"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hasbüna istinadı

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
10 Kasım 2017, Cuma
Yaşadığımız hayat içinde, en zor ve en sıkıntılı halimze mukabil, Hasbüna’ya istinad etmenin sonsuz rahatlığı yaşanır, insanın ruhunda.

Öylesine, mükemmel ve sağlam bir kale ki, tarifi mümkün değildir. O’nunla, bütün âlemlerin sahib-i hakikisi olan, Rabb-ı rahimine iltica ederek, O’ndan medet dilemek, O’nun rahmet ve keremini celbedici  fiiller içinde bulunmak, sonsuz kudret ve azamet sahibi olana iltica etmek…

Bu sığınma, bu yaslanış ve bu istinad, dünya hayatı adına olduğu gibi, ahiret hayatı  adına da büyük bir kazanımdır.

“Acziyetimize, fakrımıza,güçsüz ve kudretsizliğimize, zaifliğimize binaen, Sana sığınıyorum, ey bu yerlerin hakim-i hakikisi olan Allahım” demenin  saadetini solumalıyız ki, rahmeti ve merhameti tecelli etsin o Yüce Yaratıcımızın.

İşte böylesine bir niyazdı, Asrın Sultanı’nın niyazı...Esaret hayatının çekilmezliği, yalnızlığın, garipliğin çilesi karşısında,  uzun ve karanlık gecelerde, Hasbüna’nın istinadı içinde, şöyle diyordu..

“Harb-i Umumîde, esaretle, Rusya’nın şark-ı şimalîsinde, çok uzak olan Kosturma vilâyetinde bulunuyordum. Orada Tatarların küçük bir camii, meşhur Volga Nehrinin kenarında bulunuyordu. Oradaki arkadaşlarım olan esir zabitler içinde sıkılıyordum. Yalnızlık istedim. Dışarıda izinsiz gezemiyordum. Tatar mahallesi, kefaletle beni o Volga Nehrinin kenarındaki küçük camie aldılar. Ben yalnız olarak camide yatıyordum. Bahar da yakın. O şimal kıt’asının pek çok uzun gecelerinde çok uyanık kalıyordum. O karanlık gecelerde ve karanlıklı gurbette, Volga Nehrinin hazîn şırıltıları ve yağmurun rikkatli şıpıltıları ve rüzgârın firkatli esmesi, beni derin gaflet uykusundan muvakkaten uyandırdı. Gerçi daha kendimi ihtiyar bilmiyordum; fakat Harb-i Umumîyi gören ihtiyardır.

O karanlıklı, uzun gece ve hazîn gurbet ve hazîn vaziyet içinde hayattan ve vatandan bir meyusiyet geldi. Aczime, yalnızlığıma baktım, ümidim kesildi. O hâlette iken, Kur’ân-ı Hakîmden imdat geldi. Dilim ‘Hasbünallah-u veni’melvekil’ dedi.1

Çile, cefa, sıkıntı ve musibetlere mukabil, Kur’an-ı  Hakimden gelen inayet-i ilahi, Hasbüna’nın manevi şahsında sirayet etmiş, Hazret’in kalb,akıl, gönül ve mübarek ruhunda, ona vesile-i necat olmuştu. 

Aziz Üstad, Bediüzzaman hHazretleri’nin, ”Netice-i hayatım ve vesele-i saadetim ve vazife-i fıtratım” dediği  Risale-i Nur’un mânevi, engin mânasında şekillenen bu hakikatlerin tenevüü, Nur’un satır aralarının diğer kısımlarındaki, yüksek mânasının sıkıntılı haller karşısında yine şu değerlendirmeyi izhar ediyordu Hazret-i Üstad:

“Fıtratımdaki hadsiz aczimle beraber, ihtiyarlık ve gurbet ve kimsesizlik ve tecridim içinde, ehl-i dünya desiseleriyle, casuslarıyla bana hücum ettikleri hengâmda kalbime dedim: ‘Elleri bağlı, zayıf ve hasta bir tek adama ordular taarruz ediyor. Benim için bir nokta-i istinad yok mu?’ diye, Hasbüna âyetine müracaat ettim”2 

Dünya ve ahiret hayatı içinde yaşayanlar için, işte böylesine yüksek ve ali sırlarla mücehhezdir, sırr- ı Hazbüna.

Dipnotlar: 1- Lem’alar, 523 / 2- Lem’alar, 113

Okunma Sayısı: 878
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı