"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Allah, iman edenlere Cennet vaad ediyor

Mehtap Yıldırım Yükselten
28 Haziran 2018, Perşembe
Haşir Risalesi 8. Hakikatin başında “Bab-ı vaat ve vaiddir; ism-i Cemil ve Celil’in cilvesidir” ifadesi yer alır.

Allah’ın vaadinden dönmesinin imkânsız olduğu, mükafat için Cenneti, ceza için Cehennemi yaratacağı anlatılır. Güzellik manasında olan Cemil ismi Cennete, hiddet manasındaki Celil ismi Cehenneme bakar. Vaat, mükâfatı gerektirir, vaid ise ceza vermeyi gerektir. 

Allah, Kur’ân-ı Kerîm’de çok tekrarlar ile, iman edenlere Cenneti vaad ediyor. İman etmeyenleri ise şiddetli tehdit ediyor. 

“Öyleyse Allah’ı sakın resûllerine karşı vaadini yerine getirmez sanma. Muhakkak ki; Allah, azîzdir, intikam sahibidir.”1

 “Lâkin Rab’lerine karşı takva sahibi olanlar için, üst üste inşa edilmiş, altından nehirler akan köşkler (yüksek makamlar) vardır. Allah’ın vaadidir ki, Allah vaadinden dönmez.”2

Cenâb-ı Allah, hâşâ sözünü gerçektiremeyecek bir acziyette değildir. Hiçbir şey ona ağır gelmez. Nasıl yarın sabah güneşin doğacağından, yeniden bahar geleceğinden bir şüphemiz yoksa, bir gün bütün bu geçici sahnelerin büsbütün harap edilip, ahirete inkılâp edeceğinden de bir şüphemiz olmamalı. Bugün kâinatın ayakta durması ve her canlının ihtiyacının verilmesi, Allah’ın yarattıklarını hiç unutmayacağının ve sözünde durduğunun ve duracağının delilleridir. Dünyayı yıkıp ahireti yaratmak Allah’a göre bir sayfayı kapatıp bir sayfayı açmak kadar kolaydır. 

Namaz ile ilgili olan 21. Sözde “vaad etmek” konusunda bir örnek vardır. Bir adam sana yüz liralık bir hediye vaad etse yüz gün seni çalıştırır. Sözünden dönebilecek o adama itimat edersin usanmadan çalışırsın. Acaba, “sözünden dönmek” hakkında imkânsız olan bir zat, Cennet gibi bir ücreti ve ebedî saadet gibi bir hediyeyi sana vaat etse; ve bu vaadi yerine getirmek için, pek az bir zamanda, pek güzel bir vazifede seni istihdam etse; sen buna mukabil hizmet etmesen veya isteksiz, angarya iş gören gibi usançla, yarım yamalak hizmet etsen; ve bu isteksizliğinin lisan-ı haliyle O’nu vaadinde itham edip hediyesini küçümsesen, pek şiddetli bir edeplendirmeye ve dehşetli bir azaba müstehak olacağını düşünmüyor musun?

Madem vaad etmiş, bir mahkeme-i kübra ve ebedî bir saadet yurdu vardır.

Kaynakça:

1- İbrahim Sûresi, 47. âyet.

2- Zümer Sûresi, 20. âyet.

Okunma Sayısı: 2319
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı