"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Alâkasız zannedilen cevaplar

Mehmet ÇETİN
13 Ocak 2018, Cumartesi
Öldükten sonra dirilmeyi anlatan Onuncu Söz’ün Haşir bahsi kısmında verilen temsilî hikâyecikte iki arkadaş arasındaki “münâzara” üslûbu ile haşir meselesine hazırlık yapılır.

Evvelâ sual ve cevabı okuyalım:

“Haydi padişah var; fakat benim cüz’î istifadem ona ne zarar verebilir? Hazinesinden ne noksan eder? Hem burada hapis mapis yoktur, ceza görünmüyor.”

Arkadaşı ona cevaben dedi:

“Yahu, şu görünen memleket bir manevra meydanıdır. Hem, sanayi-i garîbe-i sultaniyenin meşheridir. Hem muvakkat, temelsiz misafirhaneleridir. Görmüyor musun ki, her gün bir kafile gelir, biri gider, kaybolur; daima dolar, boşanır. Bir zaman sonra şu memleket tebdil edilecek; bu ahali başka ve daimî bir memlekete nakledilecek. Orada herkes hizmetine mukabil ya ceza, ya mükâfat görecek.” dedi.”

İşte yukarıda verilen ikinci sorunun ve cevabındaki bir husus bu kısa makalemizin mevzusudur.

Sualin, konumuzla alâkalı kısmı şöyle: “benim cüz’î istifadem ona ne zarar verebilir, hazinesinden ne noksan eder?”

Bu sual parçasının ve verilen cevabın mantıkî tahlil ve şerhi bu yazımızda söz konusu olmayacak, zira o husus başka bir yazının konusu olmalı. İşaret etmek istediğimiz konu bu kısacık sorunun doğrudan cevabı, verilen cevapta görünmüyor, işte bunu araştırmak istiyoruz.

Yazımıza devam etmeden önce isterseniz yukarıdaki sual ve cevabı yeniden okuyup devam ediniz.

Şimdi, o halde burada ne yapılmak istenmiş olabilir?

Risale-i Nur Külliyatı’ndaki bütün temsillere bakış açımızı; anlatılmak istenen ana tema ile intibak ettirip yani uyarlayıp, uyumlu hâle getirip, temsil ile ana temaya tetabuk ettirelim, birbirini ikmal ettirelim.

Evvelâ, Haşir Risalesi’nin başındaki ihtar, temsiller hakkındaki maksada işaret eder; “Risalelerde teşbih ve temsilleri, hikâyeler suretinde yazdığımın sebebi hem teshîl hem hakaik-i İslâmiye ne kadar makul, mütenasip, muhkem, mütesanid olduğunu göstermektir. Hikâyelerin manaları, sonlarındaki hakikatlerdir. Kinaiyat kabîlinden yalnız onlara delâlet ederler. Demek, hayalî hikâyeler değil, doğru hakikatlerdir.”

Verilen temsiller, akla kapı açıp, anlatılmak istenen ana konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olması içindir. Temsilin her noktasını, ana konuda aramak çoğu zaman maksada vesile olamamaktadır. Bununla beraber bir kısım temsilî hikâcikler ise büsbütün hayalî değil aksine, doğru hakikatlerdir. Buradaki makamı karıştırmamak gerekir. Kaldı ki yukarıda verilen cevapta olduğu gibi dolaylı olarak, zımnî diyebileceğimiz tarzda veya mefhum-u muhalif zaviyesinden cevaplar verilmiş olmaktadır.

Bazen, diğer risalelerde burada yarım bırakıldığı veya doğrudan cevap verilmediği zannedilen konular işlenmekte belki de cevaplar verilmekte. Bu da araştırmaya dâvettir. Diğer yandan, okuyucunun tefekkür duygusunu tahrik içindir.

Okunma Sayısı: 1418
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı