"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın bayramları

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
24 Ağustos 2018, Cuma
İnsani hususiyetlerdende mahrum olan bir zihniyetin, Bediüzzaman Hazretlerine bir ömür boyu çektirdiği çile ve ızdırapları, dini bayramlarda da çektirmekten geri kalmamıştır...

Bediüzzaman ve talebelerine karşı yapılan bu zulümlerin cezalarını kısmen bu dünyada dahi gördükleri gibi, ekseriyet itibariyle elbette mahkeme-i kübrada sürecek olan davalarda da göreceklerdir.

Hayatını iman ve Kur’an adına vakfeden Bediüzzaman Hazretlerine bir bayramda yapılan zülümle alakalı bir ifadesinde şöyle der:

“Bu yirmi sene kırk bayramımı münzevi, yalnız geçirdim. Artık yeter! Kabir kapısındayım, beni dünyaya baktırmayınız. Hattâ bu yirmi bayramdır, bir ikisinden başka umumlarında, bu gurbette, kendi odamda yalnız mahpus gibi geçirdim. “

Bediüzzaman Hazretlerine bayramı zehir eden zihniyetin yaptıkları bed muammelere şahitlik eden o devrin yazarlarından birisinin bu acı durum karşısında yazdığı bir mektubundan bir parça şöyledir:

“Senelerden beri zalimlerin pençe-i zulmünde inleyen bu bîçare müslüman kardeşlerinizle geçirmekte olduğunuz bu mübarek bayramın belki dokuzuncusunu hücre köşelerinde, dostlarınızdan uzak, akraba ve taallukatınızdan mahrum bir vaziyette, teâli ve terakkisi için çalıştığınız cem’iyet-i İslâmiye arasından uzaklaştırdığınızı  hatırladıkça yüreğim parçalanıyor, ruhum azîm bir elemle yanıyor, gözlerimden yaşlar dökülüyor. Kalbimden yükselip gelen bir ses, “Ağla hem çok ağla! Belki rahmet-i İlahiyenin nüzulü ve âlem-i İslâmın saadet ve selâmeti için ağlayanlarla beraber ağla!’ diyor.”

Kendisine verilen zahmet, sıkıntı ve bed muameleler sonucu rahatsızlığından dolayı bir bayram günü ziyaretçileri dahi kabul etmemekte karar kılan Bediüzzaman, yine de bir iki talebesini, Nur talebelerinin hatırını kırmamak adına kabul eder ve bayramda kapısına şu notu asar: 

“Kalben rahatsızlığım dolayısıyla, Kurban Bayramına kadar Süleyman Efendi, Şamlı Hâfız Tevfik, Abdullah Çavuş ve Mustafa Çavuş’tan başka kimseyi kabul etmiyorum. Affedersiniz gücenmeyiniz! Said Nursî.” 

Yaşadığı mübarek hayatın kudsiyeti ve Kur’an ve iman davasısının hassasiyeti içinde, gurbette garip bir vaziyett, bir çok yakını, akrabasıni ve sevdiklerini bayramlarda dahi görmekten mahrum bir bir şekilde geçirmesi nasıl tarif edilir? Onu anlamak kolay değil.

Kur’an’a dayalı sünnet eksenli kudsi vazifesinin başında hayatını idame ettirken, bu milletin imanının kurtulması uğruna herşeyini feda eden Bediüzzaman’a, mübarek bayramı dahi çok görerek onu rahat bırakmamışlardır.

Bütün bu olanlara ve hayatında ona yaşatılan bed muameleler karşı şu ifadesi oldukça manidardır:

“Hey bedbahtlar! Ben size ne yaptım ve ne yapıyorum? İmanınızın kurtulmasına ve saadet-i ebediyenize hizmet ediyorum. Demek hizmetim hâlis, lillâh için olmamış ki, aksülâmel oluyor; siz ona mukabil her fırsatta beni incitiyorsunuz. Elbette mahkeme-i kübrâda sizinle görüşeceğiz.”

Bediüzzaman’a bayramlarda dahi yaşatılan bu acı hadiselere mukabil biz de çok değerli aziz üstadımızın mübarek bayramlarını, binler ruh-u canımızla tebrik ediyor, dualarını intizar ediyoruz.

Bayramınız mübarek olsun üstadım.

Okunma Sayısı: 2514
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı