"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ahiretin delilleri

Mehtap Yıldırım Yükselten
17 Mayıs 2018, Perşembe 02:08
Haşir Risalesi, ikinci surette, Allah’ın icraatları nazara veriliyor.

Sınırlarını hayal bile edemediğimiz kâinatın her yerinde sürekli, kusursuz işleyiş ve denge var. Her şey bir faaliyet ve hareket hâlinde. Bizim, şuursuz, akılsız dediğimiz varlıklar nasıl oluyor da rotalarından çıkmadan ve bir kazaya meydan vermeden uzay boşluğunda dolaşıyorlar? Tüm bunlara “kendi kendine oluyor” diyebilir miyiz?

Hem sadece şu yaşadığımız âleme baktığımızda, en zayıf ve en fakirden en güçlü ve zengine kadar herkese rızıklar veriliyor. Hatta zayıf ve güçsüz olanlara çok daha fazla bir kolaylık sağlanıyor. Aciz oldukları için, adeta rızık onların ayağına geliyor. Yeni doğan yavrular gibi. Tilki ve maymun gibi hile ve kurnazlıklarla av peşinde koşan hayvanların bin bir güçlükle elde edebildiği az rızıklarına mukabil sudaki balıkların sürekli olarak kolaylıkla beslenmeleri gibi. 

Her canlı için ayrı ayrı erzaklar zamanında verildiği gibi, hastalanan kimsesiz canlılara da çok güzel bakılıyor. Yeryüzü adeta bir eczane gibi, her hastalığa şifa olacak bitki ve çareleri de üzerinde barındırıyor. 

Görülen tüm bu rahmet ve kerem, ahiretin varlığına delillerdir. Bu açıdan düşünürsek ahireti gerekli kılan delilleri saymakla bitiremeyiz. Mesela, şu an bahar mevsimini yaşıyoruz. Kısa bir süre önce hiçbir canlılık alâmeti olmayan kuru dallar, yeşerdi, çiçeklendi. Renkli, sanatlı ve lezzetli meyvelerini dallarıyla bize uzatıyorlar. Zehirli olan arının karnında tatlı, şifalı balın üretilmesi ve bize takdim edilmesi; yeşil dut yaprağı yiyen elsiz bir böceğin bembeyaz ipek dokuması, bu böceklerin işi olamaz. Öyle ise perde arkasında tüm bu işleri yaptıran bir Zâtın emri, iradesi ve eli vardır. Madem akıldan yoksun olan bu hayvanlar, kuru dallar, bitkiler bizi tanımaz, bilmez ve bize merhamet etmez; demek ki çok şefkatli, merhametli, her canlıyı gözeten, ihtiyaçlarını ayrıntısıyla bilen bir Zât’ın ikramıdır. Bu sayısız rahmet, kerem ve şefkat delillerini sizlerin tefekkür alemlerine havale edip burada kısa kesiyorum. 

Bu sonsuz cömertlik ve misafirperverlik, sonsuza dek ikram etmek ister. Bunun için de ikram edeceği zatların hayatının devamını arzu eder. Oysa bu fani, kısa hayatta, o sonsuz rahmet ve kerem deryasından ancak bir damla gibi çok küçük bir parçası tecelli ediyor.

Demek ki, bu kerem ve rahmete layık, sonsuz bir saadet yurdu olacaktır. Bizi yokluk karanlıklarından çıkarıp, yoktan var eden, türlü türlü nimetlerle rızıklandıran bir Zat, bizi tekrar karanlıklara gönderip yok eder mi? İdam edilmek üzere olan bir mahkûma çeşit çeşit ikramlarda bulunmanız, odasını ve darağacını süslemeniz onun için bir şey ifade eder miydi? Allah da, bizi yok edecek olsaydı; bu dünyaya getirip, şefkatle muamele edip, ikramlarda bulunmazdı. Yani diriltmemek üzere öldürecek olsaydı, bu kâinat sarayına ve her bir insana her gün, her an, bu kadar yatırım, ikram ve ihsanda bulunmazdı. Bu geçici dünya ve fani hayatlar için dahi bu kadar masraf yapan, sonsuz cömert ve şefkat sahibi Zât; elbette kendini tanıyan, ibadet, dua ve şükür edenlere daimi bir mükâfat ve saadet yurdunu verecektir.

Okunma Sayısı: 1082
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı