Vatandaş geçim derdini yaşarken, hayat pahalılığı altında ezilirken ülkeyi yönetenlerin birbiriyle “çelişen” açıklamaları ibretlik.
Seçimden önce uygulanan “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” tezinin ülkeyi uçurumun kenarına getirdiği ve bu modelin çöktüğü görüldü. Çöken ekonomiyi düzeltmek adına ekonominin başına Mehmet Şimşek geldikten sonra uygulanan “rasyonel bir zemine dönme” modelinin de ülkeyi getirdiği nokta ortada. Bu modelin dışında başka bir seçeneğin kalmadığını söyleyen yeni Bakan, 2026’da ekonominin düzelmeye başlayacağını söylüyor.
AKP Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, “Erzincan, Sivas, Kars’a da gittim; her tarafta üretici memnun, çünkü enflasyon olsa bile ürünü de o derece para ediyor” demesi şaşkınlıkla karşılandı. Antalya’daki temaslarından kiminle, nasıl bir ortamda görüştüğü merak edildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ise, mahalli seçimlerin olacağı 31 Mart 2024’ü işaret ederken, “31 Mart’ta şahlanacağız” diyor. Gerçi millete her seçim öncesi ülkemiz şahlanacak denilse de bir türlü olmuyor. Milletin enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında bunaldığının farkında olduğunu ve milletin kendilerine güvenmelerini istiyor. Her gün bir önceki günden daha fazla hayat pahalılığının olduğu dönemde millet kendilerine ne kadar güvenir, onu da göreceğiz.
Bütün bunları dikkate alınca Hazine ve Maliye eski Bakanı Berat Albayrak’ın “Vatandaşlarımızla konuşurken, biri dedi ki, ‘Valla Ak Parti’ye o kadar güveniyoruz ki Sayın Bakanım, Cumhurbaşkanımız çıksa, şuradan Ay’a kadar 4 şeritli yol yapacağım dese, vallahi inanırız.’ Yani Ak Parti çıtayı öyle bir noktaya koydu ki, icraat ve hayata geçirme noktasında böyle bir teveccühe mazhar olmuş” sözü hatırlara geliyor.
Peki, millet bu sözlerden hangisine inanacak?
***
BU KADAR YANILMA OLUR MU?
Burada Merkez Bankası’nın iki ay arayla açıkladığı enflasyon tahmininden de ülkenin nasıl bir yola girdiğini görmek mümkün. 2023 enflasyon tahmini %22,3; 2024 tahminini %8,8 olarak açıklayan MB, yeni başkan gelince tahminin 2023’te %58, 2024’te %33 dedi.
75 günde bu kadar büyük bir yanılma karşısında millet neye inansın. Yarın çıkıp bu tahminleri revize etmeyeceklerini kim bilebilir?
** *
“ÜLKEYİ BU HÂLE MEVCUT HÜKÜMET GETİRDİ”
Ülkede kötüye giden ne varsa dış güçlere bağlayan iktidara geçmişte bizzat cevabı Cumhurbaşkanı Erdoğan vermişti.
Erdoğan, 2002’de, TGRT televizyonunda rahmetli Batuhan Yaşar’a canlı yayında, “Benim vatandaşım çöpten rızık topluyorsa, pazarlardan atık topluyorsa, meydanlar ‘açız’ diye bağırıyorsa, ev kirasını, elektriği, suyu ödeyemiyorsa, %25’i açlık sınırının %50’si yoksulluk sınırının altındaysa ülkeyi bu hâle mevcut hükümet getirmiştir” demişti.
Ülkenin 21 yılda geldiği nokta ortada… Açlık sınırı ve yoksulluk sınırının altında daha fazla insan yaşıyor. Öyleyse Erdoğan’ında dediği gibi ülkeyi bu duruma getiren hükümettir. Suçlu başka yerde aranmasın…
Artık, “Bunu dış güçler yapıyor” gibi sözler havada kalıyor. Hükümet kötü gidişin sorumlusu olarak başka bir suçlu bulması lazım…
***
OLACAĞI BU!
Hükümetin ekonomi politikalarının nereden nereye geldiğini gösteren birçok rakam ardı ardına sıralanabilir. Ancak ekonomiyi bu duruma getiren nedenlerden birisi de, köprü yaparken geçiş garantisi, hastane yaparken hasta garantisi, havaalanı yaparken yolcu garantili (bir de döviz üzerinden) sistemdir.
Hükümetin 22 yıldır uyguladığı ekonomik sistemlerin ülkeyi getirdiği nokta ortada. Vatandaş her geçen gün daha fazla geçim sıkıntısı içine girdi, giriyor.