"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Okçular tepesi

Muhammed Yusuf Akbaş
14 Şubat 2018, Çarşamba
Bilindiği gibi, Uhud Savaşı deyince, ilk önce “Okçular Tepesi” akla gelir. Savaşın kırılma noktası olan ve Müslümanlara büyük acılar yaşatan olay, okçuların yerlerini terk etmesiyle başlar. Allah Resulü (asm), çok stratejik bir tepeye elli okçu yerleştirmiş ve “Görseniz ki kuşlar cenazelerimizi kaldırıyor, yine de yerlerinizden ayrılmayacaksınız” diye tembih etmişti.

Elli kişilik sahâbî gruptan kırk kişiye yakın sahâbî “Müslümanlar gâlib geldiler, gidelim ganimetlerden bizler de pay alalım” düşüncelerine kapılarak kumandanlarının ve diğer sahâbîlerin uyarılarına aldırmayarak tepeyi terk ettiler. Geriye kalan on kişiye yakın sahâbî “Ne olursa olsun burayı terk etmeyeceğiz, çünkü Efendimiz (asm) bize böyle emretti” derler. Duruşlarını ve sadâkatlerini böylece gösterirler ve korurlar. O sırada Halid bin Velid, kaçmakta olan kuvvetlerini toplayarak o tepeden dolanıp İslâm ordusunu kuşattı ve savaşın seyri değişti. Ondan sonra da bilinen acı olaylar yaşandı.

Savaşın kırılma noktası olan ve Müslümanlara büyük acılar yaşatan olay, okçuların yerlerini terk etmesiyle başlayan süreci şimdilerde de yaşamıyor muyuz? Zamanımızın boğazlarını tutan okçuları konumunda olan Müslümanlar, dünyevî ganimetlere mi koştular ki umûmî musîbetler ve sıkıntılar yaşıyoruz? Kur’ân’ın mânevî dersleri ve prensipleri olan Risâle-i Nur ölçüleri ile gösterilen ‘tepe’lerde sadâkat ve sebâtla durulması gerekirken; acaba bizler de mi dünyevîleşerek nefsânî arzuların peşinde koşuyoruz? Cemaatlerin ganimet derdiyle okçular tepesini terk etmesi dünyevîleşmeye sebep olmadı mı?

Bediüzzaman Hazretleri, “Cidal berdevam, harp ise seccaldir” diyor. Yani mücadele her zaman devam eder, savaş ise akıp gider. Sıcak savaşlar bir süre devam eder, sonunda bir taraf galip gelir ve savaş sona erer. Ama cidal denilen mücadele inanç, fikir, ideoloji ve düşünce cephelerinde her zaman devam edip durur. Hak ile batıl, hayır ile şer, istibdat ile hürriyet, sürekli cidal hâlindedir. Bunların tamamına kısaca iman-küfür mücadelesi de denilebilir.

Günümüzde yaşanan cidalin Uhud Savaşı’ndan bir farkı yoktur. İman mevziindeki okçuların görevi sona ermemiştir. Görünüşte istibdadın bazı kaleleri düşmüş olabilir, ama bu durum rehâvete kapılmayı gerektirmez. Sadâkat ve sebât denince, Uhud’da Ayneyn Tepesi’nde boğazı terk etmeyen sahâbeleri hatırlayalım. Ne pahasına olursa olsun Efendimiz’in (asm) emrine ölümüne sadık olmak ve neticesinde şehâdet mertebesine ulaşmak olmalı değil mi? Uhud Boğazı’nı terk etmeyen okçulardan asrımızdaki maddî ve mânevî fırtınalardaki boğazları terk etmemeye görülmesi gerekmez mi? Belki de ihlâs, sadâkat ve sebât burada gerekiyor.

Her türlü kınamaya, saldırıya, zorluğa, meşakkate, eleştiriye ve terk edişlere rağmen Üstadımıza olan sadâkat ve sebat için tuttukları boğazları terk etmeyenlere ve ganimetlere koşmayanlara ne mutlu… Çünkü bu âhirzamân asrının dehşetli fitneleri ve fesadlarına karşı Üstadımız bizlere “Artık bu yolda, hizmet-i îmâniyede onlar devam edeceklerdir. Ve benim maddî ve manevî her şeyden feragat mesleğimden ayrılmayacaklardır. Yalnız ve yalnız Allah rızası için çalışacaklardır” tavsiyesini yapmıştır. Bizler de başlarımızı kaldırıp, “Sadakte” diyebiliyor muyuz?

Şimdi asıl görevleri okçular tepesinde kalıp, “dünyevî seferlerinden” dönenleri uyarıp, onların arkalarını kollamak olanlar da çoktan okçular tepesini terk etmiş, herkes gibi ganimet derdindeler. Bizim vazifemiz ganimet toplamak değil, yerimizde sabit kalarak mevzimizi muhafaza etmek olmalıdır.

Birçok kişi başını çevirip gittiği halde Okçular Tepesi’nde duran sahabelerin sadâkati gibi, sebat ve metanetle Yeni Asya (Üstadımız gibi minnetler altına girmemiş, “istiğna” mesleğini düstur edinmiş) gibi dimdik ayakta kalmayı başararak keyfiyeti değil kemiyeti göz önünde bulundurarak azamî bir sabırla yoluna devam etmesi takdire şayan değil midir? 

Bütün tepeleri kaybetmemek dileği ile.

Okunma Sayısı: 2914
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • bekir akdemir

    14.2.2018 10:53:01

    aynen yazınıza katılıyorum. selam ve sevgiler degerli abime.

  • YAHYA YILDIZ

    14.2.2018 08:34:09

    Kardeşimizin daha ewelki makalesi gibi bu güzel ve isabetli yorumundan dolayı kendisini tebrik eder, yazılarının ve hizmette yaşayacaklarının da bu istikamet üzere devamını Allahtan temenni ve niyaz derim. Maşaallah...Barekallah...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı