"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’a mübareze edemezsiniz ve etmeyiniz

Mehmet Bilgin
08 Temmuz 2018, Pazar
Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Risale-i Nur eserlerinin mağlûp olmayacağını beyan ederek böyle bir gayretin vatana ve millete büyük zararlar vereceğine dikkat çekmiştir.

Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri Risale-i Nur eserlerinin mağlûp olmayacağını beyan ederek böyle bir gayretin vatana ve millete büyük zararlar vereceğine dikkat çekmiştir. 

Asayişe ilişmeyen mahaliflere kanunen engel olunamayacağını da ifade eden Bediüzzaman’ın, bu husustaki tesbiti şöyledir: “Herbir hükûmette muhalifler var. Asâyişe ilişmemek şartıyla, kanunen onlara ilişilmez. İşte bu hakikate binaendir ki; Ayasofya’yı puthane ve Meşîhatı kızların lisesi yapan bir kumandanın keyfî kanun namındaki emirlerine fikren ve ilmen taraftar değiliz. Ve şahsımız itibarıyla amel etmiyoruz. Ve bu yirmi sene işkenceli esaretimde eşedd-i zulüm şahsıma edildiği halde siyasete karışmadık, idareye ilişmedik, âsâyişi bozmadık. Yüz binler Nur arkadaşım varken, âsâyişe dokunacak hiç bir vukuatımız kaydedilmedi.1

İdarecilerin Risale-i Nur’a ilişmemesi gerektiğini beyan eden Said Nursî, bu eserlerin mağlûp olmayacağını da belirtmiş ve şöyle demiştir: “Size ihtar ediyorum! Fâni ve kabir kapısındaki çürük şahsımı çürütmeye ihtiyaç yok ve bu kadar ehemmiyet vermeye de lüzum yok. Fakat Risale-i Nur’a mübareze edemezsiniz ve etmeyiniz. Onu mağlûp edemezsiniz. Mübarezede millet ve vatana büyük zarar edersiniz. Fakat şakirtlerini dağıtamazsınız. Çünkü, hakikat-i Kur’âniyenin muhafazası yolunda kırk elli milyon şehid veren bu vatandaki geçmiş ecdatlarımızın ahfadlarına bu zamanda hakikat-i Kur’âniyenin muhafazası ve âlem-i İslâmın nazarında eskisi gibi dindarâne kahramanlıkları terk ettirilmeyecek. Zâhiren çekilseler de, o hâlis şakirtler, ruh u canıyla o hakikate bağlıdırlar. Ve o hakikatin bir aynası olan Risale-i Nur’u terk edip, o terk ile vatan ve millet ve âsâyişe zarar vermeyeceklerdir.2

Bediüzzaman’ın dikkat çektiği bir nokta da insanlara ‘zararlı’ olanlara serbestlik tanınırken Risale-i Nur’un engellenmek istenmesidir. Buradaki çelişkiye işaret eden Üstad şöyle der: “Acaba ortalıkta en ziyade zararlı biz ve Nurlar mıdır ki, her muharrir serbest yazıyor ve her sınıf müdahalesiz toplanma yapıyor? Halbuki din terbiyesi olmasa, Müslümanlarda istibdad-ı mutlak ve rüşvet-i mutlakadan başka çare olamaz. Çünkü, nasıl bir Müslüman, şimdiye kadar hakikî Yahudi ve Nasranî olmaz, belki dinsiz olur, bütün bütün bozulur. Öyle de, bir Müslüman bolşevik olamaz. Belki anarşist olur, daha istibdad-ı mutlaktan başka idare edilmez. Biz Nur Talebeleri hem idareye, hem âsâyişe, hem vatan ve milletin saadetine çalışıyoruz. Karşımızdaki dinsiz anarşist ve millet ve vatan düşmanlarıdır. Hükûmet için bize ilişmek değil, tam himaye ve yardım etmek elzemdir.3

Eski Dönem Eserleri’nde de ecnebilere dost olmayı asayişi muhafaza gerekçesi olarak ifade etmiştir: “Binaenaleyh, onlarla dost olmamız, medeniyet ve terakkilerini istihsan ile iktibas etmektir ve her saadet-i dünyeviyenin esası olan asayişi muhafazadır.”4

İman ve Kur’ân tefsiri olan Risale-i Nur’daki hakikatlere her gün daha fazla ihtiyaç duyulan bir devirdeyiz. Ne mutlu istifade edebilenlere.

Dipnotlar:

1- Şuâlar, 326.

2- Şuâlar, 344.

3- Şuâlar, 443.

4- Eski Dönem Eserleri, 248.

 

Okunma Sayısı: 9606
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı