"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Neslihan

Misbah ERATİLLA
20 Aralık 2018, Perşembe 00:56
Ortaokuldan bu yıl mezun olmuştum.

Okul hayatım ruhun bedenden ayrılması gibi sona ermişti. Babasızlık ve kimsesizlik deve kamburu gibi sırtıma yapışmıştı. Bundan böyle evde kardeşlerime bakacaktım. Annem ise evlere hizmetçiliğe giderek geçimimizi sağlayacaktı. Benim için bundan böyle okuma ihtimali yerle göğün bir araya gelme ihtimalinden daha uzak görünüyordu. Sabah erken saatlerde okula giden çocukların sesi bana kuş cıvıltısı gibi gelirken bir yandan da içimi acıtıyordu. Okul hasreti yüreğime giden hayat damarlarımı tıkamış gibi nefes almamı zorlaştırıyordu. Okula giden her çocuğu gördüğümde canımdan bir parça alınmış gibi harap oluyordum. Okullar açılınca merkezi bir lisenin öğretmenler odasında çalışkan bir kız öğrencinin bu yıl okula gidemediğinden söz edilir. Köşesine çekilip konuşmaları dinleyen bir öğretmen: “Bir kayıp beyin daha!” demiş. Öğretmen kendi kendine: “Nerede kayıp bir öğrenci duysam yüreğimi kanatan bir acı hissederim.” diyor. Daha iyi bir dünya için insanların eğitim basamaklarından geçmesi gerektiğine inandığına inanır. Öğretmen bir yangını söndürmeye koşan itfaiyeci eri gibi okulu bırakan o kız öğrencinin acısını, kalbine bir kıymık batmış gibi hisseder. Ruhuna huzursuzluk veren bir el onu boğmaya çalışır. ‘Bu kız öğrenci şimdi ne yapıyor’ merakı öğretmenin hayatının tadını kaçırmıştı. O duruma düşen kendisiymiş gibi telâşlanır. O kırgın, sahipsiz ve kimsesiz kızı derin bir kuyudan Yusuf’u kurtarmaya giden bir yolcu gibi bulmaya karar verir. Kız öğrencinin geçen yıl mezun olduğu okula gider. Okul idaresinden adresini alır. Yarayı tedavi edecek doktor titizliğinde evin kapısını çalar. Öğretmen, doktorların çok güzel bir çalışma tekniğini biliyordu. Hangi doktora giderseniz gidin doktor hastası için yeniden bir tahlil ve film istermiş. Doktorlar işlerini tesadüfe bırakmaz garantili iş yapar. Öğretmen de doktorlar gibi hata yapmamak için öğrencinin gerçek durumunu öğrenmek için öğrencinin evini ziyaret etmelidir. 

Öğretmen öğrencinin gerçek fotoğrafını yerinde görerek anlayabilir. Öğretmen öğrencinin yoksulluk, kimsesizlik, sahipsizlik derecesini ancak öğrencinin evine giderek öğrenebilir. 

Kapı açıldı. İçeri geçti. Evin durumunu, kardeşlerinin hayat standardını, penceredeki takılı eskimiş perdeleri, solmuş, yıpranmış kanepeleri, mutfağın sus pus olmuş haline baktı. En çok da çocukların gözlerindeki imdat çığlığını gördü. Annesinin eve ekmek yetiştirmek için sabahın erken saatlerinden gecenin geç saatlerine kadar gösterdiği çabayı görmüştü. Öğretmen, bir an kendini kız öğrencinin yerine koyduğunda duyguları kalbinin kara bir örtü ile örtüldüğünü hissetti. Niye geldiğini söylemek ve merakları gidermek için bir ayağı kırık kanepeye oturdu. Kendini tanıttı. Kız çocuğuna: “Senin çalışkan bir öğrenci olduğunu öğrendim ve senin gibi birinin okul hayatının bu şekilde son bulması beni üzdü. Seni liseye kaydetmeye geldim.” dedi. Kız öğrencinin gözleri anlamsız sağır ve dilsiz biri gibi öylece öğretmene baktı. İyi duymamış gibi kulağını öğretmene doğru yaklaştırdı: “Sizi anlayamadım?” dedi. Öğretmen: “Ortaokulda başarılı bir öğrenciymişsin. Okulu bırakmak olmaz, sana yazık olur!” dedi. Kız varını yoğunu kaybeden bir tüccar gibi öğretmene baktı: “Ne yapabilirim ki, başka çarem mi var?” dedi. Öğretmen: “Yeter ki sen okula gelmek iste!” dedi. Öğretmen, kız öğrenciye buraya sıkıntısına çare olmak için geldiğini söyledi. Kız: “Nasıl?” dedi. Öğretmen: “Sen evet de tüm ihtiyaçların karşılanacak!” dedi. Okulun kayıt alanında olmayan bu kız öğrencinin okula kaydı yapıldı. Servis parası ödendi ve ona aylık burs bağlandı. Okula bir kelebek sessizliğinde gelip derslere başladı. Küllerinden yeniden doğan masaldaki kuş gibi her gün kendini ve derslerini biraz daha geliştirdi.  Bu arada ışığı, etrafını da aydınlatmaya başlamıştı. Kardeşleri ablalarının okuma azminden etkilenerek okula devam etmeye başladı. Lise hayatı; ev işleri, kardeşlerinin bakımı ve derslerine sıkı çalışması sebebiyle günleri yoğun geçiyordu. Okuldan eve gider gitmez kardeşlerinin yemeğini hazırladıktan sonra dersleriyle ilgilenirdi. Kardeşler ablalarının azimli adımlarını dikkatlice takip ediyorlardı. Neslihan üniversite sınavı sonrası edebiyat fakültesini kazandı. Lise yıllarında yardımına koşanlar onu üniversite yıllarında da yalnız bırakmadı. Bursları devam etti. Edebiyat fakültesini bitirdi ve öğretmen olarak atandı. Baharın gelişi gibi Neslihan’ın başarısı bütün kardeşlerine can ve kan oldu. Onların okumasına rehber oldu. Yıllar sonra Neslihan’ın yardımıyla iki kardeşi tıp fakültesinden mezun oldu.

Ağaçlar dikerek büyük ormanlar kurabiliriz.  Mimarî eserler yapılarak dünyanın her yerinde muhteşem eser diye tanınabiliriz. Yazar olarak kitaplarıyla şöhretimiz her yere yayılabilir. Peki ya kimsesizliğin karanlık dehlizlerinde hayata küsmüş, yüreği çaresizlikten ışığı sönmüş birine el uzatmanın manevî zevkini kim yaşayabilir? Kim, umudu tükenmiş bir çift göze umut olabilir? Okul merdivenlerinden sınıfına çıkarken Neslihan’ın aklından bunlar geçiyordu.

Okunma Sayısı: 1230
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ihsan pilatin

    20.12.2018 19:50:32

    Allah razı olsun. Rabbim kalemine güç kuvvet versin.

  • Kasım Seçkini

    20.12.2018 17:48:56

    Bir ihtida bir kurtuluş öyküsü ah toplumda dünyada kurtuluş bekliyen nice umudu güneş in ufuğunda arayan nice canlar nice gençler var hala ülkemde neslihanlar çok Misbah hocam kalemine sağlık yüreğine sağlık

  • atilla

    20.12.2018 14:57:11

    duygusal ve etkileyici bir üslupla hayatın gerçeklerini dillendirdiğiniz için Teşekkürler Misbah Eratilla. Anadoluda ne yazık ki binlerce Neslihan kurtarıcı ve duyarlı öğretmenlerini bekliyor.

  • emin bozkus

    20.12.2018 11:39:23

    Harika

  • Feyzi Arslan

    20.12.2018 08:48:01

    O harika edebiyatınızla cehenneme sürüklenen nesle,öz benliğini bozan eğitim proğramını düşündükçe Neslihan'ın okula gitmesi maalesef beni heyacanandırmadı,aksine ağlattı. Cahil kalmakta ağlattırıyor,yaman bir kör çelişki içindeyiz. Yazarın edipliği bir tebriki hak ediyor.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı