"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

‘Bize ne’ diyebilir miyiz?

Mehmet KARA
21 Kasım 2016, Pazartesi
Dolar rekor üstüne rekor kırıyor. TL’den 6 sıfır silindiğinde “1 dolar 1 liraya eşit olacak” denilmişti. O tarihte 1 dolar 1.33 lira idi. Geldiğimiz noktada üç katını geçti, şu anda 3.40 seviyelerini geçmiş durumda…

Liranın bu kadar değer kaybetmesine rağmen Ekonomi Bakanı Zeybekci, “Dolar kurunda müdahale gerektirecek bir durum yok” diyor. Şu ana kadar müdahale edilmedi, ama Başbakan Yıldırım ekonomi kurmaylarını Köşk’te toplama gereği hissetti.

Bu durumu değerlendiren yandaş bir gazeteci ise şunu yazmıştı: “Dolar 3.30 olmuş bize ne, ABD düşünsün…” Yazar gelen tepkiler üzerine “Başbakan, 15 Ekim’de aynen şunları söylemiş. ‘Dolardan bize ne. Her şeyi getirip dolara bağlamanın anlamı yok. Dolar bu; iner, çıkar’ demişti” diyerek kendisini savunmuştu.

Ekonomist olmaya gerek yok. Dövizin artması ile en başta Türkiye’nin dış borçları artıyor. Son 15 günde dış borç 81.2 milyar lira arttı. Artış vatandaşın cebindeki paranın erimesine de yol açıyor. Enflasyon başta olmak üzere ekonomik dengeleri bozuyor. Birçok ürün zamlandığı için de bütün milleti ilgilendiriyor. Yani, doların değerlenmesi sofralardaki ekmeğin daha da küçülmesi anlamına geliyor…

Bunlardan dolayı doların artması ABD’den çok bizi ilgilendiriyor. ABD’yi ilgilendiren kısmı da paralarının değer kazanmasından sonra yaşadıkları mutlulukları olabilir. 

Ağlanacak halimize gülmek tam da budur işte…

Gerginliklere sebep oluyorsa...

Malûmunuz, OHAL kapsamında yayınlanan son Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile üniversitelerde rektör seçimleri kaldırılmıştı. 

Bu KHK’dan sonra Boğaziçi üniversitesinde yüzde 86 oy alan Gülay Barbarosoğlu yerine, hiç aday olmayan, seçime dahi girmeyen Mehmet Özkan’ın rektör olarak atanması epeyce tartışıldı.

Rektör seçimlerinin kaldırılmasının gerekçesini açıklayan Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “Rektör seçimleri konusunda geçtiğimiz dönemlerde her rektör seçimi sırasında maalesef kamplaşmalar olur, fikrî-ideolojik anlamda da değil çoğu zaman şahıslar üzerinde oluşan öbeklerdir… Bunların ne kadar çok üniversitelere zarar verdiğini biliyoruz. Bu anlamda KHK çerçevesinde öğretim üyeleri arasında bir bölünmenin gündeme getirilmemesi, farklılıkların, gerginliklerin ortaya çıkmaması adına böyle bir KHK çıkarıldı” diyor.

Bu mantıkla bakınca milletvekili, belediye başkanı, muhtar seçimlerinde de gerginlikler, öbekleşmeler olmuyor mu? Bu durumda bu seçimleri de iptal etmek mi gerekir? Seçimler olması ülkeye zarar mı veriyor, yoksa demokrasinin bir gereği mi?

Demokrasinin gereklerinden birisi olan seçim ne zamandan beri gerginliklere yol açıyor? Garip bir gerekçe…

Hepsinin kapısı açık da...

Devlet Bahçeli’nin başlattığı ve AKP tarafından “resmî” olarak MHP’ye gönderilen “mini anayasa değişikliği” metni öyle görünüyor ki, başka partilere gönderilmeyecek. 

Zaten daha metin gönderilmeden Başbakan Binali Yıldırım, Trabzon meydanında “MHP ile anayasa değişikliğini yapacağız ve başkanlık sistemini hayata geçireceğiz” demişti.

Kılıçdaroğlu, değişiklik teklifinin MHP’ye verildiğinin açıklandığı gün başkanlık sistemiyle ilgili hazırlanan metni görmek istediklerini söyledi.

Bu haftaki grup toplantılarında anayasa değişikliği üzerinde çalışmalara başlayan AKP ve MHP’nin genel başkanları CHP’ye çağrıda bulunarak “siz da katılın, kapımız açık” mealinde sözler söylediler. CHP’de “kapımız açık” bekliyoruz” diyor. 

Herkes “kapımız açık” diyor, ama kimse kimseye ziyarete gitmiyor. Peki nasıl olacak bu? 

Yıldırım’ın dediği gibi sadece iki parti bu değişikliği yaparsa ileride tartışma konusu olmayacak mı?

Hadi sivil, demokratik ve yeni bir anayasa yapmıyorsunuz/yapamıyorsunuz bari şu durumda bütün partilerin içinde olduğu bir komisyon bu değişikliği yapsın. 

Şunu da belirtelim. Türkiye’nin öncelikli ihtiyacı başkanlık sistemi değil, darbe döneminin izlerini silecek sivil, hürriyetçi yepyeni bir anayasa…

Bütün partiler Yenikapı ruhundan bahsediyor. Peki, bu ruhun gereği de bu değil mi?

Bakan AKP vekillerine kızmış!

14 yıllık AKP iktidarları döneminde bir ilk yaşanmış. Adalet Komisyonu’nda avukat kökenli üyeler, sadece hukuk fakültesi mezunlarının “uzlaştırmacı” olması için ortak hareket etmiş. Bunun üzerine Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, CHP’nin önergesine el kaldıran AKP’lileri “Meslek dayanışması yapıyorsunuz, yanlış yapıyorsunuz. Genel kurulda değiştiririz onu” diye ikaz etmiş, Buna rağmen AKP’li vekiller oylarını değiştirmemişler. (Habertürk, 14.11.2016)

Bakalım, Genel Kurul’da kanun görüşülürken bir ilk daha yaşanacak mı? AKP’li vekiller kanun Genel Kurul’da görüşülürken bakanın bu ikazına kulak verip, oylarını değiştirecekler mi? Yoksa oylarına sahip mi çıkacaklar? 

Okunma Sayısı: 2143
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı