"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cuma namazına gidebilir miyim?

Mağdur Kürsüsü
17 Haziran 2017, Cumartesi
*Mesaj sahibinin kimlik bilgileri bizde mahfuzdur.

Merhaba, öncelikle 15 Temmuz sonrası uygulanan hukuksuzluklardan dolayı mağdur olan insanlara seslerini duyurma imkânı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz. Allah sizlerden razı olsun. Gayretinizi, cesaretinizi arttırsın. 

Ben sizlere bizzat tanıdığım alzaymır hastası bir amcanın yaşadığı sıkıntıları anlatmak istiyorum. 70 yaşındaki (...) Amca 6 senedir alzaymır hastalığı ile imtihanda. Anadolu’da bir şehirde eşiyle yalnız yaşıyor. Başka şehirlerde ikamet eden evlâtlarıyla sadece tatillerde görüşebiliyorlar. Çevresinde güzel ahlâkı, nezaketi, hayırseverliğiyle tanınan amcanın artık hasta olduğunu mahalledeki çocuklar dahil herkes biliyor. Günlerini cami ile ev arasında geçiriyor. Tv bile izlemediği için elinden Kur’ân ve Risaleler hiç düşmüyor. 15 Temmuz darbe girişimini de ertesi gün duydu ve kimin ne yaptığını anlayamadı. Zaten her şeyi unuttuğu için bu hadiseyi de unuttu ve hatırladığı kadarıyla günlük hayatına devam etti. Ta ki 12 Ağustos Cuma sabahına kadar. 

Darbe girişiminden 3 hafta sonraydı. Kendisiyle aynı yaşta olan eşi (...) anneyle birlikte kahvaltı bile yapmamış, sabah ilâçlarını henüz almamışlardı. Gümbürdeyen kapıyı açtıklarında karşılarında bir kaç polis duruyordu. Kimlik sorup evi arayacaklarını söylediler. (...) amca şaşkındı. “Bizim ne suçumuz var, ne arıyorsunuz evimizde?” diye sordu. Amca zorluk çıkartma, hakkınızda şikâyet var, dedi biri.. (...) anne daha sakindi. Arayın görevinizi yapın, ama bizim bir suçumuz yok, dedi. (...) amca “Ben bu zamana kadar bir kişiye kötü söz bile söylemedim. Neymiş suçumuz, kim bizi şikâyet etmiş” diye soruyor, fakat yanıt alamıyordu. Onu bir kenara oturtup sakinleştirmek yine vefakâr eşine düştü. Polislere de hastalığını izah etti. 

Polisler bütün evi altüst etti. Eşyaları dağıttı. Kitaplıkları karıştırdı.

Saatler geçmiş yaşlı insanlar kahvaltı yapamamış, ilâçlarını alamamışlardı. Fakat (...) amca bunu dert etmiyordu. Onun kulağı okunan Cuma salâsındaydı. Görevlilerden birine yaklaşıp “Cuma namazına gidebilir miyim?” diye sordu.. Aslında onlar da anlamıştı bu insanlardan kimseye zarar gelmeyeceğini. Şu kapıdan çıktığı gibi geri döneceğini biliyordu, aksi halde izin vermezdi. Tamam amca gidebilirsin, dedi. (...) Amcayı gözyaşları ile uğurladı (...) anne. Bu arada polisler aramayı bitirmişti. Delil diye ayırdıkları ise yasal yayınevlerine ait birkaç kitap, kilerde kavanozların sarıldığı eski gazete parçalarıydı. 

(...) Anne polislerin kendi aralarındaki konuşmalardan hasta eşini götüreceklerini anlamıştı. Böyle bir şey beklemiyordu. “Onu götürmeyin, görüyorsunuz hasta. Evden başka yerde duramaz. İlâç kullanıyor.” diyerek izah etmeye çalıştı. Fakat nafileydi. Biraz daha konuşursan yaşına bakmam seni de alırım, dedi üst rütbeli olan...

Halden anlayacak vicdan sahibi kimse yoktu karşısında. Hâlâ “benim ne suçum var” diye soran (...) amcayı alıp gittiler. 

Akrabaların haberi olmuş, evlâtlarına durum bildirilmişti. Fakat kimsenin yapacak bir şeyi yoktu. 70 yaşında, darbeden, darbeciden habersiz, bakkala gidip alacağı ekmeği unutan alzaymır hastası artık nezarette gözaltındaydı. 

Akrabaları karakola gidip yetkili biriyle görüşmeye çalıştı, fakat aldıkları cevap “ilâçlarını getirin biz veririz” oldu. 

Yakınlarında alzaymır olan bilir ki, bu hastalıkta en önemli şey alıştığı düzenin bozulmamasıdır. Yaşadığı evden, sokaktan, insanlardan uzak kalınca zaten dağınık olan zihinleri iyice altüst olur. Bunları bilen (...) anne günler geçtikçe eşi için endişeleniyor “orada şimdi ne yapar, nasıl durur?” diyerek ağlıyor, bir an önce salıverilmesi için duâ ediyordu. Tek tesellisi aynı gün gözaltına alınan bir akrabasıyla aynı nezarette olmasıydı. Yanında sahip çıkacak biri vardı en azından. Zaten nezarette günleri nasıl geçirdiğini de sonradan ondan öğrendi. 

(...) Amca daha ilk akşam “burada daha ne kadar duracağız, eve gidelim, bizim ne suçumuz var” demeye başlamıştı. Günlerce böyle devam etti. Bazen akrabası, bazen görevliler sakinleştirdi onu. Evinde bile her yemeği yemiyordu. Orada verilen yemekleri de yiyemedi çoğu zaman. En büyük sıkıntılarından biri de cep telefonunun alınmasıydı. Telefonunu yanından hiç eksik etmezdi çünkü. Hastalığının getirdiği takıntılardan biriydi. Kur’ân ve kitap okumaya çok düşkün olan bu yaşlı insana kitap da verilmemişti. Temizlik ve düzen konusunda çok hassastı. Nezaret ortamı iyice moralini bozmuştu. Bazen gecenin bir yarısı eşyalarını toplayıp “kapıyı açın ben artık eve gideceğim” diyerek demir parmaklıklara asılıyor, onun bu haline polisler bile ağlıyordu. Fakat herkes emir kulu. Elden bir şey gelmiyordu.

Nezarete alınışının on birinci günü nihayet savcı tarafından ifadesi alındı (...) amcanın. Hayatına dair hatırladığı kadar cevap verdi sorulara. Baronun atadığı avukat doktor raporunu sundu hâkime. Emekli maaşı hariç bütün mal varlığına tedbir konması, yurtdışı yasağı ve haftalık adlî kontrol şartıyla serbest bırakıldı. 

(...) Amca evine ayrıldığı gibi dönmemişti. Zayıflamış, sakalı uzamış, yorulmuş.. Yakınları, geçen 11 günde hastalığının belki bir sene geçmiş gibi ilerlediğini gözlemliyordu. Aklı daha da karışmış, suskunlaşmıştı. Kıble yönünü, namaz vakitlerini, bakkalın sokağın ne tarafında kaldığını, evin odalarını hatırlamıyordu. Önceden sabah namazı hariç nerdeyse tüm vakitlerde camiye gider, arkadaşlarıyla kahvede oturup çay içerdi. Artık, odasından bile çıkmıyor, yaz sıcağında kapıyı kapatıp tek başına Kur’ân okuyordu. Nerdeydin, günlerin nasıl geçti, diye sorulduğunda kısa cevaplar verip, susuyordu..

Aylardır her hafta eşini alıp karakola imza atmaya götürüyor (...) anne. (...) Amca artık neden imza attığını bile hatırlamıyor. Nezarette geçen günlerini unutmuş bile. Son zamanlarda “yetti artık bu imza, gitmeyelim” diye isyan ettiğini söylüyor (...) anne. “İmza atmazsan seni yine götürürler. Hem bu imza Cennetteki yerinin tapusunu kazandıracak sana” diyormuş ikna etmek için. 

(...) Amca akıl sağlığı yerinde olmadığı için bir çocuk gibi ibadete mükellef bile değil. Ahir ömründe yaşatılan sıkıntılarla Cennete liyakat kesbetme yolunda belki. Peki ona ve onun gibi binlerce masuma benzer zulümleri yapanlar, iftira atanlar ahiretleri için nereden ne kazandıklarını hiç düşündüler mi acaba?

(Eğer bu yazıyı yayınlamayı düşünürseniz lütfen ismimi yazmamanızı rica ediyorum. Okuduğunuz için teşekkür ederim.)

Okunma Sayısı: 11400
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • yusuf

    17.06.2017 16:36:18

    Bu mübarek amcaya iftara atıpta perişan edenlere Rabbim bin katını yaşattttt....Bu günü fırsat bilipte bu masumlara zulmedenleri de ıslahlları mümkün değilse bu dünyada gün yüzü gösterme....

  • erhan

    17.06.2017 15:53:13

    Rezillik.hemde güya müslüman ülkede.

  • Yusuf ATMACA

    17.06.2017 13:35:30

    Ahiret inancı olanlar asla bu zulümleri yapmaz.

  • Selahaddin YILDIZ

    17.06.2017 10:27:50

    Binlerce mağdur insanın yaşadıkları gibi fevkalade üzücü, hazin bir hikaye daha. Göz yaşları içinde okudum. Güzelim ülkem nasıl bu hale geldi?

  • HÜSEYİN İLHAN

    17.06.2017 05:14:31

    AMCA inşaallah CENNET UCUZ DEĞİL diyen aziz üstdadımızın ifadesine masadak olarak yaşıyor.Amma yine aziz üstadımzın ifade ettikleri gibii'CEHENNEM LÜZUMSUZ DEĞİL,buyurmasıyla bu amcaya bunu yaşatanların bakın kimlere nasıl hizmetleri var.MAVİ MARMARA GEMSİNE SLİHLARLA SALDIRAN,FİLİSTİNLİ kardeşlerimize asırdır zulüm yapan ve nihayet o MAVİ MARMARAda 10 kardeşimizi şehit eden SİYONİST KATİLLERİNİİİ bir çırpıda affediyorlaar.Bu katilleri affedenlere bakıın birde bu affın yapılasıya kadar ABD'nin katilleri ABD LİMAN-HAVAALANLARINA SOKMAYIŞINA BAKIN. Durun canım garip görmeyin.ZİRA HERKES YAKIŞANI YAPIYOR. 46 yıllık dava abisine,medreseyi yusufiya kardeşine ihanet eden şakşakçı gafil,delalet ehli olduğuna göre garipsemeyiniz.

  • magdur

    17.06.2017 00:24:44

    Boyle bir zulmu haclilar yapti mi acaba

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı