"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Her gece babasının kollarında uyurdu

Mağdur Kürsüsü
15 Kasım 2017, Çarşamba
Başta biz mağdurların sesini duyurduğunuz için ve yanımızda olduğunuz için sizlere minnettarız Yeni Asya çalışanları...

Sizden başka da kimse önemsemez oldu bizleri. Ben on dört aydır tutuklu eski bir polis eşiyim. Eşim 672 Sayılı KHK ile ihraç oldu. Temmuz ayının sonlarında başlamıştı haksız hukuksuz tutuklamalar ve yapraklar bir bir sararmadan dalından koparılıyordu. Mesleklerini aşkla, özenle yapan insanlar işlerinden atılıyordu. Oysa o insanlar, devletine, milletine hizmette yarışıyordu. Bu kahramanlardan birisi de benim eşimdi belki. Haram bir lokma bile yemedi. Fazla mesailer, yoğun çalışmalarla bizi hep ihmal etti ama hiç şikâyet etmedi. O, hep yorgun dönerdi işten. Mutluydu, vicdanı rahattı, hep iyilik yapma, yardım etme peşinde koştu durdu. On yıllık meslek hayatında da böyle devam etti. İmrenirdim ona, özenirdim, örnek alırdım. Bir eşten çok daha fazlaydı benim için. Hep şükrettim Rabbime böyle bir eş nasip ettiği için. Şu anda onun yokluğu çok zor geliyor. Yapayalnız, kimsesiz gibiyim. Başımızdan geçenlerden biraz bahsedeyim: 

Ağustos ayıydı. Bir gece eşimin telefonu çaldı. Aslında gece telefon gelmelerine, ani görevlere, görev yeri değişikliklerine alışkındı. Lakin bu telefon başka çalmıştı. Eşimin açığa alındığını söylüyordu görevli memur, silahını ve polis kimliğini istemişlerdi gecenin bir yarısı. İlçeden il merkezine gidip emanetleri teslim etmişti. Eve döndüğünde vakit çoktan gece yarısını geçmişti. Öylece, sessizce yattı. Bu sessizlik iki hafta sürmüştü. Adı, sicil numarası ile resmi gazetede terörist gibi, suçlu gibi yayınlanmıştı birçok iyi insanla birlikte. Çok üzülmüştük. Demek hiçbir önemimiz, değerimiz yokmuş. ‘On yıl hizmet et, sonra bir gecede terörist ol öyle mi?’ dedi. Ağladı... İhraç olduğu için değil, bunları hak etmediği için ağladı. Üzülme canım onlar kaybetti, biz değil, diyebildim. Tüm çektiğimiz acı bu kadar zannederken, daha da kötü olacağından hiç haberdar değildik. İhracın şokunu atlatamamışken bir akşam üzeri kapımız çalındı. Kapıyı eşim açtı. Bir taraftan da bir memur, bizi kamera kaydına alıyor, on on beş polis de arama yapmak için kapıda bekliyor. Ne diyebiliriz ki, onlar da görevini yapıyor. Her yeri kamera eşliğinde didik didik aradılar. Yatak odasını bile, en özel eşyalarımı bile kameraya çektiler. Bundan acı ne olabilir ki! Ne arıyorlardı, neyi bulamadılar halen merak ediyorum. Bir görevli arkadaş yanıma gelerek eşim için bir çanta hazırlamamı istedi. Ne çantası diye soramadan, ‘göz altı süresi var’ demez mi! Titreyen ellerimle şaşkın bir şekilde bir şeyler koydum. Vedalaşıp eşimi uğurladım. Nereden bilebilirdim ki dışarıda onu son kez göreceğimi... Polis otosuna iş için değil de suçlu sıfatıyla bindi ve gitti... Üç yaşındaki oğlumla yapayanlız bir şehirde kalmıştım. Ağladım, ağladım... Başka da bir şey yapamadım. İki gün sonra mahkemeye çıktı; ben, bitsin de gidelim artık derken tutuklama kararı verdiler. İşte benim de yıkıldığım an... Son kez birbirimize baktık ve o, Bolu T Tipi Kapalı Cezaevine, biz de yapayanlız evimize döndük, gözü yaşlı, boynu bükük... Sonra eşyaları toplayıp memlekete döndüm. Biraz kayınpederimin yanında, biraz kendi ailemin yanında kalıyordum. Nerede, kimin evinde kalırsam, gözüm yaşlı, boynum büküktü. İşte şimdi gurbete düşmüştüm. Haftalık kapalı görüşler, ayda bir kez de yarım saatlik açık görüşler oluyordu. Ben sadece açık görüşe gidebiliyordum. Yarım saatte çocuğuna mı, eşine mi, annesine, babasına mı zaman ayırır insan... Oğlum babasına hep bir uzak, çekingen duruyordu. Babasından ayırdılar yavruyu. Her gece babasının kollarında uyurdu o çocuk. Hakkını ödeyebilir misiniz, hakkına girdiğiniz çocukların, eşlerin? On dört ay olmuştu eşim tutuklanalı, o kadar zor geçiyor ki bizim için günler. Kendi memleketimde de ailemin yanında da yapayalnızdım, gurbete düşmüştüm. Onlar da başkaları gibi sadece bir kesime inanıyor, bizi, eşimi suçluyorlar. ‘Kandırıldı, iyi niyetlerinin kurbanı oldu, bizi dinleseydiniz böyle olmazdı’ diyorlar. Bilmiyorlar ki doğru yolda olduğumuzu. Bize, öldürücü zehir iftiranın atıldığını bilmiyorlar. Yapayalnızım, tek arkadaşım Yeni Asya Gazetesi. Sizler tek tesellimsiniz. Eşim sayesinde sizlerle tanışmak nasip oldu. Her gün cezaevine gazetenizin geldiğini ve her köşesini okuduklarını söylemişti. Hoş, aylardır bir gazeteyi bile çok görüp yasakladılar ya... 

Biraz da Medrese-i Yusufiye’deki Yusuflardan bahsedeyim. O Yusuflardan bazıları, B 10 koğuşu mahkumları. İbadete günlerinin yetmediğinden bahsediyorlar. Güne teheccüd ile başlıyor, akabinde Kur’an, dua, risale, namaz ,tesbihat, büyük ve küçük cevşen ile kitap okuyarak kendilerine bir program hazırlamışlar. Perşembe Pazartesi oruçları tutuyorlarmış. Eşim, güzel rüyalar moral oluyor diyor. On kişilik koğuşta yirmi iki kişi kalıyorlar ve özellikle geceleri çok sıcak ve havasız kalıyormuş. Yerde her yer yatak. En çok yürümeyi ve yalnız kalmayı özlemiş. ‘Kuşlara heves ediyorum, nasıl da özgürler’ diyor. Sadece gökyüzünü görebiliyor, onu da jiletli teller arasında. ‘Burada hayat çok zor. Kendinle savaşıyor ve yeniliyorsun’ diyor. Ama bir tevekkül içindeler yine de. Her şeye rağmen içleri çok rahat. ‘Rabbim bizi buraya koydu ve o çıkaracak, kimseden medet ummuyoruz Rabbimizden başka.’ Bu ne güzel bir teslimiyet değil mi? Hepimizi Rabbim ayrı ayrı seçti ve burada topladı, bizleri terbiye ediyor. ‘Daha önce tanımadığım yirmi iki kişi, ailem oldu’ diyor. 

Evet, bir gün bu zulüm bitecek. Sıkıntılar geçecek ve her birimizin yaşadıkları, film, tiyatro, kitap, belgesel olacak. Kim bilir, belki bu mektubumu da birileri okuyacak, herkes duyacak. Buna inanıyorum. O günleri belki görür, belki göremem ama her şey eskisi gibi olacak. İnanın bana çok zor günler geçiriyoruz. 

Canım hiç yanmadığı kadar çok yanıyor. Meğer ne gereksiz şeyleri dert edip kafama takmışım, üzülmüşüm. Asıl derdi sıkıntıyı şimdi çekiyorum. Yoruldum artık, çok yorgunum. Dinlenmek istiyorum. Terörist olmadığımızı herkes bilsin. Özgürlük içinde zindandayım. Oğlum, geceleri ‘baba gitme, baba ne olur geri dön’ diye sayıklıyor. İçimi çok yakıyor. Ben oğluma doyasıya sarılıp sevemiyorum. Aklıma, eşim ve evlatlarından ayrı, onlara hasret anne babalar geliyor. Bize bunları haksız yere yaşatanları Allah’a havale ediyorum. Ahirette buluşmak üzere Allah’a emanet olun kaderdaşlarım.

Okunma Sayısı: 5064
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • raşit

    17.11.2017 01:40:15

    RABBİM elmas ile kömürün ayrılması için, bu zulmün yapılmasına müsaade ediyor. Elmas olanlar, bu zulmü yapanlara meyil göstermesinler diye bu zulüm her geçen gün şiddetini arttırıyor. Hamdolsun ALLAHa ki bunların gerçek yüzünü gösterdi. Ya HAKEM...

  • Fatih

    15.11.2017 19:17:20

    Rabbim yeniasya camiası ile birlikte bütün nurculardan razı olsun, cennette rızasını kazanan kullarından eylesin, nur demek ,nurcu demek bu dünyada rahat yüzü görmeme demek, bir kez daha şahid olduk.davasında sabit kadem kalmayı hepimize nasib etsin rabbim.

  • Kadir Pehlivan

    15.11.2017 16:43:32

    "Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlı olur. Kimi zaman da sevip arzu ettiğiniz bir şey sizin için şerli olabilir. Netice itibarıyla, neyin hayır ve neyin şer getireceğini sadece Allah bilir, siz bilmezsiniz." (Bakara, 2/216)

  • Özcan

    15.11.2017 12:54:27

    Allah sabredenlerle beraberdir.

  • arif

    15.11.2017 11:12:28

    Güne teheccüd ile başlıyor, akabinde Kur’an, dua, risale, namaz ,tesbihat, büyük ve küçük cevşen ile kitap okuyarak kendilerine bir program hazırlamışlar. Perşembe Pazartesi oruçları tutuyorlarmış. BÖYLE INSANLARA TERÖRIST TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESI DENILIYOR. ALLAH ZALIMLERI KAHRU PERIŞAN ETSIN

  • esma

    15.11.2017 10:56:27

    yazık hemde çok yazık bu zulumler sizi iyi etmez el kahhar hesabınızı gorecek perdeler kalkmak uzere

  • özdemiroğlu

    15.11.2017 08:43:50

    Hiç bir şey olmasa bile mağdurların yanında yer alan bir ses olduğu için Y. Asya'ya yapılan bu dua ve aminler karşılıksız kalmayacaklardır.

  • Özkan tuncay

    15.11.2017 03:59:35

    Bu günler geçecek inşallah. Allah tüm mağdur ve mazlumların yardımcısı olsun. Yeniasya ailesi Allah sizden ebedeb razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı