"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Saffat Sûresinin son üç âyeti

Mehmet ÇETİN
15 Temmuz 2017, Cumartesi
İbn-i Ebu Hatim, Resulullah’ın (asm) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:

“Kim kıyamet gününde mükâfatının dolu ölçeklerle ölçülmesini isterse o, bulunduğu meclisten kalktığı zaman en sonunda: “Kuvvet ve kudret sahibi olan Rabbin, onların uydurdukları sıfatlardan münezzehtir. Gönderilen peygamberlere selâm olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allaha hamdolsun.” desin dediği âyet, Saffat Sûresinin son üç âyetidir. (Taberî)

Ulûhiyet sıfatlarına uygun olmayan her nevi yakıştırmalardan uzak olma keyfiyetini tenzih ve takdis anlamında “sübhane” lâfzıyla ifade eden âyet; uluhiyet sıfatlarına uygun olan her nevi vasıfların yâd edilmesi manâsındaki “Rabbi’l-izzeti” ifadesiyle kulun terbiyesine işaret eder. Terbiye; hikmet ve rahmetine, izzet; kudretinin mükemmelliğine delâlet eder. Allah, şirkten münezzeh, her şeye Kadir, Malik-ül Mülk’tür ki izzetinin şanına yakışan da böylesidir.

Şu perişan dünyada, avare insanlar içinde, semeresiz ve neticesiz bir hayatta, sahipsiz, koruyucusuz bir surette, âciz, miskin bir insan, bütün dünyanın sultanı da olsa kaç para eder? İşte bu avare insanlar içinde, bu perişan fâni dünyada, insanın sahibini tanıması, malikini bulması ve O’nun rahmetine sığınarak her nevi ihtiyacının karşılanması, korktuklarından emin olması çok büyük bir saadettir. Bu saadete ermesine rehber olarak gönderilen peygamberlere Saffat’ın 181. Âyetinde selâm edilir, onların emin oldukları, bütün vasıflarıyla mükemmel oldukları ve kendilerine tâbi olunması vurgulanır. Peygamberlerin yolunda yürüyen evliya, asfiya ve salihlere de gıyaben selâm ve tebaiyyet vardır.

İnsan, bu dünyada başına nelerin geleceğini bilemediği gibi ahiretteki durumunun da ne olacağını bilemez. Hayatın çetin şartlarına karşı koyarak hayatını sürdürmesi de pek zordur. İbadetlere, musîbetler tahammül edip isyan etmemesi için merhameti sonsuz ve kudreti sınırsız Rabbe dayanmaya ihtiyacı vardır. Kulluğunun devamı, nimetinin sürmesi için Allah’a şükretmeyi sürekli yapmasını ihtar eden 182. Âyet; kula, huzuru işaret eder.    

“Sübhâne Rabbike Rabbi’l-izzeti amma yesıfûn ve selâmun ale’l-mürselin ve’l-hamdu lillâhi Rabbi’l-âlemîn” olan bu üç âyet; Allah’ı takdis ve tenzih ederek övgüyle anmanın ve peygamberleri yâd etmenin en güzel ifadeleri olduğu için, özellikle Kur’ân’dan bir parça okunduktan ve duâ edildikten sonra okunması sünnet olup Müslümanlar arasında gelenek halini almıştır. 

Saffat Sûresi’nin 180-182 âyetleri, Bediüzzaman’ın, Ramazan-ı Şerif’e dair yazdığı Ramazan Risalesi ile Desise-i Şeytaniye Risalesi’nin sonunda geçmektedir. O kadar risalelerden sadece bu ikisinin sonunda geçmesinin bir hikmeti olmalı.

Bu iki risale, enfüsî ve afakî âleminde, kulun terbiyesini anlatır. Ramazan Risalesi’nden anlatılan oruçtaki açlıkla; kulun, kendi başına buyruk olmadığı, egemenlik hayalinin yalan ve yanlış olduğu ve sosyal hayatın dayanışmasında pek etkili olduğu yaşanarak anlaşılır. Diğer taraftan, Kur’ân ve iman hizmetinde desiselere kapılmaması, izzet ve istikametini muhafaza etmesi için Desise-i Şeytaniye Risalesi’ndeki ikazlarla terbiye mümkündür. Bu iki Risale, Saffat’ın son üç âyetindeki murad-ı İlâhî’ye muvafık şekilde kulun yetiştirilmesine hizmeti de pek aşikârdır. 

Muhtemelen müellif-i muhterem rahmetli Üstadımızın da niyeti böyle olmalı. 

Okunma Sayısı: 3898
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Tam

    15.07.2017 09:44:06

    Saffat Sûresi’nin 180-182 âyetleri, Bediüzzaman’ın, Ramazan-ı Şerif’e dair yazdığı Ramazan Risalesi ile Desise-i Şeytaniye Risalesi’nin sonunda geçmektedir. O kadar risalelerden sadece bu ikisinin sonunda geçmesinin bir hikmeti olmalı. Ifadeleriniz Muazzez ve muhterem Üstadimiz Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri risalelerde "Makam münasebeti" gibi ifadelerini tedai ettirdi. Yasayan genclesen Kur'an ayetleri herdaim tefsirleriyle münasebettar ve tefsir adilen ayetlerin makamca bir murakibi gibi orda olmalari gerektigini hatira getiriyor. 124 bin enbiyanin en mühim özelligi abdiyetleri ve Allah'i hamd ile tesbih etmeleri oldugu icin ORUC gibi mükafati hicbir kulun bilmedigi bir ibadete Saffat 180-182 makamca layik olmasi NE MUHTESEM. SÜBHANALLAH

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı