"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Amelenin yevmiyesi

Muzaffer KARAHİSAR
08 Ağustos 2017, Salı
İlkel aletlerle, insan gücüne dayalı tarım ve kır işçiliği neredeyse kalmadı.

Her yerde modern iş makinaları, motorlu tarım aletleri sayesinde, eski zamanda uzun süren, insanları yoran, usandıran, yıpratan işler kısa zamanda bitiyor. 

Eskiden güneş doğmadan yollara düşüp gün batımına kadar karasabanla çift süren, orak biçen, tırmık çeken, dirgenle harman aktaran, yaba ile saman yükleyen, kazma-kürek ter dökerek çalışan insanlar, yokluklarla zorluklarla ömür tüketirdi. O güçlükler, imkânsızlıklar ve zorluklarla ilgili, hayat tecrübeleri, kırlarda, tarla-bahçe imeceleri ve müşterek faaliyetlerin anlatıldığı hatıralar çok olurdu. Onlara şimdiki gidişatı sorsanız: “Akıl arttı, bereket kalktı!” derler. 

Yine o dönemlerde işlerin çok olduğu, amelenin bulunmadığı bir zamanlarda ağanın tarlasının kenarına hendek kazılacaktır. İş yapacak kişi çağırılır. Yapacağı iş anlatılır ve kaç paraya yapacağı sorulur. İşin zorluğunu, kazılacak yerin büyüklüğünü bahane ederek bir günlük işe üç yevmiye tutarında para ister. 

Ağa istenen parayı kabul eder. Gidip kazı işine başlamasını söyler. İşçi “Ücrette anlaştık ama üç öğün yemek isterim.“ der. İşçinin bu nazlanmasına, açıkgöz tavrına bozulan işveren hiç belli etmeden yemek ihtiyacının da karşılanacağını söyler. “Peki, hangi çeşit yemeklerden göndereceksin?” sözüne ağa, gülerek cevap verir.

-Sabah bulama, öğleye kaz, akşama gözleme…

İşçi ertesi günü iple çeker, hemen gidip işe başlar. Gösterilen yeri neşeli bir şekilde hızlı hızlı kazar. Bir taraftan sabah gelecek yemeği gözetler, akşam alacağı parayı düşünür. Epey zaman kazdıktan sonra acıkır, gözü yoldadır. Kendi kendine bir işi çıkmış olabilir! Öğleye gelecek kazla beraber gelecek diye ümit eder. Durmadan, dinlenmeden çalışan işçi, kazın yolunu bekler. Derken bulama ve kaz gelmez. Gönderecek adam bulamamıştır, diye kendini teselli etmeye çalışır.

Akşama yakın kazılacak yerleri bitirip ağadan para almaya sıra gelir. Ekmeğin karne ile verildiği kıtlık günleridir. Alacağı parayla birlikte üç öğünlük yemek ikramını bir seferde verilecek diye umut eder. Akşam olur, kazılacak yerler bitmiştir. Açlıktan ve yorgunluktan halsiz kalan işçi ağanın evinin yolunu tutar. 

Ağa verdiği söz üzerine üç yevmiye tutarındaki parayı ameleye sayıp teslim eder. İşçi etrafına bakınır, yemekten haber yoktur. İşçi yemek gelmedi, aç kaldım demeye kalmadan ağa çıkışır:

“Ne aç kalması ben sana demedim mi? Sabah bulama, yani bir şey bulamazsın. Öğleye toprağı durma kaz, sorma kaz, işine bak. Akşama bana yemek verirler, diye gözleme. Paranı aldın, şimdi hemen doğru evinin yolunu tut” der.

Zavallı işçi, kurnazlıkla hırs gösterip birden çok şeye sahip olmak isterken, ne umdum ne buldum, diye cebinde para, omzunda kazma, kürekle evine döner.      

Okunma Sayısı: 1005
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı