"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Seçim kampanyalarının yanlış söylemi

Mehmet KARA
16 Mart 2019, Cumartesi 01:21
Seçimler yaklaştıkça siyasetin dilindeki seviye de yerlerde...

Tehditler, karşılıklı yalan ve iftiralar halkın gözüne baka baka yapılıyor.

Seçim sath-ı mailine girildiğinde seçime girecek partiler Yüksek Seçim Kurulu tarafından ilân edilir. Bu tarihten sonra partiler adaylarını belirleme işine girişirler. Bazı partiler merkezden adaylarını belirlerken bazıları da temayül denilen bölgedeki seçmen ve teşkilâtlarına sorarak adaylarını belirler.

Bu yöntem milletvekili seçimlerinde olduğu gibi mahallî seçimler için de geçerlidir. Önümüzdeki seçim, mahallî seçim olduğu için adayların belirlenmesinde seçmenin tavrı, mahallin özellikleri çok daha etkili olur.

Adayların belirlenmesinden sonra listeler YSK’ya sunulur. Ardından adaylıklar kesinleşir. Adaylıkların kesinleşmesinden sonra artık o adayla ilgili “haindir, teröristtir” denmesi en başta hukukî olmaz. Bunun adı hukuk tanımazlık olur. Bir itiraz ya da adayın sıkıntılı bir durumu varsa zaten YSK tarafından aday olarak kabul edilmez. Aday olduktan sonra da  adayla ilgili ileri-geri konuşmak ne hukuka, ne de demokrasiye uygundur. Artık adaylar eşit şekilde yarışırlar.

****

Bunlar normal seçimlerde olan uygulamalar. Ancak bu seçim döneminde bunlara riayet edilmiyor. Karalama, ağır hakaretler, tehditler birbiri ardına yapılıyor. Bu seçimde cumhur ittifakını oluşturan partilerin genel başkanları ve sözcülerinin en çok kullandığı argüman “beka sorunu” oluyor. Oluşturdukları bu algının üzerinden kampanyalarını ve söylemlerini yürütüyorlar. Bu ittifakın bazı adayları ise, “beka tartışması”nı doğru bulmazken, parti yöneticilerinin ısrarla bu tartışmayı sürdürmesi tekrar edelim, en başta demokrasiye ve hukuka aykırıdır.

Öncelikle kendi ittifakı dışında kalan bütün partilerin “Kandil’in emrinde” olduğunu ilân etmeleri yarışı daha baştan hukuksuzluğa itti, itiyor. 

Bu ittifakın dışında CHP-İYİ Parti bir araya gelerek “millet ittifakı” oluşturdular. Bir de bunların dışında Demokrat Parti, Saadet Partisi tek başlarına seçime giriyorlar. DSP’yi de buna ilâve etmek gerekir.

Tek başına seçime giren partiler hiç bir ittifak içinde olmadıklarını her fırsatta söyleseler de bu haksız ve hukuksuz suçlamalar devam ettiriliyor. Buna bir de “iktidar medyası”nın iftiralara eklenince seçmenin kafası karıştırılıyor. Belki de bu algı bilinçli olarak yapılıyordur. Nereden bakarsanız bakın bu haksız, hukuksuz, vahim yanlışlık ve hatalar devam ediyor.

****

Demokrasilerde her oy değerlidir ve eşittir. Birinin oyu diğerinden daha önemli değildir. Seçime giren her partinin sonucu içine sindirmesi ve saygı duyması demokrasinin de bir gereğidir. Seçim kampanyalarında, “Benim dışımda verilen oylar terör destekçilerine gidecek” demek bu seçimin en büyük yanlışlarından birisi olmaktadır.

Diyelim ki, ittifakın birisi yüzde 35-40 civarında oy aldı, geriye kalan yüzde 60-65’i ise diğer partiler kazandı. Bu durumda yüzde 60-65 “terör destekçileri”ne oy vermiş mi olacak?

Bunu söyleyenler son iki haftada bu hatalarından dönmeleri bekleniyor. Millet sandıkta ne söyleyecekse buna saygı göstermek, milletin huzuru ve geleceği için son derece önemlidir. 

Millete saygı da bunu gerektirir...

Okunma Sayısı: 768
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı