"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Derslere katılmanın kabirdeki mükâfatı

Mehtap Yıldırım Yükselten
06 Aralık 2018, Perşembe 02:07
Kabristanlara gittiğimizde alabildiğine sûkunet ve sessizliğe bürünmüş bir mekân olarak görsek de hakikatte öyle değildir.

Nasıl ki, uykuda olan insanların rüyalarının içine girip ne yaşadıklarını bilemiyorsak, onların hayat tabakalarına girip ne yaşadıklarını bilemiyoruz. Ancak Peygamber Efendimizin (asm) hadis-i şeriflerinden, “keşfe’l kubur” denilen kabir ehlinin hâllerini müşahede eden velî zatların ihbarlarından anlıyoruz ki, o derin sessizliğin altında mü’min ruhların şenlikli bir hayatı var. Birbirleriyle görüşmeler, sohbetler, toplanmalar, Cennet bahçelerini seyirler, kuşların göğüs kafesine binip Cennet bahçelerinde gezintiler, nimetler, mükâfatlar vs.. Bu mükâfatlardan biri de, dünyadayken de içinde bir nevi Cennet lezzeti bulunan; Allah rızası için bir araya gelip, birbiriyle görüşen, Allah kelâmını tefekkür eden, faydalı ilim öğreten ve öğrenenlerin mükâfatıdır.

“Her ders için bir altın madalya”

Merhum yazar Şaban Döğen anlatıyor: Gölcük’te yaşayan, dini sohbetleri çok seven Fevzi Şeker isminde bir zat bu hazzı dostlarıyla da paylaşmak için çevresindekileri derslere götürmeye başlamış. Bunlardan bir de bacanağı Recep Bey olmuş. Fakat Recep Bey her nedense bir süre sonra derslere devam etmemiş. 17 Ağustos 1999 depreminde de enkaz hâline gelen evinde şehadete ermiş. Fevzi Şeker Ağabey bir süre sonra bacanağı Recep Bey’i rüyasında görmüş. Gece gündüz derslerle ilgili olduğu için ona ilk sorusu da ilim meclisleriyle ilgili oluyor. “Derslere katılman kabirde nasıl karşılandı?” diye soruyor. O da, “Burada her ders için altın madalya veriyorlar. Keşke derslere daha fazla katılsaydım. Hayatınızın kıymetini bilin, hizmetten ayrılmayın” diye karşılık veriyor. (365 Günde İslâm s. 43)

Madalya mükâfatının farklı kişiler tarafından da anlatılması ilginç bir tevafuk olmuştur. Yazar Abdil Yıldırım da, Yeni Asya Gazetesi’ndeki 20 Aralık 2012 tarihli “Rüyaların verdiği mesajlar” başlıklı köşe yazısında aynı hadiseyi anlatarak, bununla örtüşen bir başka hâdise daha anlatıyor. Şöyle:

“Bir Nur Talebesi, bir arkadaşını sürekli sohbete dâvet eder, ama o arkadaşı her seferinde bir bahane ile reddeder. Fakat Nur Talebesi kardeşimiz ısrarından vazgeçmez. En sonunda arkadaşı kerhen de olsa kabul eder ve bir akşam birlikte derse katılırlar. Ama arkası gelmez. Bir süre sonra da vefat eder. Onu hayatta iken bir defa derse götüren kişi, vefat eden arkadaşını rüyasında görür. Halini hatırını sorar. Merhum arkadaşı şu cevabı verir: “Allah senden razı olsun arkadaşım. Hani seninle bir gün sohbete gitmiştik ya, işte onun için bana bir bronz madalya verdiler.”

Kerhen de olsa bir kez derse gidene bronz madalya veriliyorsa, istekle, şevkle, hasretle, özlemle ve devamlı gidenlerin mükâfatı kimbilir nasıldır? Ve nasıl niyet ve hallerle gidiliyorsa derecelerine göre altın, bronz, gümüş, elmas, yakut, pırlanta gibi dünyada değerli bildiğimiz ödüllere benzer mükâfatlar olacağının müjdesini de bu sahih rüyalar haber veriyor. “Rüya ile amel edilmez” elbette, ama madem ki, Bediüzzaman Hazretleri “Birimiz şarkta, birimiz garpta, birimiz cenupta, birimiz şimalde, birimiz ahirette, birimiz dünyada olsak, biz yine birbirimizle beraberiz” diye müjdeliyor, birbirini Allah rızası için seven dostların birbirine kabirden haber vermeleri de mümkündür.

Bu hadiseler ışığında tefekkür ettiğimizde bize düşen; her yeni günü ganimet ve nimet bilmek, burada yaptığımız zerre kadar hayır ve iyiliğin zayi olmadığını, kabirde, mahşerde, mizanda, sıratta muhakkak karşımıza çıkacağını düşünerek hareket etmektir.

Okunma Sayısı: 1956
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    7.12.2018 21:30:14

    Derslere katılma imkânı olup da gidemeyen kardeşler için şevke medar bir yazı olmuş. Cemaatimizin şahs-ı mânevînin değerini bilmemiz lazım. Allah razı olsun ☺️

  • Murat Yüksel

    6.12.2018 11:51:25

    Allah razı olsun. Şevke medar bir yazı olmuş. Ben de Rahmetli Mevlüt Polat ağabeyi vefatından sonra rüyada gördüm. iyi bir vaziyetteydi. Ahirette haliniz nasıl diye sorunca: 'Çok şükür çok iyiyiz' dedi. Siz dünyadayken derslere çok giderdiniz. Onun bir faydası oldu mu peki deyince. 'Olmaz olur mu hem de çok oldu' diye cevapladı. Allah RNur sohbetlerinden feyzimizi daim kısın. Amin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı