"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gözleri görmeyen ressam

Mustafa Gönüllü
11 Eylül 2018, Salı
Bilim geliştikçe eski bilgilerimiz yerini yeni ve daha orijinal bilgilerle değiştiriyor. Aristoteles’ten bu yana klasik olarak tekrar edegelen ‘’beş duyu organımız’’ bilgisi artık günümüz bilim adamlarınca ‘eksik’ görülüyor.

Öncelikle duyu tanımını yapacak olursak, insanın dış dünya ve kendisi ile ilgili olan bilgilerin beyne iletilmesidir. Bu ileti sistemi oldukça karmaşık ve bir o kadar da intizamlı bir sistemdir.

Vücudumuzda iç algı adı verdiğimiz bir algı sistemi mevcuttur. Bu sistem bazı duyular ile aktifleşirken, bazı duyular bu algılama sistemini aktifleştirmez. Örneğin bir arkadaşımızla konuşurken kulaklarımız diğer dış sesleri de işitir, ama biz arkadaşımıza odaklanırız ve o sesleri algılamayız. Ama arkadan biri ismimizle bize seslendiğinde onu algılarız ve o tarafa bakarız.

Bunun gibi, uykudayken ismimiz söylendiğinde algılama sistemimizin çalışması da buna örnek olarak verilebilir.

İç algıdaki bir sistem de vestibular sistemdir. Bu sistem vücudun dengesini sağlamaktadır. Gözlerimizi kapatsak bile konumumuzu fark edebilmemiz bu sistem vesilesiyledir. Ayrıca herhangi bir yazıyı okurken kafamızı sallasak bile gözlerimizi kelimelerden ayırmamamız, okumaya devam edişimiz bu sistem ile alakalıdır. İşte bunlar gibi daha birçok duyumuz mevcuttur.

(Bu arada bu yazıyı okurken kafasını sallayıp deneyen tahkik ehli kardeşlerime selamlar.)

Şimdi sizlere beynimizin işleyişinin müthiş bir yansıması olan bir kişiden bahsedeceğim: 

Eşref Armağan

Gözleri doğuştan görmemesine rağmen ressamlık yapabilen bir kişi. Eşref Armağan, doğa resimlerini, yüz resimlerini beyin ve beden ile algılayarak çizebiliyor.

Beyin ve beden, kusurlu olan bir duyu olduğunda o duyunun açığını kapatmaya çalışıyor.

Hürriyet Gazetesi’nde yer alan habere göre Eşref Armağan’ın hiç görmediği evlerin, dağların, göllerin, yüzlerin ve kelebeklerin resimlerini nasıl yaptığının sırrı, ABD’de psikologların ve nörologların yürüttüğü deneylerle çözüldü.

Beyin ve dokunma duyusu ile de varlıklar tasavvur edilebiliyor ve şeklen resme dökülebiliyor. ‘Görmek isteyene göz ne gerek’ dedirtiyor.

İşte vücudumuzdaki bu mükemmel sistemi yaratan Allah’ın, insandan istediği en mühim iş şükürdür. Kur’ân’da ısrarla ‘’Hâlâ şükretmez misiniz?’’ buyuran Rabb’imizin verdiği nimetler saymakla bitmiyor. Ve bu nimetleri algılayabilmemiz için de bize bahşettiği sistem, yaratılış gayemizin en mühim neticesinin şükür olduğunu gözler önüne seriyor.

Tüm yaratılanlar, insana hizmetkâr bir vaziyette olduğu cihetiyle insan, yaratılan mevcudat dairesinin merkezinde bulunuyor. Her mevcut, insana hizmetkâr vaziyetini alıyor.

Suretler, kokular, tatlar şükrün davetçileri konumuna geçiyor.

Ancak insan, küfür ve inkar ile şükrün özelliğini yitirip şirke düşüyor. Hem nimetlerin hem kendisinin değerini düşürüyor. Şükürden şirke giriyor.

Bediüzzaman Said Nursî Mektubat adlı eserinde, şükrün ve şükürsüzlüğün ölçüsünü veriyor:

“Şükrün mikyası; kanaattır ve iktisaddır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı; hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram helâl demeyip rastgeleni yemektir.”

Risale-i Nur’da verilen bir örnek de mealen şöyle, karıncanın hırsı onu yerlere mahkûm etmiştir ve arının kanaati onu başlar üstüne çıkartmıştır. İnsana bal üretmeye vesile olarak hizmetkâr olmaktadır.

İşte, insan için kanaat bir nevi şükürdür. Halen ve kalen ‘Elhamdülillah’ deyince insan, nimetlerin asıl sahibi olan Allah’a imanını göstermiş oluyor.

Ayrıca insan için şükrün özeti namazdır. Namazı hakkıyla eda eden, nimetlerin şükrünü de eda etmeye mazhar olur inşallah.

Şükretmeyen ise nimetleri inkâr etmek gibi bir hasarete düşmekte ve gaflet ile Rabb’ini unutmaktadır.

Cenab-ı Hak, verdiği nimetlerin şükrünü eda edebilmeyi bizlere nasip etsin. Amin.

Okunma Sayısı: 708
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sebahattin

    11.9.2018 21:14:25

    Güzel bir Yazı. Tebrikler. Gönül gözü diye bir kavram var. Bazıları onunla görüyor

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı