği o günlerde konuşmak zor işti gerçekten. Çanakkale Zaferini, İstanbul’un fethini, Âkif’in vefat yıl dönümünü vesile edip anma toplantıları tertipleniyor, ‘susan Türkiye’den konuşan Türkiyeye’ geçiş için canhıraş bir gayret gösteriliyordu.

Birlikte kaldığımız hemşehrim Yalçın Abi buz kesen Kasım’ın 7’sinde yapılan referandumda sandık başına benden ödünç aldığı çiğit mavisi gömleği giyerek gitmişti. Görevlilerin ters bakışları altında ‘Mavi’ pusulayı sandığa atmıştı bir kahraman edasıyla. Bazan hâlâ yadederiz o trajikomik günleri. Ve “Müjgan’la ben ağlaşırız” gülünecek hallerimize…

Anayasa ile Cumhurbaşkanlığı birlikte oylanmış ve % 92 oyla 1982 Anayasası kabul edilmiş ve Netekim Paşa Cumhurbaşkanı seçilmişti. Yaşı müsait olanların o günlere ilişkin çok ‘renk’li hatıraları vardır mutlaka. Zafer Ali’nin deyimiyle “Renkli, Türkçe, Sinemaskop.” Bilenler bilmeyenlere anlatıversin hayrına…

İbrahim Sadri’nin dediği gibi ‘Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı. Ziller bozuk, musluklar bozuk, yollar bozuk, ama adamlar sağlam idi.’ Ve bir değirmendeydik öğütülüyorduk.

Sonra yollar ve yıllar hızla aktı. Zaman da sel dolaplarını sür’atle çalıştırdı. Netekim, otekim, butekim… Her gün binlerce vefat ‘ölüm’ hakikatının değişmezliğine imza bastı ve basıyor. Sonra… Sonrası bir varmış, bir yokmuş işte!

1986’da basılan ve bu günlerde kitaplıktan tekrar kendini gösteren ‘Zor Zamanda Konuşmak’ın baskısı üzerinden otuz yıldan fazla zaman geçmiş. Uykuya doyamadık netekim. ‘Şimdi rüyadan uyanma zamanı… Zor zamanda konuşma zamanı. ‘Kendimiz için, geleceğimiz için’ desem büyük lâf etmiş olurum küçüklüğüme bakmadan. 

Öyleyse son sözü Büyük Üstad söylesin: “Eyvah! Aldandık. Şu hayat-ı dünyeviyeyi sabit zannettik. O zan sebebiyle bütün bütün zayi’ ettik. Evet şu güzeran-ı hayat bir uykudur, bir rü’ya gibi geçti. Şu temelsiz ömür dahi, bir rüzgâr gibi uçar gider.” (Bediüzzaman.)

Uçarı yazılar ‘Bismillah’ dedi…

Okunma Sayısı: 2433
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yasin cevizli

    21.08.2017 00:20:46

    Allah razı olsun.Yazınız beni mazinin dern derelerine götürdü.Ben de oyumu kullanmak için içeri girdiğimde 3 adet mavi pusulanın birini zarfa koyduğumda dıştan belliydi ama pusulamız yeni Asya idi yanılmadık bugün de alnımız açık başımız dik elhamdülillah

  • Ramazan çalışan

    14.08.2017 09:24:58

    Benim gibi yaşı ellininin üstünde olanların gün be gün aynel yakin, ilmel yakin, hakkal yakın yaşadıgı günlerdi. yazınızı okurken o günler bir sinama şeridi gibi gözümün önünden geçti.Demekki her zamanın bir hükmü var.şairin O nuru gönder ilahi asırlar oldu yeter- Bunaldı milletin afakı bir sabah ister.dedigi gibi üsdadın ümit var olunuz müşdesini en küçük bir tereddüt göstermeden ve gözlerimizi ufukta dogacak güneşi ,bir an olsun ayırmadan bekliyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı