"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kedersiz bir Cennet

Mehmet Örnek
08 Kasım 2018, Perşembe 00:52
Her şey zıddıyla bilinir.

Karanlık olmadan ışığın değeri anlaşılmıyor. Acı olmadan da, mutluluk bir anlam ifade etmiyor. Bu nimetlerin tam farkında olmamız için Allah, zıtları bir arada göndermiştir.  Her işi rast giden insanların şükürsüz ve lezzet almadan yaşadıklarını görmekteyiz. Bizi ebedî saadetlere ulaştıran bu gibi nimetlerin farkında olmak gerekir. Lâyıkıyla yaşadığımızda iki cihan saadeti dediğimiz duâları yaşayacağız inşallah. 

Dünya ile başlayan, ahirette de devam eden huzuru herkes ister. Ama ebedî âlem olan ahiret yurdunda kedersiz yaşamak için, bazen dünya meşakkatlerine de sabretmek gerekiyor. Nihayetinde burası imtihan meydanı.. Ve biliyoruz ki, zahmet olmadan rahmet olmuyor. Bize teselli veren, baki âlemlerde rahmetin tam manasıyla tecessüm etmesi. Nitekim âyette diyor,  “Ve onların gönüllerinden kin, tasa ne varsa hepsini söküp attık. Orada kendilerine hiçbir zahmet ve meşakkat dokunmaz, onlar oradan da çıkarılacak değillerdir.”1 Cennet’in huzur ve saadet yeri olduğunu buradan anlıyoruz. Orada açlık, hastalık, ihtiyarlık ve ölüm gibi haller bulunmadığı gibi, keder ve üzülmek de yoktur. Cennetliklere şöyle seslenilecektir, “Sizler sıhhatli olacaksınız, hiç hasta olmayacaksınız, sizler devamlı yaşayacaksınız, asla ölmeyeceksiniz. Sizler genç olarak kalacaksınız, asla ihtiyarlamayacaksınız. Sizler nimetler içinde yaşayacaksınız, asla sıkıntı çekmeyeceksiniz.” 2 Taberî’ye göre bu âyetle Cennetin mutluluk yeri olduğu, orada insana sıkıntı verecek hastalık, yorgunluk, ihtiyarlık ve ölüm gibi şeylerin bulunmayacağı kastedilmektedir.

Bediüzzaman Said Nursî, bu meselemize şöyle bir ışık tutuyor, “Şu kâinata dikkat edilse görünüyor ki; içinde iki unsur var ki, her tarafa uzanmış, kök atmış. Hayır şer, güzel çirkin, nef’ zarar, kemâl noksan, ziyâ zulmet, hidâyet dalâlet, nur nâr, imân küfür, tâat isyan, havf muhabbet gibi âsârlarıyla, meyveleriyle, şu kâinatta, ezdâd, birbiriyle çarpışıyor, dâimâ tegayyür ve tebeddülâta mazhar oluyor, başka bir âlemin mahsulatının tezgâhı hükmünde çarkları dönüyor. Elbette, o iki unsurun birbirine zıd olan dalları ve neticeleri, ebede gidecek, temerküz edip birbirinden ayrılacak; o vakit, Cennet-Cehennem sûretinde tezâhür edecektir.” 3

Velhasıl, zıtlıkların ayrıldığı ahiret âleminde yaptığımız her şey karşılığını bulacaktır. İyiliklerimiz cisimleşerek Cennet suretini alarak, keder ve üzüntünün olmadığı ebedî saadetlere ulaşacaktır inşallah. 

Dipnotlar:

1) Hicr, 15/47.

2) Taberî, a.g.e, Trc: c. 5, s. 158.

3) Sözler, 491.

Okunma Sayısı: 944
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı