"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

En yürekli ses: Yeni Asya

Mehtap Yıldırım Yükselten
06 Kasım 2017, Pazartesi
Bediüzzaman Said Nursî, (1909) Divan-ı Harbi Örfî’de sadece mahkeme heyetine değil, sadece içinde bulunduğu zamana değil, gelecek zamanlara da içtimâi hayatın temellerini oluşturacak mesajlar gönderir.

Meşrûtiyet, hürriyet, cumhuriyet, şeriat, adalet, istibdat gibi kavramlar o zamanki halk tarafından yanlış bilinmekte, mânâsından uzak kullanılmaktadır. Genç bir âlim olarak İstanbul’a gelir gelmez bunun tesbitini yapan Bediüzzaman Said Nursî, gittiği her yerde, çektiği telgraflarda, camilerde, meydanlarda yaptığı konuşmalarda, gazetelerde yazdığı yazılarda meşrûtiyeti, hürriyeti, cumhuriyeti, adaleti hâkikî mânâsıyla anlatır. Yani bu kavramların zannedildiği gibi Batı’dan gelen, şeriattan uzak tabirler olmadığını, aksine şeriatın özü, sahabe mesleği olduğunu izah eder ve yazar. Böylece şeriata olan ön yargıları da izale eder. Şeriat’ı geri kalmışlık, bağnazlık, istibdat rejimi gibi görenlere şeriatın asıl mânâsını anlatır. 

Mahkeme heyeti’nin “Sen de şeriat istemişsin?” diye suç isnad ederek sorduğu soruya cevaben: “Şeriatın bir hakîkatine bin ruhum olsa feda etmeye hazırım. Zira şeriat, sebeb-i saadet ve adalet-i mahz ve fazilettir. Fakat, ihtilâlcilerin isteyişi gibi değil!” şeklinde cevap verir. Vatana, millete yaptığı hizmetlerine karşılık, bir kâtil muamelesi görmesine karşı, mahkeme heyetine kinaye olarak, savunmasının her birini “cinayet” olarak adlandırır. “On bir buçuk cinayet” olarak sürdürdüğü savunmasının her birini “Demek cinayet işledim ki, bu tarz muamelenizi gördüm” şeklinde kinayeli bir üslûpla tamamlar. 

Aradan bir asırdan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen, bahsettiğimiz kavramların tam ve hakikî mânâsıyla anlaşılamamış olması, ne yazık ki bugün de farklı sıkıntılar yaşamamıza sebep olmaktadır. Demokrasi, adalet, meşveret gibi kavramların anlamları bilinmediği için ya da yanlış bilindiği için; adalet yerine zulüm ve tahakküme mâruz kalıyoruz. Meşveret, şûrâ bilinmediği için bir kişinin dediği kânun gibi itibar görüyor, haksızlıklara sessiz kalınıyor. Oysa yüz yıldan fazla bir zaman önce, her alanda bir dâhi diyebileceğimiz Bediüzzaman Hazretleri, bizim saadetimiz için gereken formülleri Kur’ân’dan asrımıza uygun tarzda bizlere bildirmiş. Tâ ki anlayalım, tatbik edelim, böylece hem dünyada hem ahirette mutlu olalım. 

Bugün de şunu görüyoruz ki, sanki 108 yıldır o mahkeme hiç bitmemiş.  Şahs-ı mânevî adına Yeni Asya konuşuyor, adaleti, demokrasiyi, hak ve hakikatleri anlatıyor. Ne var ki, yüksek hakikatler, zeki muhataplar istediğinden çoğu zaman anlaşılamıyor ya da yanlış anlaşılıyor. “Zalimlerle beraber mazlûmlar da yanmasın, bir gemide dokuz câni, bir mâsum olsa o gemi asla batırılmaz” diyor “sen de teröristleri desteklemişsin” deniliyor. “İdareci halkına baskı uygulamaz, zulmetmez “Peygambere tâbi olmayıp zulmedenler, padişah da olsalar haydutturlar.” diyor, düzene karşı çıkmakla, siyaset yapmakla suçlanıyor. 

İnsanlığın ebedî saadeti için hiçbir baskıdan ve iftiradan yılmadan usanmadan bu hâkikatleri anlatan medyadaki tek yayın organı Yeni Asya Gazetesi’dir. Maddî, siyâsî herhangi bir çıkar gütmediği için, hak nereden gelirse onu alkışlayan, zulüm nereden gelirse ona karşı çıkan olduğu için sürekli suçlanan olsa da, şu zamanın en cesur, en yüksek sesidir!  

Okunma Sayısı: 1048
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Demokrat

    6.11.2017 20:19:31

    Kesinlikle.Kendileri bile inanmakta zorlansalarsa da;kesinlikle.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı