"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ebu Leheb’in kaderine müdahale mi?

Mehmet ÇETİN
11 Ağustos 2018, Cumartesi
Soru şöyle: “Ebu Leheb ve eşi hakkında gelen, Cehennem odunu vs. mânasına gelen âyetlerle onların kaderlerine müdahale ediliyor, diye anlaşılmaz mı? Belki onlar ileriki hayatlarında iman edeceklerdi?”

Kalb, iman etmekle beraber akıl, tatmin olmak noktasından bazı sualler sorar. 

İbrahim (as), Rabbi’nin “İman etmiyor musun?” sualine kalbinin iman ettiğini ancak aklının ikna olmasını taleb etmesi bize yol göstermekte.

Ebu Leheb ve hanımı, Resul-ü Ekrem’e (asm), Firavun da Hz. Musa’ya (as) devamlı mâni olmaya çalıştılar. Onlar, inkâr ve küfürlerini kendi hür iradeleri ile yaptılar. Kendileri, her iki peygamberin pek çok tebliğ ve mu’cizelerini işiterek, görerek bilmeleri ile muhatap olmalarına rağmen yine de ısrar ve hatta inatla küfürlerini sürdürdüler, akıbetlerine dâvetiye çıkardılar ve kader-i İlâhîyeye âdeta fetva verdirdiler.

Ebu Leheb, iman etmemekle değil, iman etmekle mükellef idi. Bu teklif ise, güç yetmez teklif değildi, ama o iman etmedi. Cehennemlik olduğunu Tebbet Sûresi’ndeki âyetlerle Allah’ın haber verdiği bir hususu, “Belki onlar ileriki hayatlarında iman edeceklerdi?” şeklinde değerlendirilirse, o zaman Allah’ın haber vermesini –haşa- yalanlamak gerekecek, bu ise imkânsızdır ve Ehl-i Sünnet akidesine zıttır.

Ebu Leheb’in iman etmemesi, özü itibariyle vasfı idi. Âyetler gelmeden önce imana dâvet edilmişti, lâkin o zaman da imana icabet etmedi. Küfür ve isyan günahlarını yüklenip taşıdığından dolayı mecazi anlamda “yanacağı Cehennem için odun taşıyan” olarak nitelenen âyetinin karşısında, ‘belki iman edebilirdi’ ihtimalinin mantıkî gerekçesi kalmıyor. Kendisinin ve eşinin kâfir olarak ölecekler ifadesinden onbeş sene sonra Ebu Leheb öldü. Bu zaman içerisinde kendisi veya eşi münafıkâne veya âyeti yalanlamak niyetiyle de olsa “iman ettim” diyemedikleri halde şimdikilere ne oluyor da Ebu Leheb’i savunuyorlar? Onların derdi, Ebu Leheb’i savunmak değil, iman kalesinin kader istinadında delik aramak olsa gerek! Evet Ebu Lehep, emsalleri hâlâ var. 

Esasında âyet ve hadis ile açıklık gelmeyen konularda sükût, en isabetli olanıdır. Allah, en doğrusunu bilendir.

Ve gerçekten ceza, amelin cinsine göre imiş.

Okunma Sayısı: 2201
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • R.Kalyoncu

    11.8.2018 10:28:02

    Tebbet Suresindeki hikmeti anlamak için, sebeb-i nüzulünü bilmek gerekir. Bu meseleyi geçmişte Süleyman Hoca güzel bir şekilde yazmıştı: http://www.yeniasya.com.tr/suleyman-kosmene/tebbet-suresinin-nuzul-sebebi-4_325030

  • Müjdat Bayar

    11.8.2018 08:53:20

    Tebbet suresini inceleyip İslam'ı seçen olmuş.Ebu Leheb'in açıkça cehennemlik ilan edildiği halde ömrünün sonuna kadar, bu gerçeği bildiği halde ,göstermelik bile olsa,iman etmemesi o zatı çok etkilemiş.Kuran'ın bu mucizesi imanına vesile olmuş.Hidayet de yüce kitabın sonlarına doğru nasip olmuş.Böyle bir meydan okumayı sadece Allah Teala'nın yapabileceğini idrak etmiş.Yazınızı okuyunca aklıma ilk gelen bu oldu.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı