"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Musîbetlere bakışımız nasıl olmalı?

Mustafa Göknur
13 Eylül 2018, Perşembe
Musîbetler; imtihan maksadıyla dünyaya gönderilen insanın göstereceği tepkileri ölçmek için sorulan sorulardır.

Fakirlik, hastalık, kaza ve belâlar, semavî ve arzî âfetler ve ölümler karşısında buna muhatap olanların göstereceği davranışlar imtihanın ana sorusunu oluşturur.

Her insan imtihan olur; ama soru kitapçıkları ayrı ayrıdır. Bazılarına A kitapçığı, bazılarına B kitapçığı düşer. Sorular kişiye ve seviyeye göre sıralamada farklılık gösterir, ama puan değeri ve puanlama sistemi aynıdır. Bu husus Kur’ân’da açıkça belirtilir: “Andolsun biz sizi biraz korku, biraz açlık, biraz da mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltme ile imtihan edeceğiz. Müjdele o sabredenleri!” (Bakara, 2/155.)

SEN ÜÇ SABIR İLE MÜKELLEFSİN 

Gösterilecek davranışın sabır ve rıza olduğunu öğreniyoruz âyette. Bediüzzaman’a göre insan üç sabır ile mükelleftir. Musîbete karşı sabır, masiyetten (günaha girmemekte) sabır ve taat üstünde (emredilen ibadetleri yerine getirmekte) sabır. Asıl sabır musîbetin ilk anında gösterilen sabırdır.

Musîbet geldiğinde birbirini suçlamak değil; birbiri teselli etmek lâzımdır. Bir başka husus ise musîbeti ‘Allah’ı şikâyet eder gibi; kullara dert yanmak değil; bilâkis nefsimizi ve musîbeti Allah’a şikâyet edip sabretmeliyiz. Çünkü “Allah sabredelerle beraberdir ve sabredenleri sever.” Tembelliği ve nemelâzımcılığı sabırla karıştırmadan aktif bir sabırdır burada kastedilen.

İTİKAD DAİRESİ AYRI, MUAMELÂT DAİRESİ AYRIDIR

İtikad dairesine göre baktığımızda her şey kader ile takdir edilmiştir. Ömür, ölüm, rızık, zenginlik fakirlik, makam mevki, her şey Yüce Allah tarafından tayin ve takdir edilmiştir. İmanın altı rüknünden biri kaza ve kadere, hayırların ve şerlerin Allah tarafından yaratıldığına inanmaktır. Bu dairenin kanununa göre Allah (cc) dilemedikten sonra kuş kanadını açamaz, ağaç yaprağını oynatamaz. Bütün olaylar; büyük olsun küçük olsun, ancak Allah’ın ilim, irade ve kudretiyle meydana gelir.

Muamelât dairesinde ise insan mes’uldür. Kendi iradesiyle olumlu veya olumsuz bir şeyi tercih ve talep eder; Kudret-i İlâhiye de hikmetle yaratır. Dolayısıyla insan tercihinden sorumludur. Yaptığı işin neticesine -mükâfat veya cezasına- katlanır. İşarat-ül İcaz’da öğrendiğimize göre insan itikad dairesinde durup, muamelât dairesindeki olayları değerlendirince cebriyeci olur; muamelât dairesinde durup itikad dairesine göre hüküm verdiğinde ise mu’tezile olur. Ehl-i Sünnet inancına göre ise insan bir şeyi ister, Kudret ise yaratır. Şerri yaratmak şer değil; şerri talep edip işlemek şerdir. “Kaderin her şeyi güzeldir, hayırdır. O’ndan gelen şer de hayırdır. Çirkinlik de güzeldir.” (Sözler)

Kur’ân meselenin bir başka yönüne dikkat çeker: “Sana gelen her iyilik Allah’tandır. Başına gelen her fenalık ise senin kendi nefsindendir.” (Nisa, 4/79.)

MUSÎBETLERİN BEŞERΠVE KADERÎ YÖNLERİ

“Beşer zulmeder; kader adalet eder.” Musîbet ve zulümlere beşerî pencereden baktığımızda yapılan zulümdür. Kader penceresinden baktığımızda ise adalettir. Başımıza bir musîbet geldiğinde kendimizi sorguya çekeriz, çekmeliyiz. “Acaba hangi yanlışımıza, hangi fiilimize karşılık bu şefkat tokadı bize vuruldu.”

Mazlûmun  hatasına karşılık gelen musîbet aynı adalettir, hak edilmiştir; ancak bu yapılanın zulüm, yapanın zalim olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Bu hususa dikkat edip karıştırmamak gerek. 

Her musîbette iki yön vardır. Biri, insanın işlediği suçlardan dolayı gördüğü ceza manasına gelir; diğeri, Allah’ın merhametinin tecellisine bakar. İnsana bakan yönüyle her musîbet İlâhî adaletin bir yansımasıdır. Bir ihkak-ı haktır, bir cezadır ve dolayısıyla da bir kefarettir.

Allah’ın rahmetine bakan yönüyle her musîbet, bir İlâhî lütuftur, bir iltifattır, bir korumadır, bir inayet cilvesidir. Çünkü, büyük suçların büyük merkezlerde, ağır ceza mahkemelerinde görülmesi, küçük suçların küçük yerlerde görülmesi kaidesine binaen; musîbetler mü’minler için küçük bir yer olan dünyada olması, ahiretteki ağır ceza yeri olan büyük mahkemeye bırakılmaması, Allah’ın bu kulları için bir lütfudur, hafif bir ceza ile onları kurtarmaktır.  

MUSÎBETLERİ KÜÇÜK GÖRMEK

Musîbetzede başına gelen musîbeti vehim ve vesvese ile büyütüp hayatı kendisine zindan etmemeli, kendisinden fazla musîbete maruz kalanları düşünüp haline şükretmelidir. Allah’ın rahmetinden ümit kesilmez. Belâ ve musîbetler gelip geçici imtihan sorularıdır. Allah her zorluktan sonra iki kolaylık yaratacağını vaadetmiştir. “Zorlukla beraber kolaylık vardır. Evet, zorlukla beraber kolaylık vardır.” (İnşirah, 94/5-6.)

Belâ ve musîbetlerin gelmemesi için; uğrayanların sabır ve şükür içinde bir an evvel kurtulmaları duâsıyla yazıyı bitirelim. (Konuya devam edeceğiz inşallah.)

Rabbimiz, kalbimizi Sana yönelttik.

Sana teslim olduk. Sen bizim Mevlâmızsın.

Bizim göğsümüzü aç ve bize inşirah ver.

Üzerimizdeki sıkıntıları gider ve bize kolaylıklar ver.

Bizim şanımızı yücelt.

Senin ve  Peygamber Efendimizin (asm) şanını yüceltmek; iman ve Kur’ân hakikatlerini ihlâsla yaşamak ve yaymak için bize güç ver.

Amin… Amin… Amin…

Okunma Sayısı: 2764
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı