"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsanın mahiyeti ve yaradılış gayesi

Mustafa Gönüllü
07 Temmuz 2017, Cuma
Kocaeli’nde hızlandırılmış Risale-i Nur okuma programımızın birinci gününde Ali Vapurlu Ağabey’in dersini dinledik.

İnsanın mahiyeti hakkında çok mühim bir dersti. Bu dersten aldığım notları sizlerle paylaşacağım inşallah.

İnsan, Allah’ın binler esmalarını gösteren bir âyine hükmündedir. Bu özelliği nisbetiyle nakş-ı âzamdır insan.

Biz de yaradılışımız itibariyle kendimizi okumalıyız ve anlamalıyız ki, diğer mahlûklardan farkımızı görelim ve gösterelim Rabb-i Rahîmimize. Ve bu kâinata gönderiliş sebeplerimizi bilerek ve sorumluluklarımızı yerine getirerek, ‘insan’ gibi yaşayalım. Bunun için önce kendi mahiyetimizi bilmemiz gerekmektedir.

İnsanın özelliklerini özetleyecek olursak:

İnsan, kâinatın halîfesi hükmünde yaratılmıştır. Bütün yaratılanlar, insanın hizmetine sunulmuştur. Bu kadar hizmetkârı bizim hizmetimize sunan Rabbimize bütün zerreler adedince hamd etsek yine azdır.

Kâinattaki nimetler, insan için birer numûne olarak yaratılmıştır. Sebebi, daha güzellerine talip olsun ve Cennet nimeti için çalışsın. Eğer insan, bu numûneler için hırsla çalışırsa ve bunları vereni tanımazsa nankörlük etmiş olur. Ama dünya nimetlerinin birer nûmune olduğunu bilip, ubûdiyetle Rabbine şükreder ise, kâinatın halîfesi derecesinde yoluna devam edecektir.

İnsan, en güzel, en san’atlı bir biçimde yaratılmıştır. Kabiliyet itibariyle de yaratılmışlardan daha üstün özelliklerle donatılmıştır.

İnsan, aynı zamanda kâinatın bir nevî fihristesi, bir nevî özetidir. Maddî olarak dünya âleminin bir özeti olmakla beraber, manevî olarak da kâinatın bir özetidir. Nasıl ki insanda ruh var, kâinatta da ruhlar âlemi mevcuttur. İnsanda hafıza var, kâinatta ise levh-i mahfuz vardır. İnsanda hayâl âlemi var, kâinatta da âlem-i misâl mevcuttur. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.

İnsanın ihtiyacı, emelleri, arzuları, hayâlinin ulaştığı yere kadar fazladır. Yaratılmışlar içinde ihtiyacı en fazla olan insandır. Bununla beraber gücü zayıf, kuvveti yetersizdir. Ve düşmanları nihayetsiz olmakla beraber acizliği ile o düşmanlara karşı tek başına mücadele vermemektedir.

Bundan dolayı bir dayanak noktasına ihtiyacı vardır. Öyle bir dayanak noktası olmalı ki, insanın âcizliği insana bir kuvvet kazandırsın, fakirliği ise bir kudret kazandırsın. Bu dayanak noktası da Rabbimizdir. O’nun (cc), bize gösterdiği şefkat ve merhamet ile bizim âcziyetimizde bir kuvvet, fakrımızda bir kudret meydana gelir. Hamd olsun..

İnsan, bir çekirdek hükmündedir. Bu çekirdek, iman ışığıyla, İslâmiyet suyuyla beslenirse büyüyecek, gelişecek ve bununla beraber meyve verecektir. Ama nefis ve şeytanın telkinlerine uyarsa, çürüyecek ve esfel-i sâfilin derecesine düşecektir.

Hayvandaki duygular sınırlıdır. Ama insandaki duygular, lâtifeler sınırsızdır. Bundan dolayı, insan için sınırsız bir makam tayin edilmiştir. Âla-yı illiyîn ve esfel-i sâfilin..

Ayrıca insanın bu dünyaya gönderiliş sebebi lezzet almak değildir. Çünkü insan, geçmişten gelen elemler ve gelecekteki endişeler sebebiyle, dünya lezzetlerini alamaz hale gelir. İnsanın asıl gönderiliş sebebi, Hâlıkını tanımak, ona iman etmek ve ubûdiyet vazifesini yerine getirmektir.

İnsan, sırât-ı müstakîm üzere yaşamalıdır. Bunun yolu da Risale-i Nur’da beyan edildiği üzere, hikmetli, iffetli ve şecaatli yaşamaktan geçmektedir. Şecaat, cesaretini yerinde kullanmaktır; hikmet, hakkı hak, bâtılı bâtıl bilmektir; iffet ise helâle meyilli olmak ve harama uzak olmaktır.

İnsan, Allah’ın antika bir san’atıdır. Antika, eşsiz, benzersiz demektir. Yaratılmış ve yaratılacak insanlar içinde hiçbir insan yok ki diğer insanlardan farklı bir sîmaya ve farklı bir karaktere sahip olmasın. İşte Yaradan, böyle yaratır.

İnsanda öyle bir anahtar vardır ki, eğer bu anahtarı doğru kullanırsa, Allah’ın esmalarını tanıyabilir ve her yaratılanda Allah’ın esmalarını görebilir. Bu anahtar ene’dir. Ene, bizdeki kabiliyetlerin, güzelliklerin bize ait olmadığını, bizdeki güzelliklerin Rabbimizin isimlerinden bize verdiği bir emaneti olduğunu bize gösterir. Biz de bu güzelliklerden yararlanıp, Allah’ın isimlerini bulmaya çalışarak, mârifetullah ilmine geçebilirsek, imanımızı tahkîkiye çıkarabiliriz. Yoksa eneyi yanlış kullanırsak, Allah muhafaza, bizi firavunluğa kadar götürebilir.

İnsanın kâinata gönderiliş hikmetlerini, felsefenin hikmet bölümü yıllar yılı araştırmış ve şu dört soruyu kendilerine sormuşlardır: Nereden geliyorsunuz? Nereye gidiyorsunuz? Bu dünyada işiniz nedir? Reisiniz kimdir?

İşte bu sorulara kâinat ağacının en mükemmel meyvesi olan Efendimiz (asm), Risale-i Nur’da beyan edildiği üzere, şöyle cevap veriyor:

“Ey hikmet! Bu gördüğün insanlar, Sultan-ı Ezelî’nin kudretiyle yokluk karanlıklarından ziyadar varlık âlemine çıkarılan mahlûklardır. Sultan-ı Ezelî, bütün mevcudatı içinde biz insanları seçmiş ve emanet-i kübrayı bize vermiştir. Biz haşir yoluyla saadet-i ebediyeye müteveccihen hareket etmekteyiz. Dünyadaki işimiz de, o saadet-i ebediye yollarını temin etmekle, re’sü’l-malımız olan istidadlarımızı nemalandırmaktır. Ve şu azîm insan kervanına, bundan sonra Sultan-ı Ezelî’den risalet vazifesiyle gelip riyaset eden benim. İşte o Sultan-ı Ezelî’nin risalet beratı olarak bana verdiği Kur’an-ı Azîmüşşan elimdedir. Şübhen varsa al, oku!” (İşarat-ül İ’caz, s. 13)

Okunma Sayısı: 980
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı