"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Mısır’da siyasî suikastler (2)

Muhammet ÖRTLEK
06 Mart 2019, Çarşamba 00:57
Müslüman Kardeşler’in lideri Hasan El Benna 12 Şubat 1949’da Müslüman Gençlik Derneği Merkezi’nden Ramses Caddesi’ne (eski Kraliçe Nazlı Caddesi) giderken uğradığı silâhlı saldırı sonrasında öldürüldü ve vücudundan 7 adet mermi çıkartıldı.

Ambulansla kaldırıldığı Kasr El Aini’deki hastanede vefat etti. Bugüne kadar Benna’nın ölümü aydınlatılabilmiş değildir.

Dr. Şeyh Muhammed Hüseyin (Şeyh Altın)’in kaçırılması ve cinayeti Mısır’da İslâmcı gruplar arasında tartışmalara yol açmıştır. Şeyh Altın 3 Temmuz 1977 günü kaçırıldıktan sonra öldürülmüştür. Şeyh’in cesedi 7 Temmuz 1977’de bulundu.

Mısır’ın siyasî figürlerinden Youssef Sbai de Kıbrıs’ta 18 Şubat 1978’de altmışlı yaşlarındayken öldürüldü. Sbai’nin öldürülme sebebi Sedat’ın İsrail ile barış anlaşması yapmasını desteklemesi olarak gösterildi. Sbai’yi öldüren Filistinli Zaid Hüseyin ve Iraklı Muhammed Khudair’in Kıbrıs mahkemelerinde yargılanmasına 9 Mart 1978’de başlandı. Mısır’dan bir gözlemci heyetinin de katıldığı mahkeme 4 Nisan 1978’de sonuçlanarak faillere idam cezası verildi. İdam cezaları gerçekleştirilmeden Kıbrıs Cumhurbaşkanı “Cyperus Caprino” adı altında bir kararname yayınlayarak idamlar müebbet hapse çevrildi.

Cumhurbaşkanı Enver Sedat’a yapılan 6 Ekim 1981 tarihli suikast Nasr şehrinde askerî geçit töreni esnasında gerçekleştirildi. Suikastı Cemaa El İslâmiye örgütü üyesi Khalid Al İslambuli ve Muhammed Abdel Salam Farag tarafından yapıldı. Ancak Sedat’ı ilk vuran (boynundan) keskin nişancı Hüseyin Abbas oldu. Saldırganlar daha sonra yakalanarak idam edildiler.

İçişleri Bakanı Abdel Halim Muhammed Moosa’ya yönelik 12 Ekim 1990 tarihli suikastle, Kahire’deki Semiramis Hotel önünde aracına ateş edilerek öldürülmeye çalışıldı. Ancak saldırganlar Moosa’nın yerine yanlışlıkla Dr. Rıfat Mahjoub’u öldürdüler. 

Dr. Farag Foda da “okuduğu kitapların onu kâfir yaptığı” iddiasıyla 9 Haziran 1992’de İslâmî Grup’un iki üyesi tarafından Mntmian Mısır Aydınlanma Derneği önünde öldürüldü.

Son suikast olayı 29 Haziran 2015’te Başsavcı Hisham Barakat’a düzenlendi. Heliopolis şehrindeki evinden dışarı çıktığında aracına düzenlenen saldırıda 65 yaşındayken vefat etti.

Suikastler incelendiğinde hemen hemen hepsinin saldırganlarının Müslüman Kardeşler olduğu iddiaları mevcuttur. Ancak suikastleri İhvan taraftarlarının yaptıkları ile ilgili net bir delil gösterilebilmiş değildir. Dolayısıyla gerçekleşen suikast, öldürme, bombalama vb. olayların rejim tarafından veya İhvan karşıtı gruplarca hayata geçirilerek, Müslüman Kardeşler’e mâl edilmeye çalışıldığı ihtimaller dahilindedir.

İhvan’a karşı yapılan 3 Temmuz 2013 darbesinden bu yana Müslüman Kardeşler Cemiyeti, rejim tarafından yasaklanarak terörist örgüt ilân edilmiş ve lider kadrosu ceza evlerinde tutulmaktadır. İhvan üyeleri siyasî sistemden dışlanmalarına rağmen, bugüne kadar barışçıl gösterilerle darbeyi, Abdel Fattah El Sisi’yi ve rejimi protesto etmektedir. Ancak Barakat’ın öldürülmesinden sonra, 1 Temmuz 2015 günü İhvan liderlerinden silâhsız 9 kişinin tutuklanıp ardından evlerinde öldürülmeleri üzerine, Müslüman Kardeşler ve taraftarı İslâmî gruplar sert tepki göstermişlerdir.

Başsavcı Hisham Barakat’ın öldürülmesi ile sonuçlanan suikastla ilgili olduğu iddia edilen 9 kişinin yargılama süreci tamamlanarak 20 Şubat 2019 günü, verilen karar üzerine idam edildiler. İdam edilen ve haklarında İhvan üyesi iddiası olanlar için uluslar arası aktörlerden gelen çağrıları Sisi yönetimi duymazdan geldi. Uluslararası Af Örgütü Kuzey Afrika Direktörü Najia Nounaim’in, idamların durdurulması için yaptığı bütün girişimler sonuçsuz kaldı.

Rejim ise, Sina Yarımadası’nda faaliyette bulunan IŞİD’in bir kolu olan Ansar Beyt Al Maqdis (Kudüs Partizanları) örgütünün saldırıları karşısındaki yetersizliğini, silâhsız İhvan liderlerini öldürerek halk nazarında siyasî pozisyonunu korumaya çalıştığı kuvvetle muhtemeldir. İdamlar gerçekleştikten sonra Sisi’nin “yargı bağımsızlığına ve sürecine kimsenin müdahale edemeyeceğini, Mısır’da siyasî mahkûm olmadığını” belirtmesi de, yaşanan gerçeklerle çelişmektedir.

Sonuçta rejimin mevcut tutumunun devamı, Müslüman Kardeşler’in daha fazla radikalleşmesine sağlamaya çalışmaktır. Ancak 3 Temmuz 2013 darbesinden bu yana İhvan’ın barışçıl gösterilerle süreci yönetmesi, darbe rejiminin istediği noktaya gelmediğine işarettir. Rejimin idamlara son verip, İhvan için asgarî iletişim kanallarını açık tutması Mısır ve bölge ülkelerinin barışı açısından önem arz etmektedir.

Okunma Sayısı: 578
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı