"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Faniyim, fani olanı istemem”

Mehtap Yıldırım YÜKSELTEN
30 Ağustos 2018, Perşembe
Dünyanın ve kendinin fani olduğunu bilmeyen insan yoktur.

İnsanlar sohbet ederken, özellikle bir ölüm haberi duyduklarında “Yalan dünya, Sultan Süleyman’a bile kalmamış” derler. 

Edebiyatımızda da sıkça rastlanan bir kavramdır “fanilik”. Şiir ve şarkılara sıkça konu olmuştur:

“Unutma ki dünya fani,

 Veren Allah alır canı,

 Ben nasıl unuturum seni,

 Can bedenden çıkmayınca.”

İnsan kalbi, ebedî bir muhabbet için programlandığından fani olan sevgilere razı gelmez. Fanilikle ilgili şarkı ve şiir sözlerinin bir çoğu geçici sevgilere ve sevgililere razı olmayan kalbin inlemeleri ve gözyaşlarıdır. Evet, insan fanidir ve fenaya gider. Bu dünyada gördüğümüz ne varsa hepsinin üzerinde fanilik damgası vardır. İmtihan olarak gönderildiğimiz dünyada bu hâlin bir kanun olarak var olması, elbette bizi üzmek için değildir. Her varlıkta görülen bu fanilik mesajlarını doğru okumak gerekir. Allah, insana her şeyin fani yüzünü gösterip onlardan ayırmakla, Bâki olan kendi zatını aramaya ve bulmaya sevk ediyor. Kalpte fıtrî olarak Bâki bir İlah arama hissi meydana geliyor. Kendi gibi aciz ve fani olanların sevgisi insanı tatmin etmiyor. Bu durum Bediüzzaman Hazretleri’ne de şu sözleri söyletiyor: “Fâniyim, fâni olanı istemem. Âcizim, âciz olanı istemem. Ruhumu Rahman’a teslim eyledim, gayr istemem. İsterim, fakat bir yâr-ı bâki isterim. Zerreyim, fakat bir şems-i sermed isterim. Hiç ender hiçim, fakat bu mevcudatı umumen isterim.”

“Ben batıp gidenleri sevmem” diyen İbrahim (as) misali, kâinatta küçücük bir zerre ve parıltı gibi olan insan fani güneşlerin batmasıyla kendi kıvılcımının da sönüp gitmesini istemez. Öyle ise ezelî ve bâki bir güneşe dönmeli yüzünü ki, kendisi de onu bulmakla kıymet kazanıp bâkileşsin. Hayalleri, arzuları kâinatı kaplayan insanın içindeki sevmek ve ebedî yaşamak hisleri, ancak o Bâki mahbup bulunduğunda tatmin olabilir. Fena ve fanilerden yara alan kalp için neştersiz bir cerrahi müdahale diyebileceğimiz bir duâ ve zikir de: “Ya bâki, entel bâkî” (Bâkî olan Sensin)’dir. Bunu sıkça söylemeyi alışkanlık hâline getirmek kalbe ilâç, ruha ise psikolojik terapidir.

 

Okunma Sayısı: 860
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı