"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Çiçek Hastalığı: Dünya aşkı

10 Ekim 2018, Çarşamba
Her çiçek bir duyguyu özetler. En çok da aşkı söyler. Gökyüzünde yeryüzündeki çiçekler adedince yıldız vardır.

Her çiçeğin kaderinde bir yıldız vardır. Ömür kısa da olsa beklemeye değer. Yıldızlara talip çiçek sabırla gecenin gelmesini bekler. Yıldızlar gece olunca çıkarlar, güneşin bıraktığı yerden dünyayı aydınlatırlar. Çiçekler güneşte, yıldızlar gecede açar. Çiçekleri zindana atmayın efendiler çiçekler zindanda yaşayamaz. Kadınlara dünyayı zindan etmeyin erkekler, kadınlar karanlıkta yaşayamaz. Her şey kaderde saklıdır. Dünyaya hükmedemezsiniz. Allah istemedikçe bir çiçeği bile koparamazsınız yıldızları yerinden oynatmadan.

Geceleyin gökyüzü çiçek açar, yıldızlar göğü kaplar. İnsan odur ki gece basınca yıldız, güneş açınca çiçek açar.

VEFA

El ile dil kardeştir. Çiçeğe dokunan el de, çiçek gibi insanlarla konuşan dil de çiçek kokar. Çiçeğe bakanın dilinden bal akar. Bilmeyen için el de, dil de, çiçek de, tüfek de birdir; el uzatsan dil, çiçek uzatsan tüfek sanır. Bilirim, çiçeklerin boyunları bir kez kırılır. Bir kez kırılmaya görsün kimse başını kaldıramaz. Kalp narin çiçektir. Bir defa kırılmaya görsün artık iflah olmaz, kıranın yüzüne bakmaz. Çiçeği solduran ölüme yakınlığı, insanı ihtiyarlatan dostların vefasızlığıdır. Çiçekleri fırtına, çiçek gibi insanları vefasızlık yıkar. Gıdalar mideye, vefasızlar kalbe, dünya yükünü çekemeyenler toprağa defnedilir. En zoru da nedir bilir misin? Nadide bir çiçek olduğunu bilirsin de açacak toprak bulamazsın. Bundan daha zoru açmayı umduğun, kendisine gönül bağladığın bahçenin hazan yaşatmasıdır. Sen, sen ol, çiçekleri koparma, solunca ağlıyorsun, kurusuyla idare etmek zorunda kalıyorsun. Her çiçek senin olsun, herkes senin gibi düşünsün istiyorsun sonra da dünyayı Cehenneme çeviriyorsun, çevirme.

ÇİÇEĞİN KOKUSU MAKBULDÜR

Kimimiz dağda, kimimiz saksıda, kimimizde vazoda çiçektir. Vazo ile saksı arasındaki farkı en güzel çiçekler bilir. Saray ile zindan arasındaki farkı en güzel hem sarayda hemde zindanda yaşayan Yusuflar bilir. Böyle zamanlarda saray vazosunda lâle olmaktansa zindanda karanfil olmak yeğdir. Lâle soğanı her yıl yalnızca bir çiçek verir, illa da Lâleye özendiysen bir çiçek vermeden gitme. Unutma dünya zindanında çiçek gibi yaşayana ahiret sarayda bahçe olacak.

ÇİÇEK MEZARLIĞI  

İçim çiçek mezarlığına döndü deme. Bende de oluyor bazen öyle şeyler. Ama sonra her şey yoluna giriyor. Sürgün verir bahar akşamları/kanımda bin bir yara açarak/Ateşleyip hastalıkları/Azdırır çiçek açar gibi ağrıları… O zaman canım sıkılır. Bir denize, bir de karanfile bakarım. “Ey deniz sen bana bir kıyı vermedin/Suyundan bir damla kanıma serpmedin/Ve ey karanfil sen de bana bir gölge vermedin/Bir ağaç gibi dayandığımda ardına bir gönül.../Oysa sevmediysem deliler gibi seni/Haydi koparsınlar bir çiçek gibi senden beni/Niçin güzeldir çocukların adları/ Niçin yorucudur bu kadar çiçekler/Ve niçin boyun vurucudur bu kadar vefasızlar” Neyse, derim, kaderime teslim olurum. “Boynumu koyuyorum musalla taşına/Cellât öpüp duruyor çiçek saplı baltayı/Sanki sesim birikiyor bir çiçeğin koynunda/Sanki burcu burcu şiirler açıyor mezarlıkta/Belki bunun için boynumu koyuyorum musalla taşına/Belki bunun için cellât öpüp duruyor çiçek saplı baltayı/ Belki bunun için sesim birikiyor bir çiçeğin koynunda/Belki bunun için burcu burcu şiirler açıyor mezarlıkta.

Eskiden aşklar çiçek tadındaydı.  “Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım.” diye sevilene methiyeler dizilirdi. Çiçeğin ve aşkın yükü ağırdır, herkes taşıyamaz. Şimdilerde eline bir çiçek alan koşuyor sevdiğine. Bazen o bile zor geliyor. Plastik çiçek çağında çiçeklerin ruhu olduğunu unutuyor, sanaldan çiçek gönderiyor.

Ah biz güneşe ve aşka perde çekmeye çalışıyoruz. Görmezden, duymazdan geliyoruz. Oysa aşk, insanı önce deli, sonra veli eder. Yar güneştir, görmeye yürek dayanmaz. “Açma pencereni perdeleri çek/ Mona Roza seni görmemeliyim/Bir bakışın ölmem için yetecek/Anla Mona Roza, ben bir deliyim/Açma pencereni perdeleri çek”

ÇİÇEK HASTALIĞI: DÜNYA AŞKI  

Kâinat bir ağaçtır, ağacı çiçeksiz bırakmayan, kâinatı gül-ü Muhammedisiz (asm) bırakır mı? Dünya munise bir incir, çiçeği mancırdır. Papatyadan fal tutuyor, incir ağacından medet umuyorsun. Âlemi çiçek, kendini arı biliyor, hepsinin tadına bakmak istiyorsun. Dikkat et, hazer et, bazı çiçekler zehirlidir. Bir çiçekte batma, dünyaya gönül bağlama. Dünya kocaman bir çiçektir, pencerelerden seyret, içine dalma.

Çiçekleri sevdiğini söylüyorsun, ama sulamıyorsun. Rabbini sevdiğini söylüyorsun, ama duâ için ellerini açmıyorsun. Sonra da çiçek hastalığına tutuluyorsun. Dünya aşkı çiçek hastalığı gibidir. Bir kez tutulmaya gör ömür boyu izini taşırsın. Eskiden çiçek hastalığına tutulunurdu, artık tarihe karıştı. Fakat dünya hastalığımız devam ediyor. Biri bize bir çiçek verse hemen hastası oluyoruz. Sonra da ruhumuza çiçek aşısı yapacak birini arıyoruz. “Ben sizin ruhunuza çiçek aşısı yapayım/Da çiçekler açsın ruhunuz/Hadi alkışlayın!/Biliyorum hâlâ biraz safım/Keşfettim/Küçük ruhlarınızdaki büyük Amerika’yı/Hadi alkışlayın!/Bu sizin başarınız.”

Eskiden âşıklar aşkın bedelini öderlerdi, hasretinden vereme düşerlerdi. Derdini kâğıtlara dökerlerdi. Mektupla birlikte bir de çiçek koyarlardı zarfa. Dünya bir zarftır, insan sonsuzluğa gönderilen mektuptur. Mektubun yanına çiçek koymayı unutma. Bak ne diyor çiçeklerin Üstadı. “Ey Zühre-misâl! Sen gidiyorsun. Fakat çiçek olarak git. İşte gittin. Terakkî ede ede tâ bir mertebe-i külliyeye geldin. Güyâ bütün çiçeklerin hükmüne geçtin.”

Okunma Sayısı: 1800
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    10.10.2018 15:20:09

    Dünyevi/Çiçek hastalığa yakalanmasın diye çiçeklerimiz olan çocuklarımıza Çiçek Aşısı yaptırırız. Çiçeklere de dünyevi hastalıklara yakalanmasın diye kimyasal ilaç atarlar. Halk ozanımız Gülizar Ana'nın Âşık Veysel'i de Çiçek hastalığı sonucunda gözlerini dünyaya kapatmış, gönül gözüyle görmeye, kalp diliyle "Güzelliğin on par'etmez / Bu bendeki aşk olmasa" diye söylemeye başlamıştır. Bir birini çağrıştıran isimler ve cisimler vardır. Çiçek de bunların başında gelir. O hem güzellik hem aşk hem ilan-ı aşktır. Farsça'nın "GUL" kelimesini "GÜL" inceliğine ve güzelliğine çeviren güzel Türkçemizde özellikle GÜL sevgisi ve aşkı ağır bastığından onu hatırlatan belki onlarca GÜL ile başlayan ve GÜL biten isimler vardır. Çiçek gibi olabilmek ve çiçek gibi kalabilmek ümidiyle... Selam ve muhabbetle.

  • Gündüz Alp

    10.10.2018 14:44:03

    Değerli kardeşim Mustafa bey, her yazınızı okudukça bizlere farklı pencereler açan güzel bir yazını daha okuduk. Binler dua ve teşekkürler. Ruhsuz, çakma ve yapma çiçeklerin dünyamızı istila ettiği şu zamanda, gerçek çiçeklere, çiçek misali çiçek ruhlu insanlara ne kadar da muhtacız. Ve ne yazık ki bu ihtiyaç gittikçe şiddetlenmektedir. Âşıklar aşkını çiçeklerle ifade ederlermiş. Hele bir çiçek var ki, adına GÜL derler, Allah'ın (cc) "Habibim" dediği Efendimizi (SAV) temsil eder. Bir çiçeğin bir peygamberle (as) anılması karşısında, GÜL, bunu bilmiş ve dile gelmiş olsa, ne derdi acaba? Çocuklar da bir başka çiçek olan "şefkat kahramanları" annelerinin koklamaya kıyamadıkları çiçekleridir. Adına Zehra deyince çiçek, Zühre deyince yıldız -maalesef- olunmuyor. Çünkü isim değişikliği gerçeği değiştirmiyor. Mesela, kaktüse, gül demiş olsak onun mahiyetinde bir değişiklik olmaz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı