"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Samanyolu dışından gelen ziyaretçi”

Mehtap Yıldırım YÜKSELTEN
20 Ağustos 2017, Pazar
Son zamanlarda rastladığımız bir bilim haberine göre, bilim insanları insanın unsurlarını araştırmaya koyulmuşlar.

Araştırmalarının sonucunda; “İnsan vücudunu oluşturan atomların yaklaşık yarısının Samanyolu’nun ötesinde oluşmuş ve devâsa yıldız patlamalarının sonucunda çıkan galaksiler arası rüzgârlarla güneş sistemine taşınmış olabileceği” kanaatine varmışlar. Gökbilimci Prof. Dr. Daniel Angles-Alcazar, “Evrendeki yerimizi anlamamız açısından bilim çok yardımcı oluyor. Bazı açılardan, içinde olduğumuz galaksiyi düşündüğümüzde bizler aslında bir nevi Samanyolu dışından gelen ziyaretçi ya da göçmenleriz” 1 diyor. 

Gökbilimci Prof. Dr. Alcazar ve ekibi, yaptıkları araştırmada, eksikleri çok olsa da bazı gerçekleri bulabilmişler. Dünyaya gelen bir ziyaretçi ya da göçmen olduğumuz konusunda hemfikiriz meselâ. İnsanın unsurlarının nereden geldiğini ise, biz çok önceden en detaylı ve geniş haliyle Risale-i Nur’dan biliyoruz.

17. Lema’nın 14. Notası’nın 1. Remiz’i “Ey esbapperest insan!” diye başlar. Yani, ey sebeplere haddinden fazla değer vererek, her şeyi bir sebebe bağlayarak, Yaratıcısını ya inkâr ya da hiç bahsetmeyerek kıymet vermeyen insan! Devamında hayret verici güzellikte san’atlarla donatılmış, çok değerli taşlarla imar edilmiş bir saray örneği verilir. 

Şöyle devam eder: “Onun binasında sarf edilen cevherlerin bir kısmı yalnız Çin’de bulunuyor. Diğer bir kısmı Endülüs’te, bir kısmı Yemen’de, bir kısmı Sibirya’dan başka yerde bulunmuyor. Binanın yapılması zamanında aynı günde şark, şimal, garp, cenuptan o cevherli taşlar kolaylıkla celp olup yapıldığını görsen şüphen kalır mı ki o kasrı yapan usta, bütün küre-i arza hükmeden bir hâkim-i mu’cizekârdır? İşte her bir hayvan, öyle bir kasr-ı İlâhîdir. Hususan, insan o kasırların en güzeli ve sarayların en acibidir. Ve bu insan denilen sarayın cevherleri; bir kısmı âlem-i ervahdan, bir kısmı âlem-i misalden ve Levh-i Mahfuz’dan ve diğer bir kısmı da hava âleminden, nur âleminden, anasır âleminden geldiği gibi; hacatı ebede uzanmış, emelleri semavat ve arzın aktarında intişar etmiş, rabıtaları, alâkaları dünya ve ahiret edvarında dağılmış bir saray-ı acib ve bir kasr-ı garibtir.” 2

Uzun bir bilimsel araştırma sonucu ulaşılabilmiş az ve eksik, maneviyata kör, sağır, yetersiz bir haber nerede; kaynağı Kur’ân-ı Hakîm olan Risale-i Nur’dan alıntıladığımız bu kısacık bölümden insandaki unsurların nerelerden geldiği ve nerelere uzandığı hakkında edindiğimiz çok derin mâna ve hakikatler nerede? 

Ey Prof. Dr Alcazar, İnsanı tanımaya yönelik yapılan araştırma çok güzel. Zira “Kendini tanıyan Rabbini tanır”. “Bilim, evrendeki yerimizi anlamamıza çok yardımcı oluyor” deseniz de, sebepler arkasında işleyen İlâhî güç ve Kudreti göremiyor ve ya inkâr ediyorsanız, bir başka ihtimal biliyor, ama kıymetsiz bulduğunuz için Allah’dan bahsetmiyorsanız, kâinattaki yerinizi hâlâ bilmiyorsunuz demektir. Daha çok araştırın, daha çok okuyun. Özellikle Risale-i Nur’u okursanız sadece kendi alanınızda değil, her alanda uzman bir kaynak elde etmiş olursunuz. En önemlisi de ahireti kazandıracak, ebedî saadet’e vesile olacak bir kaynağa kavuşmuş olursunuz.

Dipnotlar:

1 - BBC bilim haber sitesi

2 - Lem’alar s.328

 

Okunma Sayısı: 4440
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı