"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nursî Ailesi ve eğitimi (2)

Mustafa ÖZTÜRKÇÜ
11 Ocak 2018, Perşembe
Nursî ailesinin, aile reisi olan Mirza Efendi, nam-ı diğer sofi (Bu lâkap ona güzel hasletlerinden dolayı verilmiştir.

Temiz, dürüst ve saf anlamındadır). Mirza ismi ise, İslâm toplumlarında Bey, Beyzade anlamlarında kullanılmaktadır. Mirza Efendi’nin babasının adı Ali’dir. Bu muhterem zatın Haci, Mehmi, Koluz ismindeki çocuklarının sonuncusu da Mirza Efendi’dir. Mirza Efendi, çevresinde ahlâk, terbiye, nezakette örnek bir şahsiyet olarak tanınır. Bütün evlâtlarını da iyi eğittiği, zamanın şartları içinde bulunan medreselerde tahsil ettirdiği özellikleriyle de öne çıkmıştır.

Baba, Sofi Mirza Efendi’nin üstün vasıfları, köyünde ve çevresinde büyük alâka uyandırdığı gibi köylünün bağlı bulunduğu, Hizan kazasında yaşayan, ”Gavs-i Hizan” olarak saygınlığıyla  bilinen ve tanınan, maneviyat erlerinden Seyyid Sibgatullah Efendi’ninde senasına mazhar olmuştur. 

Anlatılan ve bir çok tarihî kaynakta var olan Gavs Hazretleri’nin, Sofi Mirza’ya karşı gösterdiği ilgi ve sebeplerinden birisi şöyledir: “Mirza Efendi, Nurs Köyü’nden kalkarak Gayda’ya, Seyyid Sıbgatullah Hazretleri’nin ziyaretine gidiyordu. Bir defasında muhteşem mecliste Seyyid Sıbgatullah ayağa kalkarak, Sofi Mirza’ya meclisin başköşesinde yer göstermişti. 

Orada bulunan âlimler ve evliya zâtlar bu basit, ümmî Nurslu köylüye neden bu kadar alâka ve hürmet gösterdiğini sorduklarında, Gavs-ı Hizan şu cevabı vermişti: ‘Bu Sofi Mirza ileride öyle bir zâta baba olacak, sulbünden öyle bir zât gelecek ki, o zâta baba olmayı ben on gavslığa tercih ederim. Gavs olmaktansa, o gelecek zâta böyle bir baba olmayı tercih ederim!’”1

Nursî ailesinin, Baba Sofi Mirza Efendi ve Anne Nuriye Hanımdan olma, yedi çocuklarının hepsi de yaşadıkları zaman içinde, mevcut eğitim kurumları olan medreselerde tahsil almış ve okumuşlardır. Bir aile reisi olarak Baba Sofi Mirza Efendi’nin ailesinin fertlerine karşı sarf ettiği gayret ve okumaları yönündeki teşvikleri, ailenin bir bütün olarak mana ve tahsil hayatlarında görülen üstünlükleri ve üstün vasıfları orta yerde açıkça görülmektedir. Buna sebep olan ise şüphesiz baba ve annedir.

Hatta Mirza Efendi’nin dördüncü evlâdı olan Said, babasının eğitime yönelik önemli bir hususiyetini ifade ederken şunları söyler: “Ben hikmet, intizam ve nizam dersini babamdan aldım.”2

Nursî ailesinin büyüğü olan Sofi Mirza’nın öne çıkan önemli özelliklerinden birisi de, ailesinin eğitimine oldukça önem vermesi olmuştur. Şöyle ki: “Büyük bir takva sahibi olan Sofi Mirza’nın en büyük özelliği hak hukuk konusunda ve haram helâl ayrımında büyük bir titizlik ve hassasiyete sahip olmasıydı. Ayrıca müte- vaziliği ve insanlara karşı olan alçakgönüllülüğü hayatının vazgeçilmez prensibi idi. Kendisi âlim olmadığı halde cinsiyet farkı gözetmeden bütün çocuklarını iyi bir medrese eğitimine teşvik etmiş ve bu sayede âlim bir aileye sahip olmuştur. Doğum tarihi konusunda herhangi bir bilgiye sahip olamadığımız Sofi Mirza’nın 1920 yılında vefat ettiği bilinmektedir. Hanımı Nuriye Hanım da takvada beyinden geri olmadığı gibi, yetiştirdiği çocuklarına verdiği tesirli derslerle, çocuklarının eğitimine büyük katkıları olmuştur.”3

Nursî ailesinin büyüğü Sofi Mirza’nın, bir çok özelliklerinden birisi de, son derece tevazu sahibi oluşuydu. 

Bu özelliğini, dördüncü evlâdı Said Nursî ile alâkalı cereyan eden bir hadisede görmekteyiz:

“Bediüzzaman’ın Van’da, Vali Tahir Paşa’nın konağında kaldığı günlerdi. Bir gün basit kıyafetli bir köylünün kapıda kendisini beklediğini söylediler. Kapıya koştu. Gelen babasıydı. Bir merkeple Nurs’tan kalkmış, Van’a oğlunu görmeye gelmişti. Bediüzzaman sevinç içinde babasının ellerine sarıldı. Halini hatırını sordu. Annesi ve kardeşleri hakkında bilgi aldı. Mirza Efendi, kapıda oğluna:

– Oğlum, burada benim, senin baban olduğumu sakın kimseye söyleme, diye uyardı. Bediüzzaman babasının önüne geçip ona yol gösterdi ve içeri aldı. Salona girdiler. Vali ve şehrin diğer ileri gelenleri de oradaydı. Sofi Mirza Efendi, utanarak kapının eşiğine yakın bir yere oturdu. Bediüzzaman, uyarısına rağmen babasını topluluğa iftiharla tanıttı:

– İşte bu zat benim babam Sofi Mirza Efendi’dir. Ve babasını kapı ağzından alarak başköşeye, Vali Tahir Paşa’nın yanındaki sedire oturttu. Onun lâyık olduğu yer orasıydı.”4

Nursî ailesi ve aldıkları fıtrî eğitimleri sonucu, başta ülkemiz ve insanlığa örnek ve rehber teşkil ettiği gerçeğinin altında, böylesine muhteşem hakikatlerin var olduğu tarihin şehadetiyle sabit olmuştur.

Umarız, yönetimlerimiz ve insanımız, eğitimde bu hakikatlerden yeteri kadar nasiplenir ve nasiplendirilmeye de vesile olurlar.

Dipnotlar: 1- Son Şahitler: 1- s. 22. 2- A.g.e: (Muhsin Alev’in hatıralarından). 3- mehmedselimmardin.Yeni Asya: 6.5.2014. 4- (Bediüzzaman’la yaşayan öyküler: Ö. Faruk Paksu)

 

Okunma Sayısı: 2165
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı