"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünya korkunç oldu, çocuklar için!

Mikail YAPRAK
05 Temmuz 2018, Perşembe 00:51
Son zamanlarda masum yavrularımızın sessizce ortadan kaybolmaları, çalınmaları ve vahşice ölümleri; dünyanın onlar için ne kadar korkunç bir yer haline geldiğini gösteriyor.

Onlara bu vahşiliği reva görenlere azap edecek olan Allah (cc), o mâsumların dünyadan bu şekilde gitmelerine sonsuz merhametiyle müsaade ettiğine göre, onları yanına-Cennetine alıyor, bu dünyadan onları kurtarıyor.

Çok anlamlı bir fotoğraf gördüm internette ve insan olarak utandım. Kocaman bir ayı, güzel bir kız çocuğuna yaklaşırken, lisan-ı haliyle, "korkma, ben insan değilim" diyor.

**

Anne ve babanın hayata bağlanmasında önemli bir sebep teşkil eden çocuk; anne ve babasını dünyada bırakıp gitmesiyle de, onların yüzünü ebediyete çevirmede hikmetli ve ilâhî bir vazifeyi üstlenmiş oluyor.

Çocuğu elinden alındığı zaman “eğer bahtiyar ise, hakikî ehl-i iman ise, dünyadan yüzünü çevirir, Mün’im-i Hakikîyi bulur. Der ki: Dünya madem fânidir, değmiyor alâka-i kalbe.”(1)

Çocuklarımızı anlama, onları koruyup kollama hususunda Allah Resûlü (asm) bizim en büyük rehberimiz olmalıdır. “Allah’tan korkun, çocuklarınız arasında adaletli davranın.” “Şüphesiz ki Allah, çocuklarınız arasında öpücüklerinizde de eşit davranmanızı sever” hadis-i şerifleri ile bu husustaki bütün Peygamber sözleri ve fiilleri bize ışık tutmalıdır. Odur (asm) ki, “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi güzel yaptı” buyurmuştur. Ve O’nun (asm) ahlâkı Kur’ân idi.

Gördüğü ve karşılaştığı her çocuğa selâm veren, halini soran, binekli olduğu zaman çocukları atın terkisine alan, gidecekleri yere kadar götüren, onlarla arkadaşça konuşan, anlayış seviyelerine göre sohbet eden, hatta kuşu ölen çocuğa bile tesellî ziyaretine giden bir Resul-ü Ekrem (asm) örnek alınırsa; bütün pedagoglar, psikologlar ve sosyologlar mâlûmatlarını Peygamberî bir temele bina ederlerse, asıl o zaman dünya çocuklarına gün doğar ve asıl o zaman çocuklarımız bayram yaparlar.

Yine çocuklarımız hususunda, Risâle-i Nur Külliyatındaki Kur’ân ve Peygamber kaynaklı tesbitler ile bizzat Bediüzzaman’ın çocuklara muamelesi ve onları eğitmesi, başlı başına bir araştırma ve inceleme mevzuudur.

“Madem ki, o masumlar hayatın sıkıntılarına atılacaklar, madem ki insandırlar. Elbette küçük kalplerinde uzun arzuları, büyük maksatları olacaktır. Onlara kuvvetli bir dayanak noktası, tükenmez bir yardım kaynağını kalplerinde Allah’a iman ve ahirete iman ile yerleştirmek lâzımdır. Onlara şefkat, merhamet bununla olur.“

“Evet, yüksek bir insan, bir çocukla konuştuğu zaman çocukların şivesiyle konuşursa, çocuğun zihnini okşamış olur. Çocuğun fehmi, onun çat pat söylediği sözlerle ünsiyet peyda eder; söylediklerini dinler ve anlar. Aksi halde, o insanla o çocuk arasında bir mâlûmat alış verişi olamaz.“(2)

“Çocukla konuşulsa, çocukça tâbirât istimâl edilir.”(3)

Şairlerimiz de çocuklarımızı asla unutmazlar, onlara büyük değer verirler. Merhum Mehmed Âkif’in şu mısralarına bakınız:

"Dehşet-i maziyi getir yâdına;

Kimse yetişmez yarın imdadına.

Merhametin yok diyelim nefsine;

Merhamet etmez misin evlâdına?

'Ben onu dünyaya getirdim' diye,

Kalkışacaksın demek öldürmeye!

Sevk ediyormuş meğer insanları,

Hakk-ı übüvvet de bu câniliğe!”

Âkif burada, çocuklar hususunda anne ve babaları sert bir dille uyarıyor. Şiirin son mısraında “hakk-ı übüvveti” (babalık hakkını) kötüye kullanmayı 'cânîlik' sayıyor.

O şefkatli valide, çocuğunun hayat-ı dünyeviyede tehlikeye girmemesi, istifade ve fayda görmesi için her fedakârlığı nazara alır, onu öyle terbiye eder. ‘Oğlum paşa olsun’ diye bütün malını verir, hafız mektebinden alır, Avrupa’ya gönderir. Fakat o çocuğun hayat-ı ebediyesi tehlikeye girdiğini düşünmüyor. Ve dünya hapsinden kurtarmaya çalışıyor; Cehennem hapsine düşmemesini nazara almıyor. Fıtrî şefkatin tam zıddı olarak, o mâsum çocuğunu, âhirette şefaatçi olmak lâzım gelirken dâvâcı ediyor. O çocuk, ‘Niçin benim imanımı takviye etmeden bu helâketime sebebiyet verdin?’ diye şekvâ edecek. Dünyada da, terbiye-i İslâmiyeyi tam almadığı için, validesinin harika şefkatinin hakkına karşı lâyıkıyla mukabele edemez, belki de çok kusur eder.”(4)

Çocuğunun sadece dünyasını düşünüp, ahiretini ihmal edenlerin kulakları çınlasın!

 

Dipnotlar:

1-(Bakınız: 17. Mektup, Çocuk Taziyenamesi)

2-(İşârâtü’l-İcâz, s. 280)

3- (Sözler, s.354)

4- (24.Lem’a'dan)

Okunma Sayısı: 2610
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı