"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu muallim Allah’tan bahsediyor

Mustafa Gönüllü
02 Mart 2019, Cumartesi
Bu yazımda lise yıllarımda aynı sıralardan beraber geçtiğimiz bir arkadaşımı sizlere anlatacağım.

O yıllarda lisenin mescidinde namazları beraber cemaatle kıldığımız, kimi zaman beraber ders çalıştığımız, çözemediğimiz soruları birbirimize danıştığımız, birlikte güzel anılar yaşadığımız bir arkadaşım: Soner.

Onu tanıdığımdan beri, gayretiyle, yüksek hedefleriyle, hedeflerine ulaşabilmek için yaptıklarıyla her zaman örnek aldığım bir kişidir Soner. Ders aralarında sınıfımızla birlikte oynadığımız futbol ve basketbol maçlarında bile gayreti, başarısı kendisini gösteriyordu. Lise bittikten sonra o, üniversite sınavını ilk girdiği yıl başarılı bir şekilde sonuçlandırıp, İstanbul Üniversitesi Fen Bilgisi Öğretmenliği bölümünü kazanmıştı. Ben ise ilk yıl hedefimi gerçekleştiremeyip, bir sonraki sene tekrar hazırlanmıştım. Ancak bağlantımız devam ediyordu ve ondan ders çalışma sistemi hususunda yardımlar alıyordum. Üniversiteyi kazanmamda gerek bu yardımları gerekse duâları ile bana çok yardımcı olmuştur. Üniversite dönemimizde tatillerde buluşur, beraber İstanbul turları yaparız onunla. Maddî manevî sıkıntılarımızı birbirimize paylaşır, birbirimize yardımcı olmaya çalışırız.

Hatta ben Gebze’de Yeni Asya dershanesinde hızlandırılmış Risale-i Nur programındayken bana telefon açıp Gebze’de olduğumu öğrenince, İstanbul’dan otobüse atlayıp iki saat içinde yanıma gelmiş ve beraber Risale-i Nur dersine katılmıştık. Daha sonra Soner Ahmet Battal ile tanışmış, birlikte muhabbet etmiştik. Kendisi Risale-i Nur’u bilen, okuyan, hayatına tatbik etmeye çalışan biridir. İnternetten de Risale-i Nur derslerini takip eder, onlardan istifadeye çalışırdı. Ve onun yıllardan beri bir hedefi vardı: Fen bilgisi öğretmeni olup öğrencilerini İslâm’a, vatana, millete hayırlı bir şekilde yetiştirmek. Allah’ın kâinattaki sanatlarını öğrencilerine en doğru şekilde anlatmak, alışılmışın tersine, Fen derslerini Allah’a ulaşmak için bir araç yapıp öğrencilerine hakikatleri öğretmek, onun en büyük hedefiydi. Ancak öğretmen olmak için üniversiteyi kazanmak ve okumak yetmiyor, KPSS’de de başarılı olmak gerekiyordu. Ama bu da hiç kolay değildi. Binlerce adayla yarışmak, kısıtlı atama kontenjanlarına dahil olmak hiç de basit görünmüyordu.

Bir gün İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin önünden geçerken bana demişti ki: ‘’Ben bu sınava bir kere gireceğim, daha girmeyeceğim. Ama o girişte de Allah’ın izniyle kazanacağım.’’ Üniversitesinin genel kütüphanesinden çok şikâyetçiydi. Oradaki ortamdan çok rahatsız olduğunu, kız erkek karışık olduğunu ve bazen bazı kişilerin daha ileri gittiğini ve ahlâk yoksunu davranışlar sergilediklerini söylüyordu bana. Evinde de çalışamadığını, TV, internet vs. gibi çok meşguliyetlerin onu engellediğini söylüyordu. Bir gün İlahiyat Fakültesi’nin içini merak etmişti; belki orada bir çalışma yeri olursa, orada çalışmak fikrindeydi. İlahiyat’ın içinde büyük bir kütüphane, daha da iyisi, kız erkek ayrı ayrı çalışma yerleri olduğunu görmüştü. Bu nimetin kıymetini bildi ve akşam saat 10’lara varıncaya kadar orada çalışmaya devam etti.

Üniversite ortamının menfi yönlerinden uzak, sadece işine odaklı bir şekilde, okul derslerini de ihmal etmeden KPSS’nin yapılacağı tarihe kadar o sınava böyle çalışmaya devam etti. Sınava girdi ve kazandı. 17 bin beş yüz Fen Bilgisi öğretmeni adayı arasından 19. genel sıralamada ise yüz binlerce öğretmen adayı arasında 120. oldu. Ve tercih listesinde ilk yazdığı yer olan Rize/Hemşin’e ataması gerçekleşti. Tercih sonucu açıklanmadan iki ay önce Konya’ya, askerliğini yapmaya gitmişti. Konya’dayken de sürekli telefonlaşır, sohbet eder ve duâlaşırdık. Tercih sonucu açıklanınca bana telefon açtı ve haber verdi. Çok sevindim ve gurur duydum.

Sadece onun adına sevinmedim, ülkem adına, dinim adına sevindim. Çünkü dindar, Risale-i Nur’u bilen, gayretli, hedefi yüksek, onun gibi bir öğretmene gerçekten çok ihtiyaç vardı. Rize halkı da böyle bir öğretmen kazandığı için gurur duymalı. Hatta bütün Türkiye ve hatta bütün İslâm âlemi onunla gurur duymalı, onun başarılarının devamı için, yetiştireceği öğrencilerin muvaffakıyeti için duâlar etmelidir. Risale-i Nur’da da geçmiş olan, ‘kim istediği bir şey için gayretle çalışırsa, onu elde eder’ sözü onda gerçekleşmiş, onun fiilî ve kavlî duâlarına Allah cevap vermiş, kabul etmişti. Rize/Hemşin’de görevine başlayacaktı vatanî görevini yaptıktan sonra. Bana çoğu kez söylüyordu, İstanbul’dan uzaklaşmak, farklı yerlere gitmek istediğini. Nasibi Rize oldu ve bu nimetin şükrünü yerine getirebilmek için en iyi şekilde gayret edeceğini söyledi.

Uzun yıllardır öğrencilerine kavuşmayı beklediğini ve artık buna çok yaklaştığını tekrar tekrar bana söylüyordu. Telefonla konuşurken o andaki mutluluğunu hissediyordum. Ben de onun kadar mutluydum. Ona her zaman duâlar ediyorum ve herkesten duâlar bekliyorum onun için. 

Allah, yetiştireceği talebeleri de onun kadar gayretli, himmetli eylesin. Ve onlara muvaffakıyetler versin. Amin..

Okunma Sayısı: 1032
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı