"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ya böyle devam ederse?

Mehmet KARA
28 Kasım 2016, Pazartesi
İslâm İşbirliği Teşkilâtı Ekonomik ve Ticarî İşbirliği Daimî komitesi (İSEDAK) toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı eğer birisine diktatör diyorsa benim indimde o iyidir” demesi kulislerde farklı şekillerde yorumlandı.

Erdoğan bu sözüne, “Ben de şimdi bunlar birilerine ‘diktatör’ mü diyor, orada tam tersini düşüneceksin, o insan gayet iyidir… Şimdi ABD bir seçim yaşadı değil mi? Hesap tutmadı. Hesap farklıydı, seçimi Trump kazandı. Amerika’da Trump’a ‘diktatör’ demeye başladılar? Avrupa’nın değişik ülkelerinde sokaklara döküldüler, ‘diktatör’ demeye başladılar. Hani demokrattınız? Demokrasi sandık değil mi?” şeklinde açıklık getirdi.

Trump’ın İslâm’ın, Müslümanların aleyhine konuşmalarına da “Biz siyasette bu tür şeylerin hepsine alışığız. Bugün böyle konuşulur, sonra bu yanlış düzeltilir…” diye yorum getirdi.

Burada şu sorular akla gelebilir: “Batı’da başka kimlere “diktatör” deniyor? Bunların hepsi iyi mi peki?” Meselâ Batı, beş seneyi aşkındır ülkesini harap edip, onbinlerce insanı öldüren, binlerce insanı yerinden yurdundan eden Esad’a “diktatör” diyor. 

Diğer yandan yeni seçilen ABD Başkanı ya Ocak ayında göreve başladığında Müslümanlarla ve İslâm’la ilgili düşüncelerini değiştirmezse ne olacak?  Ya diktatöryal bir yönetim sergilerse o zaman ne diyeceğiz? Bunların şimdiden eleştirilmesi gerekmez mi?

Muhalefet birbirine lâf yetiştirirken...

MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin teklifiyle “adı cumhurbaşkanlığı aslında başkanlık sistemi” olan 12 maddelik anayasa değişikliği paketinin AKP ile MHP arasında görüşmeleri sürerken iki muhalefet partisinin (CHP, MHP) birbirine karşı takındığı tavır ibretlik… Muhalefet partileri adeta birbirine düştü. 

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, parti teşkilâtını MHP ile başkanlık sistemi konusunda tartışmaya girmemeleri konusunda uyarırken, “Bahçeli tabanını kenetlemek için bizim MHP ile kavga etmemizi istiyor. Bu tuzağa düşmeyeceğiz” ifadelerinin medyada yer almasından sonra Bahçeli atasözleriyle süslediği grup konuşmasında, “Sayın Kılıçdaroğlu şunu bilsin. Kavga gibi bir arayışımız yoktur. Eğer olursa kendileri bizim klasman ve ilgimizde zaten değildir. Sakal bıyığa denk olmayınca berber ne yapsın. Söz eylemi doğrulamayınca adam neylesin. CHP vatanı böldürmeyeceğiz, diyor. Kendilerini alkışlıyor. Allah tamamına erdirsin diyoruz” diye cevap verirken, vekillerden yoğun alkış aldı.

Kılıçdaroğlu kendisinden önce konuşan Bahçeli’ye teşkilâtına verdiği “talimat”a kendisi de uyarak cevap vermemeyi tercih etmesi de dikkat çekiciydi. 

İki muhalefet partisinin aralarındaki bu atışma en çok AKP’yi sevindiriyor olmasını tahmin etmek zor olmasa gerek…

Sağduyu-Dostluk!

Bir internet sitesindeki haberi “alıntı” yapan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “Sezgin Tanrıkulu sessizce Selahattin Demirtaş’ı hapishanede ziyaret etmiş... Sağduyulu CHP’liler CHP nereye gidiyor?” diye sormuş. 

Tanrıkulu da buna “Henüz ziyaret etmedim. Ama en yakın zamanda ziyaret etmek istiyorum. Her şey siyaset değil. Bu günler geçer, insanlık ve dostluk geriye kalır” diye cevap vermiş… 

Bu karşılıklı cevaplardan sonra bir siyasetçinin parlamentoda beraber olduğu bir siyasetçiyi hapishanede ziyaret etmesi “sağduyusunu kaybetti” şeklinde değerlendirilir mi?

Sükût altındandır, ama...

Doların ateşi düşmüyor. Her gün rekor üstüne rekor kırıyor. Dolar rekor kırmaya başladığında, “Dolar kurunda müdahale gerektirecek bir durum yok” ya da “Dolardan bize ne. Dolar bu; iner, çıkar” diyen hükümet toplantılar yapsa da doların ateşini bir türlü düşüremiyor.

Doların bu kadar arttığı, ekonominin kırılgan olduğu günlerde bazen öyle şeyler olur ki, adeta buluttan nem kapılır. Şu anda da böyle bir süreç yaşanıyor.

Merkez Bankası eski Başkanı Mahfi Eğilmez, bunu veciz şekilde şöyle ifade etmiş: “Her yeni demeç Doları 1 tık yukarı atıyor. ‘Söz gümüşse sükût altındır’ demişler... Demişler de dinleyen kim?”

Dinlenmediği için de böyle oluyor zaten. Oysa sükût, bazen saatlerce konuşmaktan daha etkili olur…

Çaycı, çorbacı biliniyor da...

Bahçeli, hükümeti hiç de eleştirmiyor değil tabiî. KHK ile memuriyetten ihraç edilenlerle ilgili hükümeti eleştirisinde, “Ne var ki, sırf malûm bankayla zorunluluktan dolayı işlem yaptı diye, dershanelerinde görev aldı diye FETÖ’cü damgası vurmak, itibarından ve ekmeğinden etmek yanlıştır. Tasvip etmesek de yasal sendikalardan birine üye olmanın bir memuru suçlu yapmayacağı açıktır” derken şu soruları soruyor:

“Öğretmene güç yetiyor da, siyasetteki FETÖ’cülere niye dokunulmuyor? Niye bunların üzerine gidilmiyor? Çaycı, çorbacı biliniyor da hatırlı ve yüksek mevkilerde bulunmuş veya bulunan FETÖ’cülere niye sıra gelmiyor, adalet bunlara niye uğramıyor?”

Sahi neden?

Okunma Sayısı: 1837
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı