"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir yol hikâyesi

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
20 Ekim 2016, Perşembe
Van’da her hafta sonu öğretmenlerle yapılan, ’Öğretmenler dersine’ yetişebilecek miydik? Onu bilmiyordum. Bitlis’e bağlı Tatvan ilçesinin Reşadiye nahiyesinin Bölüh Köyü’ne gidecektik.

Yaşadığı mübarek ve muhteşem hayatı, kahramanlık destanlarıyla dolu olan Bediüzzaman Hazretleri’nin bu ülke ve insanının hayrına ve sadece ila-yı Kelimetullah adına girdiği vatan müdafaalarından birinin izlerinin tozunu sürmenin adıydı bu yol hikâyemiz.

Birinci Dünya Harbi’nin o dehşetli sahnelerinden birinde, kendisi ve talebeleriyle birlikte Bitlis’in karlı günlerinde, Rus ve Ermeni çeteleriyle çarpışırken o günlere şahit olan bir kahraman silâh arkadaşının halen hayatta olduğu bilgisini almıştık. Kahraman ve cengâver talebesiyle görüşmek ve buluşmak maksadıyla yollara düşmüştük, Van’dan...

Mevsim kıştı. Bitlis’in dağ ve derelerini kar ile boran bürümüştü. Gideceğim köy bir dağ köyü. Ana yoldan da pek uzaktı. Van’dan bineceğim yolcu otobüsü, bizi Van-Bitlis karayolunun köye nâzır bir mevkiinde bırakıp, oradan da kendi imkânlarımızla köye varacaktık. 

Karlı yollarda, düşe-kalka yola koyulduk. Üstelik, akşam da öğretmen ve öğrencilerin iştirak edeceği ve bizim organize ettiğimiz derse yetişmemiz gerekiyordu. Amacımız Bölüh’te bulunan, Abdullah Sağcı’nın Bediüzzaman Hazretleri’yle alâkalı hatıralarını tesbit etmekti. Saatler sürmüştü köye varışımız. Abdullah  Sağcı’yı hasta yatağında görmüş ziyaret etmiştik. Abdullah Amca, tam yüz beş yaşındaydı. Üstad Bediüzzaman Hazretleri’yle birlikte Birinci Dünya Harbine iştirak etmiş, Seyda’nın talebeleriyle birlikte Rus ve Ermeni çeteleriyle kahramanca çarpışmıştı.. Bizi karşısında görünce, “Ahh... Molla Said!..” diyordu. Nuranî siması, ak sakallarıyla özdeşleşmişti. O günlere dair hatıralarını sorduğumuzda gözyaşlarını tutamamış ağlamaya başlamıştı. “Neden ağlıyorsun?” diye sormuştuk Abdullah Amca’ya. O da hayalen çok ötelere giderek, Bediüzzaman’ın harpteki kahramanlığını ve korkusuz halini hatırlayarak ağladığını söyledi... “Seyda korkmuyordu... Elinde hançeri ve mavzeriyle çemberi yararak düşmana korku salıyordu...” diyordu. Bir ara göğsündeki saatine bağlı zinciri göstererek, ”O evliyaların son zinciridir.” diyerek ekliyordu.

Bediüzzaman’la alâkalı hatıralarını anlatırken, şunları söylüyordu Abdullah Sağcı:

“Molla Said bir bakıyordum bizim yanımızda, bir bakıyordum düşmanın içinde harb ediyordu. Başı egallı, ayaklarında çizmeleri vardı. Harpte namazlarını terk etmiyordu. Asker ve talebelerini ikiye ayırıyordu. Bir grup namazını eda ederken, diğer grup düşmanla savaşıyordu. Bize, ‘Korkmayın düşman vatanımızı elimizden almak istiyor; ama başaramayacak. Benim talebelerim ve askerlerim onların binine bedeldir. Kumandan-ı Ashab-ı Bedir’le birlikte, ila-yı Kelimatullah namına savaşan Bedir kahramanlarını hatırlıyorduk.

Akşam karanlığı çökmeye yüz tutmuştu. Abdullah Amca’dan ve köyden ayrılmak vakti gelmiş, geldiğimiz istikamete geri dönecektik. Köylüler her ne kadar, ”Gitmeyin bu karda ve akşam üzeri gidişiniz iyi olmaz, yolda kurtlarda olabilir, sıkıntı yaşarsınız.” demelerine rağmen, bizim Van’da organize ettiğimiz öğretmen ve öğrencilerin katılacağı derse yetişmemiz gerekiyordu. Köyden akşama yakın saatlerde ayrılarak, anayola doğru karlara çıka bata yürümeye koyulmuştuk. Bir saatten fazla yürüdükten sonra, Van-Bitlis karayoluna inmeyi başarmıştık.

Van’a gitmek üzere yolda vasıta beklerken, Van istikametine giden bir çok vasıta bizi geçip gidiyordu.

Bekleyedurmuşken, sonunda siyah bir makam arabasının geldiğini görünce, yolun orta yerine geçerek durmasını ve bizi almasını arzulamıştık.

O vasıtada bizi hızla geçmişti. Çaresizdik. Sonunda, bir başka vasıtanın geldiğini görünce, yine durdurmaya çalışmıştık. Ne ise ki, durdurmaya çalıştığımız vasıta bizi bu defa almış, Van’a sağ-salim yetiştirmişti.

Öğretmen, öğrenci ve daha bir çok eğitimcinin katıldığı akşam dersine yetişmenin huzuru içindeydik.

Paylaşılacak konu ise, “Bediüzzaman’ın Medresetüzzehra” ismini verdiği eğitim projesiydi.

Şükür Allah’a, demiştik...

Okunma Sayısı: 971
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı