"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayat harçlığı

Misbah ERATİLLA
03 Ocak 2019, Perşembe 00:15
Harçlıkla ilk ne zaman tanıştığımı pek hatırlamıyorum, ama paranın hayatımı ne denli kolaylaştırdığını çok iyi hatırlıyorum.

Ama okula ilk gittiğim günlerde harçlığın ne olduğunu pek bilmiyordum. Acıktığımda annemin beslenme çantama koyduğu yiyecekleri yiyordum. Uzaktan ve merakla, kantin önünde sıraya giren çocukları imrenerek izliyordum.

 İlkokula başladıktan birkaç ay sonra rakamları tanıdım. Babamla rakamlar üzerinde çalışırken cebinden birkaç madeni para çıkarıp bana tek tek gösterdi. 

Bir hafta sonu da bir AVM’ye gittik ve babam birkaç adet madeni parayı avucuma koyduğunda şaşırarak babama: “Bu ne?” dedim. Babam bana: “Bu gün alış verişi sen yapacaksın” dedi. 

Markete girdik ve ne alacağız diye gezindik. Renkli kutuların olduğu bölüme geldiğimde raftan bir gofret aldım. Babam bana: “Hadi şimdi kasada ödemeyi yap.” dedi. Koşarak kasaya gittim. Gofreti kasada duran kıza göstererek: “Bu kaça?” dedim. Kız: “Bir lira” dedi. Avucumdaki paralara bakarak bir lirayı buldum ve heyecanla kasadaki kıza uzattım. Böylece ilk alış verişimi yapmıştım. 

Kendime olan özgüvenim artınca bir daha marketin içine doğru daldım. Raflardaki eşyalara bakarken bir sakız aldım ve kasaya geri döndüm. Kasadaki kıza: “Bu kaça?” dedim. Kız: “Elli kuruş” dedi. Avucumdaki paralara baktım ve elli kuruşu bularak ona uzattım. 

O gün hayatımın en mutlu gününü yaşamıştım. Babam mutlu olduğumu görünce bana eliyle gel işareti yaparak marketin içine bir daha döndük. 

Babam, “Sana bir kalem alalım” dedi. Cebinden çıkardığı kâğıt beş lirayı bana uzatarak: “Ödemeyi yine sen yap” dedi. Şaşırmış bir halde kasadaki kıza kâğıt beş lirayı uzattım. Kız parayı aldı. Tam kasadan ayrılırken: “Bir dakika, paranın üstünü almadın!” dedi. Hayretler içinde önce babama sonra kıza baktım. Kız demir dört lirayı avucuma koydu.

Babam gülümseyerek: “Paranın üstünü almadan mı gideceksin?” dedi. O günden sonra para üstünün ne olduğunu ve paranın alım gücünü tanımıştım. Cebimdeki paramın neye yetip neye yetmeyeceğini de öğrenmiştim. 

İlkokuldaki ilk günlerimde kantinin önünde bir şeyler almak için sıra olan öğrencileri gördüğümde güzel bir oyun diyerek ben de sıraya girerdim. Öğrencilerin genelinin istediği karışık tostu ben de istedim. Çünkü babam her gün bana bir lira harçlık veriyordu. Okul kantininden ayran, tost veya simit alabileceğimi söylemişti. 

Aradan üç dört ay geçince babam bana bundan böyle harçlığımı haftalık olarak beş lira vereceğini ve bu harçlığın dışında başka para vermeyeceğini söyledi. 

Babam ayrıca bana: “Harçlığın bir kısmını kendi ihtiyacına harca geri kalanını da lâzım olur diye biriktir. Bir kısmını da arkadaşınla paylaş.” dedi. 

Babam sonraki günlerde harçlığımı haftalık verdiğinde: “Planlı hareket edersen ileride iyi bir ekonomist olabilirsin ve hayat boyu geçim sıkıntı çekmezsin” dedi. “Harçlığını hiçbir zaman kesmeyeceğim, ama yapacağın bir hata veya ihmalden dolayı bir zararı harçlığından taksit taksit keseceğim” diyerek de ikaz etti. Çocukluk ve gençlik yıllarımda yanlış, hata ve ihmalimden dolayı harcamalarda babam bana kızıp bağırmadığından olacak ki parayı harcama konusunda cesaretim kırılmadı. 

Hâlbuki sınıfımızda bazı çocukların çok az harçlık aldıklarında hırsızlık yaptıklarını ve harçlıkları yetersiz olduğundan arkadaşlarını kıskandıklarını görüyordum. 

Bir akşam babam şöyle bir olay anlattı; “Öğretmen okulunda okurken ailemiz bize bir miktar harçlık gönderirdi. Okul yatılı olduğundan bütün ihtiyaçlarımız devlet tarafından karşılanırdı, ama okulla ilgili defter, kitap, roman ihtiyacımız ve hafta sonu şehirde gezmelerimizdeki masraflarımızı bu harçlıkla giderirdik. 

Sınıfımızda Mehmet adında bir arkadaş vardı. Mehmet harçlığı, geldiği gün şehre gidip harcardı ve bir ay boyunca çay parası, otobüs bileti parası diye dilenir hale gelirdi. 

Bu arkadaş öğretmen oldu, ama bu alışkanlığı aynı şekilde devam etti. Mehmet maaşını aldığı gün parasının büyük bir kısmı icraya gitmesine rağmen borçlular okul kapısında hiç eksik olmadı. 

Kısa zaman sonra utancından tayinini büyük bir şehre çıkararak izini kaybettirmeye çalıştı. Gittiği yerlerde de bu alışkanlığına devam ettiği haberini aldım.” dedi.

Babam her zaman bana harçlığımı ihtiyacım kadar harcamamı, yetmediğinde evdeki bazı işlere yardımcı olarak da para kazanabileciğimi söylerdi. “Harçlık insanın parmak izi gibidir. Ailenin değerlerini, ekonomik ve sosyal durumunu gösterir” derdi. 

Yıllar sonra  babamın ne demek istediğini yeni anlıyorum. Babam maaşını aldığı gün annemle masaya oturur beni de yanlarına çağırırdı. Aylık bütçelerini yaptıklarında evde ne olup bittiğini öğrenmemi isterdi. Ben de o toplantılardan sonra aile bütçesini aşacak isteklerde bulunmazdım. 

İlkokul ikinci sınıfta kumbarayla tanıştım. Babam bana biriktirdiğim paraları kumbaraya atmamı ve kumbaranın üstüne en çok almak istediğin şeyin resmini etiket yapıp kumbaraya yapıştırmamı söylerdi.

Ben de etiketin üstüne en çok istediğim bisikletin resmini yaptım. Her gün harçlıklarımla ve evdeki bazı işleri yaparak kazandığım paraları kumbarama attım. İlk bisiklet sahibi olduğum günün mutluluğunu hâlâ unutamadım. 

Ortaokulun ilk yıllarında harçlığım on lira, sonraki yıllarda yirmi liraya çıktı. Lisenin ilk yılında aylık yüz lira daha sonraki yıllarda ise yüz elli liraya çıkardı. Lise son sınıfta ise iki yüz lira yaptı. 

Üniversiteye başladığımda birkaç ay ne harcamalar oluyor diye bekledim, sonra babama ne kadar para göndermesi gerektiğini söyledim. 

Planlı ve düzenli olan hayatım babamdan aldığım o ilk harçlıkla başladı biliyorum. Bu düzenli hayatım ortaokul, lise ve üniversitede devam etti. Bu süre içinde hiç parasız kalmadım. 

Babamla övündüğüm en önemli özelliği, çocukluk ve gençlik yıllarımda bana verdiği harçlığın hiç minnetini etmemesiydi. 

Babam harçlığımı çoğu zaman çalışma masamın üstüne bırakarak kaybolurdu. Çünkü babamdan para istememin çok zor bir şey olduğunu bildiğini sanıyorum.

Okunma Sayısı: 992
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • atilla

    3.1.2019 09:19:28

    Bir çırpıda okunacak akıcı bir üslup. ve hakikaten gerçek bir muaalimden alınacak ders. teşekkürler Misbah Eratilla.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı