"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İhlâs Risalesi’nin yazılmasını hazırlayan sebebler - 2

Mehmet ÇETİN
03 Kasım 2018, Cumartesi
İhlâs Risalesi Okumaları - 2

İhlâs Risaleleri’nin geçmişten gelen problem ve ihtiyaçlarla, yazılmasına sebep olduğu gibi gelecekteki hadiselere yönelik hazırlık için telife sebebiyet verdiğini düşünmek, akıldan uzak bir yaklaşım değildir.

Unutulması için sürgüne gönderildiği dağlık Barla’da, beşerî zeminde plân kuranların hesaplarının aksine gelişmeler oldu. Bu gelişmeler, ifsad komitesinin hesaplarını bozdu ve hemen yeni plânlar yaparak Bediüzzaman ve Nur Talebelerini yıldırmak isterler.

Önlerinde Eskişehir Mahkemesi ile başlayacak uzun bir süreç vardı. Bu, çok çetin bir imtihanın başlangıcıdır. Talebelerin çok muhkem yetiştirilip, dünyevî ve uhrevî menfaatten daha üst değerde tutulması gereken “ihlâs” esasının kesinlikle ruhlara işlenmesi gerekiyordu.

İşte bu ciddî vaziyet elbette bir değil birkaç tane ihlâs temalı risalenin telifini gerekli kılmaya yetmeli.

Tanzimat sonrası ve özellikle meşrûtiyet denemeleri, iki umumî harbin sosyolojik sancıları cemiyette bir takım uyanışlara sebep olurken, asırlardır gelen “i’la-yı kelimetullah” (Allah’ın adını yüce tutmak) dâvâsının eksen kayması olmaması gerekiyordu.

Yeni dünyada kurulan düzen; siyasetten ekonomiye ve ahlâktan dine varıncaya kadar temelleri sarsıyor ve gizli hâkim güçlerin kontrolünde tanzim ediliyordu.

Meçhul eller; cemiyet içerisinde kabul gören, ama aklî muhakemede dengeyi sağlayamayan ve bir kısım kaprislerini aşamayan tipleri bulmakta ve onları yönlendirerek kullanmakta çok mahir idi.

Suiistimalin en kötüsünü, ama en tesirlisini; vicdanları yönlendiren, duyguları tahrik eden “din” alanına girmekle yaptılar. Zaten geçmişte tekke ve medresenin mekteplerle ve oradaki okutulan yeni fenlerle bir uyuşmazlığı vardı. Eskiden beri İsrailiyat ve teşbih ya da temsillerin hatalı kullanımı ile zemin iyice bulanmıştı. Kurt da bulanık havayı sever. Gelin görün ki zaman ahirzaman, gecelerin çok kararması sabahın yaklaşmasına, şafağın açmasına işaret ediyordu.

Ancak bu vaziyette gönüllerdeki muharrik, tartışmasız ihlâs olmalıydı.

Bu, öylesine yeniden ihdas edilmeli idi ki yapılan iman ve Kur’ân hizmetleri, maddî manevî terakkiye, kemalata alet yapılmamalıydı. Cehennem korkusu ve Cennet sevdasını da aşmalıydı. Evet, ihlâs; dünyevî uhrevî meşrû bütün menfaatlerin üzerinde bir anlayış ve kanaatle yerini almalıydı.

Yerini gerçekten iyi almalı idi ki, imana muhtaç olanlar; hakikatin konuştuğunu, hak için yapıldığını anlamalıdır ve nefsin evhamı, şeytanın desiseleri kalmasın, sussun.

Önemine binaen tekrarla ifade edelim ki:

Hiçbir şeye âlet ve tâbi olmayan ve her gayenin üzerinde olan yalnız ve sadece Allah rızası için Kur’ân dersinin verilmesi anlayışı ikame edilmeliydi. Muhtemel ve mukadder sıkıntılara bu niyetle mukabele edilerek ancak tahammül edilebilir ve istikametle iman hizmeti yürüyebilirdi.

İşte bu âli duygu ve düşüncenin doğması, oluşması ve kalblerde yerleşmesi için İhlâs Risaleleri yazılmalıydı.

Hem de sıkı aralıklarla okunması ısrarla tembih edilmeliydi ve Kur’ân’a hizmet prensiplerinin başında “azamî ihlâs” umdesi yerini almalıydı.

İhlâs, kendisine bağlı sayısız davranışı istikamete sokan bir ruhtur.

Okunma Sayısı: 817
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı