"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

3 Temmuz 2013 Darbesinin Beşinci Yıl Dönümünde Mısır -1-

Muhammet ÖRTLEK
03 Temmuz 2018, Salı
Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da 2011 yılında başlayan Arap Baharı/Arap Uyanışı süreci halen bölge ülkelerini etkileyeme devam etmektedir.

Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da 2011 yılında başlayan Arap Baharı/Arap Uyanışı süreci halen bölge ülkelerini etkileyeme devam etmektedir. Tunus’ta Bin Ali’nin diktatörlüğüne karşı başlayan halk ayaklanması devamında Libya, Mısır, Suriye, Yemen, Suudi Arabistan, Bahreyn, Kuveyt v.d. bölge ülkelerine yayıldı. 

Tunus’ta eski yönetimin devrilip yerine seçimlerle yeni hükümetin kurulmasıyla Arap Baharı’nın en iyi sonuçlarından birinin bu ülkede alındığı söylenebilir. Ancak Libya’da Muammer Kaddafi’nin iktidardan uzaklaştırılması sonrasında ülkeye halen gerçek anlamda istikrar gelmediğini söylemek yanlış olmayacaktır. 

Suriye’de Arap Baharı ile başlayan Esad karşıtı ayaklanmalar bugün gelinen noktada amacının çok dışına saptığını göstermektedir. Yemen’de mezhepsel, etnik ya da kabilesel anlamda çatışmalar yer yer devam ederken, Bahreyn’de ağırlıkta Caferî Şiîliğine mensup nüfus çoğunluğunun mezhepsel kimliğiyle birlikte, azınlık Sünnî Kraliyet yönetimine karışı mücadelesi izlendi. 

Kuveyt’te de El Sabah Emirliği muhalifleri ülkeyi bir sene içerisinde iki kere seçimlere gidilmesini sağladı. Her ne kadar 2014 yılı içerisinde yapılan seçimlerin birincisinde muhaliflerin ağırlığı hissedilse de, ikinci seçimlerde ise yönetim taraftarlarının Meclis’te çoğunluğu elde ettiklerine hep birlikte gözlemlenmiştir. Kuveyt’te 2016’da yapılan üçüncü seçimlerde Emir yanlılarının ağırlığı fazlasıyla hissedildi. 

Suudi Arabistan’ın Şiî nüfusunun çoğunlukta yerleşim yerlerin hak talepleri yükselmiştir. Diğer bölge ülkelerinde de zaman zaman halk hareketlilikleri yaşansa da bu girişimler her hangi bir yönetim değişikliğine yol açmamıştır. Ancak ülkede Veliaht Prens Bin Salman’ın liderliğinde “ılımlı İslam” adı altında hal-i hazırda çeşitli açılımlar yapılmakta. 

Kırılgan bir coğrafyaya sahip Ortadoğu’nun Mısır’ında 3 Temmuz 2013 darbesi ile Müslüman Kardeşler iktidardan uzaklaştırılmış ve ülke tarihinde devlet başkanlığına ilk kez seçimle işbaşına gelen Muhammed Mursi’nin görevine son verildi. Bununla birlikte Mısır’da Arap Baharı/Arap Uyanışı yarım kalan bir devrim niteliğindedir.

Darbeden hemen sonra Geçici Cumhurbaşkanı Hıristiyan asıllı Adly Mansour yönetiminde hazırlıkları tamamlanıp 14-15 Ocak 2014 tarihlerinde referanduma sunulan yeni anayasa kabul edilmiştir. Bir de 26-28 Mayıs 2014’te yapılan seçimlerle de Abdel Fettah Al Sisi Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bununla birlikte 2015 yılı Eylül-Ekim-Kasım aylarının muhtelif tarihlerinde iki aşamalı olarak Parlamento seçimleri yapıldı. Sisi, Cumhurbaşkanlığına 26-28 Mart 2018’de yapılan seçimlerle ikinci kez seçildi. Ancak bu gelişmeler de, darbenin 5. yıl dönümü olan 3 Temmuz 2018’e kadar geçen sürede Mısır’a istikrar getirmediği biliniyor. Darbe sonrasında rejim Müslüman Kardeşler (İhvan)’in faaliyetlerini 23 Eylül 2013’te yasakladı ve 16 Aralık 2013’te da terör örgütü ilan etti. İhvan hakkındaki yasaklama ve terör örgütü olduğuna dair alınan kararlar, Müslüman Kardeşler’i şiddete başvurmasını zorlamaya yöneliktir. Ancak İhvan’ın üst düzey kadrolarının 3 Temmuz 2013 darbesinden bugüne kadar devamlı barışçıl gösterilerden yana olduklarını açıklaması, Mısır’daki iç karışıklıkların daha da derinleşmesini engellediği ihtimal dahilindedir.

Diğer taraftan Mursi ve arkadaşlarına idam ve müebbet hapis cezası veren Başsavcı Hisham Barakat’ın 29 Haziran 2015’te aracıyla seyir halindeyken bombalı bir eylem sonucunda öldürülmesi, Mısır’da rejim ve Müslüman Kardeşler arasındaki gerginliği daha da arttırmıştır. İhvan yaptığı resmî açıklamada “Barakat’ın rejim tarafından öldürüldüğünü ve İhvan’ın suçlu gösterilmeye çalışıldığı”nı belirtmiştir. Bu açıklamadan bir gün sonra 1 Temmuz 2015’te Mısır güvenlik güçlerinin Kahire’de Müslüman Kardeşler’in ileri gelenlerinden silahsız 9 kişiyi tutukladıkları sırada öldürmeleri ise, İhvan’ın açıklamasını doğrular niteliktedir. 9 İhvan üyesinin öldürülmesi üzerine, rejimin, 3 Temmuz 2013 darbesinden bu yana Müslüman Kardeşler’i bir kez daha terörize etmeye çalıştığı kuvvetle muhtemeldir. Hatırlandığı üzere Müslüman Kardeşler’in silahlı milisleri, Mısır’ın İsrail’e karşı yürüttüğü 1949 savaşında Kral Faruk’un ordusundan çok daha başarılı askerî operasyonlarda bulunmuşlardı. İhvan, katıldığı bu dinî ve millî odaklı savaştan sonra ülke içinde veya dışında silahlı mücadeleye girmemiştir. Ancak Mısır’da son 5 yıldır yaşanan süreçte, İhvan’ın silaha başvurmadığı görüldü. Fakat İhvan’dan yapılan açıklamada “Liderlerimize ve üyelerimize yapılan suikast eylemleri, ülkeyi, zulüm görenlerin öfkesinin kontrol altına alınamayacağı yeni ve tehlikeli bir aşamaya götürüyor ve bu saldırı bir dönüm noktasıdır” şeklinde ifade edilerek rejime sert bir uyarı gönderilmiştir. Darbe rejiminin Müslüman Kardeşler’in uyarılarını dikkate almasında fayda vardır. İhvan eline silah almasa da, İhvan dışındaki Mısır’daki diğer radikal İslamcı örgütlerin ülkenin siyasî tarihindeki eylemleri ciddi boyuttadır.

Okunma Sayısı: 2172
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı