Seçimden önce uygulanan “Faiz sebep, enflasyon sonuçtur” tezinin ülkeyi uçurumun kenarına getirdiği ve bu modelin çöktüğü itiraf edilirken, “rasyonel bir zemine dönme” yolunda adımlar atılıyor.
Vatandaşı zamlar karşısında inim inim inleten yeni vergiler ardı ardına gelirken, ülkeyi yönetenler ekonominin düzeleceği tarihi 2025 olarak gösteriyor.
Yaklaşık 9 milyon emeklinin 7.500 lira ile geçinmeye çalıştığı, yoksulluk sınırının 40 bin liraya yaklaştığı bir dönemde, asgari ücretli de 11.400 lira maaşla açlık sınırının altında yaşamaya çalıyor.
Emeklinin bu durumu iktidar partili vekilleri sokağa çıkamaz hale getirdi. Cumhur İttifakı ortaklarının bile buna yüksek sesle itiraz ettiği bir durumda, iktidar destekçisi medya, her gün emekliye zam yapılacağını söyleyerek bir bakıma “gaz” alıyorlar. Oysa zam önümüzdeki yılın başında yapılacak… Tepkileri azaltmak için adeta insanlarla alay ediyorlar.
Diğer taraftan da küçük ölçekli işyerleri birer birer kapanıyor. Ortalık büyük şirketlere ve büyük marketlere kalmış durumda. TOBB verilerine göre, Türkiye’de Ocak-Temmuz döneminde 11 bin 559 şirket, 449 kooperatif kapandı.
Buna rağmen, AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz, “Özel sektör ayakta. Kapanan fabrika gördünüz mü? Duydunuz mu? Allah için soruyorum yani. Herkes yeni bir fabrika eklemeye çalışıyor” demiş.
Sayın Yavuz, bu rakamları bilmeden mi konuştu; yoksa “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler olmuştur” sözü hâlâ anlaşılamamışken, vatandaşın çözemeyeceği bir cümle daha mı sarf etti, bilemedik doğrusu.
***
Elinden tutan yok!
İYİ Parti ile MHP arasında zaman zaman nezaket sınırlarını aşan tartışmalar yaşanıyor. En son olarak, seçimin ardından Bahçeli, “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” demişti. İYİ Parti beklenileni yapıp bu çağrıyı reddedince MHP’den sert karşılık buldu.
Akşener’in, “Siyasi partiler ayrı ayrı seçime girsin” teklifine Bahçeli, “Bizim nazarımızda ciddiye alınacak tarafı yoktur. Seçime ayrı girmek isteyenlerin elinden tutan yok” karşılığını verdi.
Ama bu arada dikkat çeken bir durum ise, AKP’nin bu tartışmaya katılması oldu. Partinin kurullarının gündemi gelirken Akşener’in sözüne üslupsuz bir cevap verildi.
Dikkat çeken bir durumda CHP’nin bu tartışmaya “nezaketsizlik olacağı” gerekçesiyle sessiz kalması oldu.
Mahalli seçimlerde MHP’nin tutumu ne olacak bakalım; ayrı listelerle mi girilecek, yoksa AKP’nin adaylarını mı desteklenecek?
Öyle ya, kimsenin elinden tutan yok, herkes kararını kendisi verecek…
***
Alkışı bize, eleştiriyi…
Büyük çoğunluğu iktidar lehine yayın yapar hâle gelen medya kuruluşları (gazete, TV, haber siteleri, ajanslar) muhalefetin birbirine karşı yaptığı eleştirileri manşetten verirken, Cumhur İttifakı’nın oluşturan partilerden hükümete yöneltilen eleştirileri ise görmüyor.
Yeniden Refah Partisi, Cumhur İttifakı içinde olduklarını ama iktidarın yaptıklarından sorumlu olmadıklarını -ne demekse artık- söylerken rahatsız oldukları konuları tek tek sıralıyor.
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, özellikle ÖTV ve MTV artışları ile emekli maaşları konusunda hükümeti sert bir şekilde eleştiriyor.
Bu açıklamalara SP Meclis Grup Başkanvekili Bülent Kaya, “Değerli vatandaşlarımız: Cumhur İttifakı’ndayız! Memnuniyetinizi bize şikâyetlerinizi Erdoğan’a: alkışı bize eleştiriyi Erdoğan’a yapınız!” diyerek kinayeli bir gönderme yapıyor.