"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Madem insan var, ahiret de var

Mehtap Yıldırım Yükselten
19 Temmuz 2018, Perşembe 01:07
Kâinat içinde insan; Allah’ın kelâmına en zeki, mütefekkir bir muhatap, bütün isimlerine en kapsamlı, en güzel ayna olmuştur.

Bunun için insan, yeryüzünün halifesi makamında, iç dünyası ve dış görünüm itibarıyla da kusursuz güzellikte ve donanımda yaratılmıştır. Aynı zamanda kâinatın küçük bir modelidir. Kâinatta ne varsa insanda, insanda ne varsa kâinatta vardır. Her bir insan, san’at, ilim ve hikmetçe, çok nadide bir saray gibidir. Bu sarayların cevherleri, kıymetli maddeleri ise muhtelif âlemlerden harika bir şekilde toplanmış ve getirilmiştir. Meselâ insanın ruhu, ruhlar âleminden gelmiştir. Cesedindeki muhtelif elementler maddî âlemin dört bir köşesinden harika bir şekilde toplanıp gelmiştir. Kâinatta bulunan bütün elementlerden bir miktar insanda da vardır. Kalsiyum, demir, oksijen, fosfor, potasyum gibi.  Ayrıca bu insan sarayına öyle duygular verilmiş ki, bu dünyaya sığmıyor, bekâ istiyor. Öyle ise, insan sırf bu dünya için yaratılmamış, ebede mazhardır. 

Her şeyin hakikati Cenâb-ı Allah’ın “Hak” ismine dayanır. 10. Söz, 11. Hakikat de: “Bab-ı insaniyettir ve ism-i Hakk’ın cilvesidir.” diye başlıyor. İnsan “Hak” isminin cilvesi olduğuna göre, “Hiç yok olmayan, gerçek olan, batıldan uzak duran” mânalarını taşımaya namzettir. Haşir Risalesi’nin bu kısmında insanın Cenâb-ı Allah için önemi ve değeri nazara veriliyor. İnsan, kâinat ağacının meyvesi, gayesi, amacı olarak yaratılmıştır. Her şey insanın yaşamasına uygun tarzda, onun rahat edeceği şekilde ve bütün varlıklar insanın etrafında, insana hizmetkâr olarak vazifelendirilmiştir. Bununla beraber, diğer canlılar içinde en nazik ve nazlı, en fakir ve muhtaç insandır. Hayvanlar gibi değildir, geçmişi ve geleceği düşünür. Lezzet aldıklarının sona ermesinden üzüntü duyar. Kabiliyetçe diğer canlılardan en üstün seviyede olmasına rağmen, bütün canlılar arasında en aciz ve en fakirdir. Yaşamak için pek çok şeye muhtaçtır. 

Hiç mümkün müdür ki, Allah insanı bu kadar kıymetli, nazik, nazlı, mahiyetçe diğer varlıklardan üstün, san’atlı yaratsın da, onu lâyık olduğu ve arzuladığı ebedî mekâna göndermesin? Elbette Allah, insan gibi bir hakikati ve bu hakikat uğruna yarattığı her şeyi iptal etmez. Hiçe indirmez. Böyle bir şey O’nun hakkaniyetine zıttır. O, hâşa böyle çirkin bir haksızlık yapmaz. 

Allah’ın varlığını tanıma ve bilme noktasında da, hiçbir varlık insana yetişemez. Allah kendini tanıttıracak ölçü ve mizanları, istidat ve kemalatları yalnız insana vermiştir. Yani, Ahzab Sûresi 72. âyette geçen, yer, gök ve dağların tahammülünden çekindiği, kabul etmediği vazifeyi, sadece insan kabullenmiştir. 30. Sözde bu konu daha geniş bir şekilde anlatılmaktadır. Kısa keserek ona havale ediyoruz.

Allah kendisine ayna, kâinata hilâfet makamında yarattığı, bu kadar önemli bir görev yüklediği insanın vazifelerini boşa çıkarmaz. Ahiret âlemleri insan için vardır. İnsanın varlığı, ahiretin varlığına en büyük delillerden biridir. Ebed için yaratılan insanın, kâinatı kuşatan duygularını ve sonsuza uzanan emellerini bu dünya tatmin etmez. Burası sadece bir misafirhane ve ahireti bekleme salonudur. 

Okunma Sayısı: 1281
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı