"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ekonomik kriz mi?

Mustafa Sait ÖNAL
25 Mayıs 2018, Cuma 00:40
Döviz kurlarının ani yükselişi Türkiye’yi bir süredir tedirgin ediyor.

Şok edici son dalga ise Türkiye ekonomisinin sabrını sınıyor. Artık meydanlarda —kıymetinden ötürü olacak ki— dolar yakan veya “dolar bozdur kampanyası” yapan kalmadı. Muhtemelen zamanında bu gösterileri yapanların kendileri de birikimlerini döviz cinsinden tutuyorlar. Türk lirasına inanç maalesef kalmadı.

Piyasalardaki inançsızlık ve güvensizlik, ülkedeki ekonomik havayı ciddî anlamda etkiliyor. İnsanları ve işletmeleri zorluyor. Peki nereye gidiyor bu riskli durum? Siyasî atmosferden dolayı ülkeden döviz kaçtıkça, Merkez Bankası elindeki faiz silâhını kullanarak kurları dengede tutmaya çalışıyor. Merkez Bankası geç tepkiler verse de bu zeminde yapabileceği çok da bir şey yok. Faizlerin sürekli yükseltilmesi kur artışını bir miktar tutsa da ekonomiyi yine de her geçen gün zorluyor. Yükselen faizler aynı zamanda piyasadaki sıcak parayı azaltıyor. Yani ekonomi durgunlaşıyor.

Merkez Bankası yine de faizleri arttırmaya devam etmek zorunda zira siyasilerin ekonomi üzerine söylemleri ve ülkedeki politik zemin Merkez Bankası’na başka seçenek bırakmıyor. Yani ülkedeki politik ateş sönene dek döviz de alevlenmeye devam edecek. Bu sırada sıcak paranın yokluğu da bütün vatandaşı ve bilhassa özel sektörü ciddî daralmaya sürükleyecek. Özel sektörde ithalat yapan ve dışarıdan aldığı ham maddeler ile üretim yapan şirketler daha da zorda. Dövizle dışarıya borçlu bankaları saymıyorum bile. Bir haftada euro 40 kuruş artabilirken, Avrupa’dan ithalat yapan firmalar maliyetteki bu artışı fiyatlarına ertesi hafta yansıtmaları mümkün mü? Bu şirketler bu ciddî dalgalanmayla baş edebilir mi? Zararlarını nereden kapatmaya çalışacaklar? Nereden mi? Bu tarz kriz zamanlarında maliyetlerden düşmek için toplu işten çıkarmalar yaşanır. Mevcut çalışanların üzerine de daha fazla yük bindirilir.

Çalışmaya devam etmek için 2 dil bilmek yetmez, çünkü 5 dil bilen bir eleman alınır yerinize. Çalışan da çalışmayan da stresin altında ezilir. Ülkedeki tansiyon ciddî anlamda yükselir. Türkiye ekonomisi maalesef konut sektörüne dayalı. Yoksa üretim ile ekonomiyi genişleten bir yapıya sahip değiliz. Sürekli konut yapıp satıyoruz. Konut fiyatlarının hep arttığı zamanları hatırlıyorsunuz. Güzel bir yatırım olarak görüyordunuz değil mi? Hayır, sun’î olarak artan bu fiyatların düşeceği belliydi, çünkü ihtiyaçtan fazla konut yapılıyordu. Şimdi konut fiyatlarında yüzde 20’lik bir indirim yapılıyor. Kampanya falan değil. Başka çareleri yok zaten. Konut kredilerindeki faiz indirimi de halka ev almalarını sağlamak için yapılan beyhude teşvik. Maalesef ekonomi üzerindeki baskı arttıkça kimsenin ev almayı düşünecek hali kalmadı.

Talep iyice bitince piyasadaki satılmayı bekleyen konutlar ne olacak? Fiyatlar yüksekken krediyle ev alanlar krizden dolayı ev fiyatları düşünce ne yapacak? Aslında cevap basit: Tuğlaya yatırılan para tuğlada kalacak. Zor olan ise para lâzımken tuğlanın bir değerinin kalmaması olacak. Paranın yokluğunda ürünlere talep azaldıkça, üretim de otomatik olarak azalır. Konut üretiminin yanı sıra diğer malların üretiminin azalması demek ekonomik büyümenin ciddî anlamda zayılaması demek. Ekonomik büyüme tersine dönecek kadar üretim azalırsa ve bir yıl kadar ekonomi küçülürse buna resesyon deniyor. Ekonomik çöküşün en belirgin göstergesidir bu. En zengin bile cebindeki parayla kendini rahat hissetmeyip parasını harcamak yerine tasarrufa geçiyorsa Türkiye ekonomisi nereye varır?

Ülkedeki siyasî zemine hiç değinmeyeceğim bile. Londra’daki yatırımcıların mesajı Erdoğan ile görüştükten sonra çok açık. Fidelity International adlı yatırım kuruluşundan Portföy yöneticisi Paul Greer, “Erdoğan ateşe benzin döktü” diyor. Londra’da ekonomi teorilerinin aksi yönünde beyanda bulunmanın başka etkisi olabilir miydi zaten? Kurlar uçtu gidiyor. Ülkenin ekonomi bakanı böyle bir zeminde nasıl bir stres altında acaba? Bu, benim için ciddî bir merak konusu. Kriz algıyla alâkalıdır. Ülkenin bütün kurumları ekonominin iyiye gideceğine dair telkinlerde bulunup duruyor. Maalesef göstergeler aynısını söylemiyor. Halkın içinde bulunduğu stresli durum ekonominin nereye gittiğine iyi bir işaret. Hükümet destekçileri dahi ekonominin iyiye gitmediğinin farkında. Sadece bu güruh dış güçleri suçlamakla yetiniyor. Halk sabırla bekliyor işlerin iyiye dönmesini. Medya ekonomiyi güzel göstermek için yayınlar yapıyor. Bu saatten sonra ekonomi nasıl düzelir, düzelmesi ne kadar zaman alır, hep birlikte izleyip göreceğiz.  

Okunma Sayısı: 6529
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı