"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Suya ihtiyaçları varsa, su verilmeli”ymiş!

Mehmet KARA
17 Ocak 2016, Pazar
Terör saldırıları, akademisyenlerin bildirisi derken, “İsrail’le normalleşme” yolundaki görüşmelerin akıbeti de unutulmuştu.

Türkiye ile İsrail arasında Mavi Marmara saldırısı sonrası yaşanan gelişmelerin ardından bozulan ilişkilerin normalleşmesine yönelik görüşmelerin “olumlu” şekilde devam ettiği belirtilmişti. Normalleşme için Türkiye’nin, özür, tazminat, Gazze’ye ablukanın kaldırılması gibi üç şarttan şu ana kadar sadece “özür şartı” gerçekleşti. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri normalleşme için görüşmelerin sürdüğü belirtirken, tazminat konusunda gelişmeler olduğu belirtilmişti.

Tam da bu mesele gündemde yokken Başbakan yardımcısı Tuğrul Türkeş’in bir açıklaması yine konuyu gündeme getirdi. Türkeş, deniz altından boru hattı döşenerek KKTC’ye götürülen Anamur suyunun Kıbrıs Rum Kesimi’ne ve isterse İsrail’e de verilebileceğini söylemiş.

“İsrail’in de ihtiyacı var, oraya da veririz; verilmeli de” diye de konuşan Türkeş’in bu beyanına bakılırsa “normalleşme epey ilerlemiş” gözüküyor.

Dost olacaksak, aşımızı, suyumuzu paylaşmamız lâzım, öyle değil mi? Hem doğalgaz aldığımızda da dostluğumuz iyice pekişir…

Terör fitnesini sona erdirmek

Bin 128 akademisyenin imzaladığı “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiri bir anda Türkiye’nin bir numaralı gündemi oldu. Mahkemeler re’sen soruşturma başlatırken, akademisyenlerin evleri, arabaları aranıyor, iş akitleri feshediliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere hükümet kanadından tepkiler çığ gibi büyürken, çok “sert ve ağır” ifadeler kullanılıyor.

Bunlar olurken, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, “O bildiriyi ben de imzalardım” diyerek şartını ortaya koyması aslında şu ortamda yapılması gereken bir tavır oldu. “Bir an önce terör bitsin’ deseler o bildirinin altına ben de imza atardım, bunun adı aydınlık değil... Türkiye bu kadar şehit verirken terör örgütüne destek veren kişilerle terör faaliyetini yapanlar arasında fark yok. Çok hassas bir dönemden geçiyoruz. Biz nasıl Kürt vatandaşlarımızla PKK arasında ayrım yapıyorsak teröre destek verenler de bu ayrımı yapmalı” diye bir açıklaması oldu Bakanın…

Her aydın, her siyasetçinin terörü lânetlerken, “analar ağlamasın, çocuklar ölmesin” diyebildiği ölçüde terör fitnesi karşısında durulabilir. Terör fitnesi birlik ve beraberlik olduğu müddetçe son erer.

Nokta

İktidara yakın bir gazetenin genel yayın yönetmeni, “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlerin derslerine giren öğrencilere “artık onların derslerine girmeyin” diye tavsiyede bulunmuş.

Zaten isteseler de giremezler, akademisyenlerin birçoğu gözaltında… Gözaltındaki bir akademisyen nasıl ders verecek, hem hangi öğrenci böyle bir durumda derse girer ki?

Bari özür dileyin!

Son yıllarda sizin de dikkatinizi çekmiştir. Bir konu gündeme geldiğinde tepkiler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinden sonra ortaya çıkıyor. Ya da eğer bir tepki verildiyse Erdoğan aksi yönde tepki verirse, hemen tepkinin yönü değişiveriyor.

Bu durumla o kadar çok sık karşılaşıyoruz ki, artık “pes” bile demiyoruz. Geçmişte söylenen sözler bile Erdoğan sözlerinden sonra tam aksine değişiveriyor. Hem de “yanılmışım, özür dilerim, yanlış düşünmüşüm” bile denilmeden…

Böyle tavır değiştirenlere, sözlerini yalayanlara ne deniyordu, bakın hatırlayamadım şimdi. Çok sık sözünüzden dönüyorsanız, özür dileyin bari…

Olay çıkmadan...

Ankara Garına yapılan ve 104 kişinin öldüğü eylemin ardından Başbakan Davutoğlu, “Türkiye’de intihar eylemi yapılabilecek kişilerin belli bir listesi var. Takip ediyorsunuz, ama bunun öyle bir eylemi gerçekleştirme ânına kadar müdahale edemiyorsunuz” demişti. Davutoğlu, bunun “hukuk devleti ilkesi”nden dolayı yapılamadığını da ilâve etmişti.

Ankara’daki katliâm canlı bombaların bir eylemi olmuştu. Geçtiğimiz hafta içinde de İstanbul Sultanahmed’deki eylemde de canlı bomba kendisini patlamıştı.

Bu olaydan sonra hükümet tavır değişikliğine girmiş gözüküyor. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Bu terör saldırılarının üzerine bundan sonra da bütün gücümüzle gideceğiz. Olaylar ortaya çıkmadan önlenmesi için her türlü tedbiri alacağız” demiş.

Bakalım bundan sonra Davutoğlu’nun bahsettiği canlı bombalar eylem yapmadan yakalanacak mı? 

Okunma Sayısı: 776
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı