"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ecel cellâdından kurtuluş çaresi

Mehtap Yıldırım Yükselten
13 Eylül 2018, Perşembe 01:30
İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri de; her türlü korkudan emin olmak, güven ve huzur içinde yaşamaktır.

Ancak, insanın aciz ve zayıf olması; çeşitli hastalıklara, musîbetlere, kederlere giriftar olması, en önemlisi de ölüm gibi bir ayrılık acısıyla karşı karşıya olması, dünyadan aldığı lezzetleri azaltmakta ve acılaştırmaktadır.

Bediüzzaman Hazretleri, insanlığın dünya ve ahiret saadetini gaye edinmiş, en muğlak sorulara cevap vermiş, en müşkül dertlere Kurân’dan çareler göstermiştir. Fen ve felsefe ne kadar çalışma ve araştırmalar yapsa da, insanlığın muhtaç olduğu bu en önemli soru ve sorunlarına tatmin edici cevapları verememektedir. Bediüzzaman, herkesin en büyük meselesi ve endişesinin kabir kapısını kapatmak, ölümden kurtulmanın çaresini aramak olması gerektiğine dikkat çekmiştir. Yine, her insanın başına büyük bir dâvâ açıldığını, bu dâvânın imanla kabre girmek ya da girmemek olduğunu, aklı olan her insanın hiç tereddütsüz bütün kuvvet ve servetini bu tek dâvâyı kazanmak için harcaması gerektiğini ifade eder. Yani “ölüm” hakîkati ve ahiret, bu hayatın en ciddî ve hayatî meselesidir.

Bilimsel olarak yapılan ölüme çare arama çalışmaları, ebedî yaşamaya programlanmış olan insan ruhunun “sonsuza kadar yaşamak istiyorum!” haykırışlarıdır. Eğer iman gözlüğüyle bakılmazsa, yaşamak çok manasızdır. “Neden herkes kısa bir süre kalıp gidiyor?”, “Niçin yaşadık?, Niçin ölüyoruz?” gibi sorular insanın beynini kemirir. Kimisi de iman gözlüğüne sahip olsa bile, gözlüğün camlarını istediği gibi boyadığı için, kulluk vazifelerini yerine getirmez. Serbest yaşamak ister. Böyleleri için kabir, bir “haps-i münferit” yani yalnız başına bir hapistir.

“Madem ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor. Elbette, bu ecel cellâdının elinden ve kabir haps-i münferidinden kurtulmak çaresi varsa, insanın en büyük ve her şeyin fevkinde bir endişesi, bir meselesidir.” (Asa-yı Musa)

Bu dünyada yaşamamızın en büyük ve her şeyin üzerinde gayesi, ecel denen ölüm vaktinin bizim için her şeyin sonu olmasından ve kabrin bizim için karanlık bir haps-i münferit olmasından kurtulmak olmalıdır. Ecel cellâdından kurtulmanın çaresi ise, Allah’a ve ahiret gününe imandadır. Allah’a kul olmakla, ömür sermayesini ahiret hesabına işletebilmektedir.

Okunma Sayısı: 477
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı