"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

28 Şubat darbesinin yıldönümünde darbe yedim

Mağdur Kürsüsü
07 Temmuz 2017, Cuma
*Mesaj sahibinin kimlik bilgileri bizde mahfuzdur.

Çok kıymetli Yeni Asya Camiası;

Ben (...)’da tutuklu bulunuyorum. Sınıf öğretmeniyim. Aynı zamanda çocuklara kodlama öğretiyor, robotlar tasarlıyorum. Evliyim, iki çocuk babasıyım. Mektubum elinize geçtiğinde Ramazan ayına girmiş olacağız. Hepinize selâm eder, mübarek Ramazan ayını kutlarım. Okurlarınızdan-yazarlarınıza, personelinden teknik elemanına kadar herkesin, Ramazan bereketine kavuşmanızı, en faydalı biçimde geçirmemizi, bayramıyla beraber Rıza-İlâhiye’de kavuşmayı temenni ederim.

Malûm program sebebiyle tutukluyum. Ben “By Luck” diyorum (Luck: şans, talih). Üstadımızın geçtiği yollardan geçmek, yazdığı reçetelere uyup şirket-i maneviden hissedar olmak büyük bir talih. “Musibet istenmez, lâkin geldiyse de en kârlı şekilde geçirmek gerek” diye düşünüyorum.

İlk duruşmam oldu. Programcı olmam dolayısıyla neredeyse tüm programları indirdiğimi ve incelediğimi, inceledikten sonra kullanmayıp sildiğimi, kesinlikle bir suç unsuru bulunmayacağını beyan ettiysem de tutuklu yargılanmaya devam ediyorum.

Mektubumu yazarken Yeni Asya hemen yanımda duruyor. Sol üst köşesinde “Nur için Duâya Devam -85. Gün” ve Ramazan’a hazırlandığı yazılı. Nur Ener Kılınç Hanımefendi’yle benzer süreçler yaşıyorum. Evet, Ramazan’a hazırlanıyoruz. Ben de 85 gündür tutukluyum. Hapse girdikten sonra Kur’ân okumayı öğrendim ve ikinci hatmim bitmek üzere. Koğuşca da gün aşırı ortak hatim yapıyoruz. Koğuşta 14 kişiyiz. Duâlar hiç susmuyor. Her namaz sonrasında tane tane tesbihat yapıyoruz. “Ya Cemilu Ya Allah!” nidaları koridorlarda yankılanıyor. Ramazan’da mukabeleye de başlayacağız.

85 gün öncesine götüreceğim sizleri.

28 Şubat 2017… Günlerden Salı. 28 Şubat darbesinin yıl dönümünde darbe yedim. Öğrencilerimi konferans salonuna götürdüm. Üçüncü sınıflar. Meslekler hakkında fikir edinmeleri, tecrübelerden istifade etmeleri amacıyla dâvet ettiğimiz velimiz hazır. Her hafta farklı mesleklerden velilerimizi dâvet ediyoruz. Bu hafta gelen velim akademisyen. Üniversitede bilimsel çalışmalar yapan bir doktor. Tebessümle ilerledi, kürsüde yerini aldı, mikrofona eğilerek;

- Ben akademisyenim. Akademisyen nedir, hiç duydunuz mu? dedi. Zamane çocukları hiç duymaz olurlar mı? Bir el kalktı ve, 

- Hapse giriyorlar. Terör üyesiymiş.

O anda herkes sessizleşti. Çocuklar için belki de her gün haberlerde işittiği, gayet sıradan bir olaydı. Öğretmenler birbirine baktı. Cevap veren öğrencinin arkadaşı gülünce, bir esprili yanıt verilmişcesine hep beraber gülüştük, ağlanacak halimize. Bundan sonra “Çalışta doktor olun” diye nasıl diyeceğim? Bunca tahsil görmüş insanlar haberlerde meslekleriyle birlikte anılarak terör örgütü vurgusu yapılıyor. Bu çocukları hangi meslekle heveslendireceğim? “Siyasetçi ol, günün adamı ol” mu diyeceğim!

İşte bu gün! 28 Şubat 2017 Salı günü… Söyleşi bitti. Gelen telefonla evime polislerin geldiğini öğrendim. Özel bir okulda çalışıyordum ve hiç aklıma gelmezdi “suçlu” şüphesiyle aranacağım. İş hayatımda hep çalışkandım ve pişman olacağım hiçbir işe girmemiştim. Hayatım boyunca herhangi bir suça da karışmamıştım. Suçsuzluğum ve kendine güvenin verdiği cesaretle girdim eve. Polislere selam verdim. Arama bitmişti. Beni de götüreceklerini, ifademin alınacağını söylediler kibarca. Alıp, bırakıvereceğiz der, gibiydi. Böylece götürülenlerin aylarca hapsedildiğini görüyor, duyuyordum, ama benim suçum yoktu ki. Gerçi eskiden beri tanıdığım  bir çok kişi de suça karışacak kişiler değillerdi, ama tutuklanmışlardı. Başıma gelenleri hissedercesine, “bunu da yaz tarih” dercesine telefonu teslim etmeden hemen önce sosyal medya hesabımdan “Zalimler için yaşasın Cehennem!” yazdım. Kimse Cehenneme gitsin istediğimden değil, zalimler okur da belki aklı başına gelir diye… Sonu malûm! Tevafuk eseri Nur Hanımefendi ile aynı gün tutuklandım.

Hapishaneye ilk girdiğim gün bir kalem geçti elime. Ranzanın üzerinde de bir tomar kâğıt ilişti gözüme. Kalem hararetime yelpaze oldu. Öylesine karışmıştı ki duygularım, zehirleyecekti. Kustum sayfalar dolusu. Yazdıkça rahatladım. Günler geçti… Gazete alabiliyormuşuz. Yeni Asya almaya başladık. Daha önce bilmediğim bir gazeteydi. Hayran kaldım. Özellikle ikinci sayfası derman oldu yaralarıma… Eziyetin yerini meziyet, zahmetin yerini rahmet sardı okudukça. İyi ki varsınız… Duâlarınızda yer vermeniz arzusuyla… Lütfedip gazetede yayınlarsanız, binlerin duâsını almak, 22 Haziran’daki ikinci duruşmamın hayırla sonuçlanması beklentisiyle…                                                                    

Okunma Sayısı: 5395
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Melis

    07.07.2017 12:18:54

    Bugun bir kişi daha intihar etti açığa alınanlardan bir can daha gitti lütfen artık duyun masumların sesini çocuklarımızı ümitsiz sevgisiz daha da büyütmeyelim geleceğimizi yok etmeyelim....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı