"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman ve Mustafa Sungur

Misbah ERATİLLA
01 Aralık 2018, Cumartesi 00:54
Mustafa Sungur Öğretmen’in, Göl Köy Öğretmen Okulu’nda edindiği fikir ve düşünceleri Risale-i Nur’u tanımasıyla dokuz şiddetinde bir depremle alt üst olur.

Mustafa Sungur, manevî yaralarını tedavi etmek için Risale-i Nurlar’ın diğer kitaplarını da bulmak için çevresine sorup soruşturmaya başlar. Nihayet Nur Talebeleri ile tanışır ve diğer Risalelerle de buluşur. Risale-i Nurlar’ı okudukça kalp ve aklının yaraları şifa bularak nurlanır. Okudukça ağır manevî cerrahi operasyondan geçer. Zamanla Risale-i Nurlar kalbine nüfuz ettikçe Bediüzzaman’ı görme merakı had safhaya ulaşır. Kısa zamanda Kur’ân harfleriyle okuma ve yazmayı sökerek hızlı ve güzel bir hatla Risaleleri yazmaya başlar. 

Mustafa Sungur, Risalelerden aldığı hazla yerinde duramaz ve sürekli hareket halinde olur. Bediüzzaman ve Risale-i Nur sevgisi onu öyle hareketlendirir ki hemen bir seyahate çıkar. Önce Eflani’ye, oradan Safranbolu ve Kastamonu’ya Bediüzzaman’ın sadık ve âlim talebesi Mehmet Feyzi Pamukçu’nun ziyaretine gider. Bu anlamlı ziyarette Feyzi Pamukçu’nun ilminden, duruşundan, Nur Talebelik halinden çok etkilenerek ayrılır. 

Denizli hapsi mazlûmlarından Öğretmen İhsan ve Ahmet Kureyş’le de tanışır. Böylece Bediüzzaman ve Risale-i Nurlar hakkında daha da bilgi sahibi olur. 

Mustafa Sungur’un bu kısa seyahatten sonra Bediüzzaman’ı görme arzusu tahammül edilmez bir noktaya gelir. Bu hasret ateşi her gün biraz daha yüreğini dağlar. 1947 yılının Eylül ayı başında okulların açık olmadığı günlerde kiraladığı atlarla önce Eflani’ye, oradan Safranbolu’ya gider. Safranbolu’dan bir pikapla Karabük’e geçer. Karabük’te akşam bindiği tren ertesi gün öğle saatlerinde Ankara’ya varır. Ankara’dan da Eskişehir’e yaptığı tren yolculuğu sona erer. Eskişehir’den Emirdağ’a üç saatlik yorucu bir yolculuk yapar. 

Emirdağ’a vardığında sanki birileri onun geleceğinden haberdarmış gibiydi. Daha otobüsten inerken Ceylan Çalışkan onu karşılar ve babası Mehmet Çalışkan’ın dükkânına götürür. Orada biraz dinlendikten sonra birlikte Bediüzzaman’ın evine giderler. 

Önce odasının girişindeki sofada bir müddet beklerler. Mustafa Sungur, Eflani’den Emirdağ’a kadar attığı her adımda Bediüzzaman’ı göreceği için heyecanı doruk noktasındaydı. Her gün zevkle okuduğu ve hayatını değiştiren Risalelerin müellifiyle görüşecek diye gözünü kapıdan ayırmaz. Kitaplardaki o engin bilgilerin kaynağını gözleriyle görecek diye heyecandan kalbi yerinden çıkacakmış gibi çarpar. Sofada beklediği dakikalar ona günler kadar uzun gelir. Bediüzzaman’ın onları bekletmesinin sebebi Ankara’dan gelen üç kişilik bir mühendis grubuyla görüşüyor olmasıydı. Bir anda Bediüzzaman odadan dışarı çıkar Mustafa Sungur’a:  “Hoş geldin.” der. Mustafa Sungur’un o görüşme anında gözleri kalbi ve aklı hayretler içindeki bu buluşmaya bir türlü inanamaz. 

Mühendisler odadan çıkınca Bediüzzaman Ceylan Çalışkan’la Mustafa Sungur’u odasına alır. Bediüzzaman’ın elini hasretle ve sevgiyle öptükten sonra baş önünde yere oturur. Bediüzzaman ona bir baba şefkati ve çok yakın bir dost gibi bakıp iki parmağı ile işaret ederek: “Sungur bir Ceylandır. Ceylan da bir Sungur’dur” der. 

Mustafa Sungur bu sözleri duyduktan sonra kendini bir anda yıldızlarda geziniyor gibi hisseder. Bediüzzaman onlara bir ders yaptıktan sonra Mustafa Sungur’a, “Evli misin?” diye sorar. “Evliyim” diye cevap verince Bediüzzaman ona, “Evli olmasaydın seni yanıma alacaktım” der. Bu söz Mustafa Sungur için hayatının en büyük sevinç kaynağı olur. Bediüzzaman ona, “Namaz kılıyor musun?” diye sorduğunda o da kıldığını söyler. İkindi vakti geldiğinde Sungur ve Ceylan, Bediüzzaman’ın arkasında namaz kılar. 

O gece Mehmet Çalışkan’ın evinde misafir kaldıktan sonra Eflani’ye döner. Öyle bir şevk ve heyecana mazhar olur ki yerinde duramaz. Bediüzzaman’la geçirdiği her saniyeyi hayalinde tekrar tekrar yaşayarak önüne gelene Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’u anlatır. 

Onun için artık her yer “Bediüzzaman’ı anlatma yeridir” diyerek bu yolun karasevdalısı olur. Bir zaman sonra Bediüzzaman’ı görme isteği yine nükseder ve bu hasret gün gittikçe de artar. Ama bu defa onun gidecek parası yoktur. 

Ahmet Fuat’tan borç para alır ve zahmetli bir yolculuktan sonra Emirdağ’a yola çıkar. 

Mustafa Sungur Emirdağ’a gelirken yanında Safranbolulu Hoca Emin Efendi’nin yazdığı Asa-yı Musa kitabı vardı. Yol boyunca Bediüzzaman’a kavuşma heyecanı onda hiçbir yorgunluk belirtisi bırakmaz. Otobüs Emirdağ’a doğru yaklaşırken küçük tepelerin ardında Emirdağ’ın evlerini göründüğünde Bediüzzaman’ın kokusunu duyar gibi olur ve gözyaşlarını tutamaz. Bu günlerini yıllar sonra hatırladığında gözyaşları aynı yolu takip ederek yanaklarını yıkardı.  

Mustafa Sungur ikinci sefer Emirdağ’a gidişinde doğrudan Mehmet Çalışkan’ın dükkânına gider ve Bediüzzaman’a geldiği haber verilir. Bediüzzaman onu çağırtarak huzuruna alır ve ona elini öptürür. Sungur bu ziyarette heyecanlanır ve uzun süre ne yapacağını şaşırır. Bediüzzaman ise ona fıtrî davranarak heyecanının azalmasına yardımcı olur. O gün ikindi namazını Bediüzzaman’ın arkasında kılar ve o geceyi Emirdağ’da geçirir. Bediüzzaman ona yirmi beş kuruş harçlık vererek onu yolcu eder. 

Mustafa Sungur, Isparta’ya Hüsrev Altınbaşak ve Nur Talebeleriyle görüşmeye gider. Önce Hüsrev’in evine gider. Sonra da Tahiri Mutlu ile tanışır. Hüsrev Altınbaşak, Mustafa Sungur’a “Kardeşim Sungur, 1400 seneden beri ehl-i imanın beklediği zat gelmiştir!” der. Sungur bu son ziyaretten fazlasıyla etkilenerek gönül rahatlığı içinde Eflani’ye döner. Eflani’de Risale-i Nur’u okuyup yazanların sayısı Mustafa Sungur’la on üç kişi olur. 

Bediüzzaman’ın Kastamonu Nur Talebeleri’ne gönderdiği mektupta Mustafa Sungur’dan  “Küçük Said” olarak söz eder. Böylece Mustafa Sungur hayatını Risale-i Nurlar’ı tanıma ve tanıtma yoluna feda eder.

Kaynak: İhsan Atasoy- Mustafa Sungur

Okunma Sayısı: 1807
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • emin bozkus

    1.12.2018 21:13:56

    Evet hasretle beklediğimiz yazılarınız nihayet görüntüler. Devamını diliyoruz.

  • Hakkı

    1.12.2018 19:17:58

    Güzel bir yazı okudum. Allah razı olsun.

  • ihsan pilatin

    1.12.2018 12:13:39

    Allah ebeden razı olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı