"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstemeyen bir arkadaş ile

Mehmet ÇETİN
07 Ekim 2017, Cumartesi
İhlâs Risalesi’nin Üçüncü Düsturunda kuvvetin hakta ve ihlâsta bilinmesi anlatılırken şu satırlar beni alır, Eskişehir’de dershane yıllarıma götürür:

“Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize şerefte, makamda, teveccühte, hattâ menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz. Hattâ, en lâtif ve güzel bir hakikat-i imaniyeyi muhtaç bir mü’mine bildirmek ki, en mâsumâne, zararsız bir menfaattir; mümkünse, nefsinize bir hodgâmlık gelmemek için, istemeyen bir arkadaşla yaptırması hoşunuza gitsin. Eğer “Ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim.” arzunuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur; fakat mâbeyninizdeki sırr-ı ihlâsa zarar gelebilir.”

Memleketimden ilkokul arkadaşım Doğan, o günlerde misafirim idi. Dershanemize dâvet ettim. Nihayet ders yapmaya sıra geldi. 

İçimden: “Şöyle güzel bir ders yapayım, namım ta babamın kulağına kadar gitsin”diye geçti ve elimi Risaleye uzatırken aklıma Üstadın yukarıdaki nasihati geldi. 

O günlerde Risale bilgisi çok yeni ve ismini Habib diye değiştirdiğimiz komutan ile beraber kalmaya başlamıştık.

İçimden, bahsettiğim gurur dolu duygu ve düşüncem geçerken diğer taraftan da “Bakalım, Üstadın bahsettiği mesele ne kadar doğru çıkacak!” deyip elimdeki Risaleyi, Habib arkadaşımıza uzatarak “Haydi komutan, bize ders yap!” talebinde bulundum.

O da gayet samimî bir şekilde uzatılan kitaptan okudu, sonunda Fatiha çekildi ve çaylı sohbete geçildi.

İlkokul arkadaşım Habib’i uğurlarken bana söylediği şu cümle, hayatımın İhlâs noktasındaki dersi oldu:   

“Mehmetciğim! O komutan ne kadar bilgili bir arkadaşınızmış!”

Bu takdiri, kendime beklerken, samimî olarak ders yapan Habib Komutana yapılıyordu. Dedim ki nefsime; “Ey Mehmet! Aldın mı dersini?”

Ben ki haddini tecavüz ederek, Üstadını bu noktada test etmeye yeltenmiş birisi olarak fiilen dersimi aldım, hamdolsun.

Evet, kardeşimizi; şerefte, makamda, teveccühte, hattâ menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih etme dersim, hayatımda unutulmaz hatıralarla nakledilirken ihlâsın çok ince ilmeklerle örüldüğünü bir kere daha yaşayarak anlamaya yaklaştım.

“Nefsinize bir hodgâmlık gelmemek için” şeklinde ifadesini bulan tavsiye, “mâbeyninizdeki sırr-ı ihlâsa zarar gelebilir” vahim neticeye ulaşmadan ihtar ediliyordu. Burada ‘Ben sevap kazanayım, bu güzel meseleyi ben söyleyeyim’ arzunuz varsa, çendan onda bir günah ve zarar yoktur” haklıymış gibi gözüken gerekçeler neticedeki ihlâsa zarar verebilecek potansiyel yapıya sahiptir.

Bu vesile ile istemediğimiz veya anlaşamadığımız bir arkadaş ya da kardeşimizin yaptığı dersi dinleyerek ondan ibret çıkarmayı manevî bir riyazet olarak anlamak daha doğru olanıdır. Diğer yandan ders yapmaktan uzak duran, istemeyen birisinin ders yapması ve bundan da hoşlanmamız gerekir. “Yaptırması” kelimesindeki üçüncü sahıs kipinin kullanımı ile yani size değil de başkasına ders yapması teklif dahi edilse, bu hoşunuza gitsin, diye anlaşılmalı, denilebilir.

Rabbim, hepimizi tam ihlâsa erenlerden eylesin. Amin.

Okunma Sayısı: 1091
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı