"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ı sosyal yönüyle anlamak

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
07 Aralık 2017, Perşembe
Ömrünün otuz yedi yılını eğitim içinde geçirdi.

Bir eğitimci gözüyle Bediüzzaman’ı okudu, hayatını inceledi, onu görenlerle konuştu. İnsani ilişkiler, toplum ve cemiyet hayatı içinde Bediüzzaman’ın insani ilişkileriyle sosyal yönünü araştırdı. Bir sosyolog ve psikolog edası içinde Bediüzzaman’ın beşeri ve sosyal ilişkilerini incelerken, ona uzun yıllar hizmet eden talebelerinin görüş ve düşüncelerinden hareketle yazdığı eserlerinin satır aralarında Bediüzzaman’ın manen intibaını aldı. Sonuçta; Bediüzzaman hazretlerinin mübarek hayatını bütün yönleriyle bilmenin ve anlamanın  mümkün olmadığı kanaatine ulaştı. 

Te’lif ettiği şaheserlerini okuma yanında ona hayatta iken hizmet eden talebelerinin yakinen ifadelerinden bazı hallerini ve sırlarını anlamak mümkün olabileceğini anladı. Çok yönlü, mükemmel bir şahsiyet olan Bediüzzaman’ın mazhar olduğu hususiyetlerinden birisi de sosyal hayatı yönüyle nezih bir karakter taşıdığı ve insan, toplum ve sair varlıklarla olan ilişkilerinde her yönüyle örnek bir tarz sergilemiş olmasıdır. Bediüzzaman’ı sosyal yönüyle anlamak adına, bir çok yazılı ve sözlü kaynaklardan aktaracağı anekdotlar onun her yönüyle olduğu gibi, sosyal yönüyle de bir rehber şahsiyet olma özelliklerine sahipliği, önemli derslere havi olduğu gördü. Şöyle ki; ömrü boyunca hayatını İslam’ın dert ve çilesine hasreden Bediüzzaman, âlem-i İslam’ı ve insanlığı bütünüyle kucaklamış ve “Alem-i İslam’a indirilen darbelerin en evvel kalbime indiğini hissediyorum” ve yine “Bütün ıstırabım İslam’ın maruz kaldığı tehlikelerdir. Şahsımın maruz kaldığı tehlikeleri düşünmeye dahi vaktim yoktur.” der. Bediüzzaman, hitaplarında oldukça nezihtir. Bu önemli hususiyeti eserlerine de yansıtmış, eserlerinde kullandığı “Aziz, sıddık kardeşlerim” ve sair nezih hitapları bunun örneklerindendir. Hayatını vakfettiği kutsi davasının temelinde şu kaidenin bulunuşu, eserlerindeki şu ifadelerinden anlaşılmaktadır. Şöyle der:

“Risale-i Nur’un mesleği nezihane, nazikane ve kavl-ı leyyindir.” 

Talebeleri arasındaki iletişimde, vefasıyla öne çıkan Bediüzzaman hazretleri talebelerini ve insanları daima severek korumuş ve nezih alakadarlığını esirgememiştir. Bu hususiyetine dair bir çok örnekler mevcuttur. Mesela; Birinci Dünya Harbi sırasında, Rus kuvvetleri tarafından yakalanıp esir edildiğinde, Bitlis’teki Rus karargahında, Rus komutanının “Seni Rusya’ya götüreceğiz, istiyorsan bu hizmetkârlarından birini yanına alabilirsin” demesi karşısında, Bediüzzaman’ın “onlar benim hizmetkârım değil, benim kardeşlerimdir” dediğini talebesi ve harb arkadaşı Ali Çavuş’un bize verilen hatıraları arasında mevcuttur. Yine, Bediüzzaman hazretleri, Emirdağ ilçesinde bulunduğu yıllarda, İstanbul’dan yanına gelen bir talebesinden, İstanbul’daki talebelerinin nasıl olduklarını sorması üzerine, talebesi de, “Üstadım iyidirler fakat biraz zahmet çekiyorlar, çok rahatsız ediliyorlar..”der. Bediüzzaman “Benim etimi cımbızla çeksinler fakat talebelerime işkence vermesinler” der. Böylece yüksek bir ruhtan, engin bir vefa örneği görülmüş oluyor. 

Ayrı bir nezih davranış örneği ise şöyledir; Bediüzzaman talebeleriyle, birlikte cemaatle namaza hazırlanmakta, namaza başlangıçta, namaza girmekte bir an ağır  bir beklemede kalır Bediüzzaman. Talebelerinin dikkatini çeken bu hal karşısında, Bediüzzaman bir ara başını hafifçe sağa doğru meylettirir ve bakar, Zübeyir Gündüzalp’e sorar “Zübeyir acaba benim abdestim var mı?” der ve Zübeyir Gündüzalp, hakikaten abdest almayı unutmuştur. Koşarak abdest alır ve cemaate yetişir. 

Nezih ve müspet davranışın zirvesindeki bir hal ve vaziyet. Bediüzzaman hazretleri İstanbul’da kaldığı yıllarda bir Ermeni bakkalından parası karşılığında peynir alır. Bu hal Ermeni’nin dikkatini çeker ve der; “Siz bu büyük insanın kıymetini bilmiyorsunuz. Bizim memlekette olsa altından gümüşten saraylar yaparlar. Büyük bir insandır. “İnsanı ilişkiler noktasında, bu tavır oldukça manidardır. Bediüzzaman Isparta’da kaldığı yıllarda hizmetle meşgul olan talebelerine, çay yaparak kendi elleriyle ikramda bulunur. Elinde çay tepsisiyle içeri giren Bediüzzaman’ı talebesi Yüzbaşı Refet Bey görünce hayret içinde kalır ve bu nezekate ben, ne ailemde ve ne de uzun yıllar hizmet etiğim askeriyede gördüm. Bu durum karşısında, Üstad’ın “Hayır kardeşim ben sizlere hizmet etmeye mecburum, siz Kur’an’a hizmet ediyorsunuz” der. Bediüzzaman hazretlerinin bu vefası ve bu tavrı nasıl izah edilir? Doğrusu;Bediüzzaman hazretleri, sosyal yönü itibariylede, örnek ve rehber bir şahsiyettir.

Okunma Sayısı: 1276
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı