"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hatıraların izinde bir mekân

Muzaffer KARAHİSAR
10 Temmuz 2018, Salı 01:25
Akşamüstü, gölgelerin uzayıp koyulaştığı, günün olgunlaşıp ihtiyarladığı, ölümü, haşri hatırlatan bereketli saatlerdir.

İkindi sonrası gün batana kadar her yerde telaşlı faaliyetlerin, ahenkli çalışmaların nihai gayretleri görülür… O günün hülasası, mikyası, mizanı, muhasebe ve murakabesi o saatlere rastlar. Kuşlar yuvaya, insanlar eve dönme vakti gelmiştir artık. İşçiler ortalığı toplamaya, günlük kazancını hesaplamaya başlar. Esnaf işyerinde akşamüstü çayının tatlı sohbetlerini yaparlar.

Epey zamandır uğramadığım esnaf arkadaşı ziyaret etmeyi niyetime almıştım. Ona uğramadan önce Eskidemirciler çarşısındaki Bediüzzaman Evine uğrayıp şöyle bir selam verir, Bediüzzaman hatıralarını içimde yâd eder geçerim, diye düşündüm.   

Üstadın kaldığı evin kapısının açık olduğunu görünce sevinçle, heyecanla adımlarım hızlandı. İçerideki Ekrem kardeşe bu güzel mekânda ders dinlemeye, feyiz almaya geldiğimi söyledim. Bediüzzaman’ın Emirdağ’daki mecburi ikametinden alınarak 28 Ocak 1948 yılında, soğuk bir günde haksız itham, iftira ve suçlamalarla Afyon Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilerek talebeleriyle birlikte 3. Medrese-i Yusufiye olan Afyon hapsine konulmuş. 

1944 Yılında Denizli Mahkemesinde beraat ettiği halde, aynı iftiralar, ithamlarla tekrar usulsüz ve haksız bir dava açılmış. Afyon cezaevinde olmadık işkencelere, tecritlere, soğuklara ve baskılara maruz kalmış. Ölmesi için zehirlenmiş. Denizli hapsinde bir ayda çekmediği sıkıntıyı Afyon’da bir günde çektirmişler. Üstad ve nur talebelerinin tarihe ışık tutan eşsiz müdafaaları, itirazları, haksızlığa ve zulme karşı cesaret ve şecaatle Kur’ân davasının destansı savunmaları iman-küfür mücadelesinin seyrini, safahatını, serencamını gösteren şeref belgeleridir. En parlak vahdaniyet ve iman delilleri anlamındaki “El Hüccetü’z-Zehra” Risalesi Afyon Medrese-i Yusufiyesi’nde telif edilmiştir.

Denizli’de beraat etmiş, temyiz edilmiş bir dava, itirazlara rağmen hukuk kurallarına aykırı olarak Afyon’da tekrar, inatla, kasıtla devam etmiştir. Temyiz mahkemesi kararıyla verilen mahkûmiyet kararı esastan bozulsa da mahkeme kasıtlı devamlı uzatılıyor. Nihayet Bediüzzaman, 20 Ay hapiste kaldıktan sonra beraat kararıyla 20 Eylül 1949 tarihinde halkın sevgi gösterisi ve tezahüratına mani olmak için gece yarısı tahliye edilerek yerleştiği Bediüzzaman Evi’nde bulunuyordum. 

O evin bulunduğu cadde, sokak ve o dönemi yaşamış esnafın hatıra izleri, o meş’um devirde ifsat komitelerinin entrikalarını, zulümlerini anlatan canlı bir tarih abidesi gibi öylece duruyor. 

O müstesna mekânda Lem’aları alıp tefeül ile açıp ilk tevafuk eden Üçüncü Lem’a, Üçüncü Nükte’yi okumaya başladım. Orada hissettiğim tatlı, hoş ve feyizli, geniş zamanın manevi zenginliği, bütün duygularımı okşuyordu. Elimdeki kitapta “Ya Baki entel baki.” Ebediyetin, marifettullah ve muhabbetullahın yansımaları süzülüp satırlara dökülmüş gibiydi. Okuma ile anlamanın zevki, kalbimde ve ruhumda hissederek adeta bütün latifelerime sirayet edecek zaman ve mekândaydım. 

Kısa bir zamanda okuduğum o nüktede, zaten az zamanda uzun, bereketli, kârları elde etmenin ölçüleri veriliyordu. “Allah için işleyiniz, Allah için görüşünüz, Allah için çalışınız. Lillah, livechillah, liechillah rızası dairesinde hareket ediniz.” Allah rızası yolunda bir saniye, bir sene hükmünde olduğu izah ediliyordu. 

Kadir gecesinin, bin ay hükmünde olan Kur’an müjdesi.... “Mirac’ın birkaç saatte müddeti, binler seneler hükmünde vüs’ati ve ihatası ve uzunluğu vardır.” Beka âlem ile bu dünyadaki zaman mefhumu “Bast-ı zaman” gerçeğiyle evliyaların: Bir dakikada bir günlük iş gördükleri, bazılarının bir saatte bir sene vazifesini yaptıkları, bazılarının bir dakikada Kur’an’ı okuyup hatmettikleri rivayetlerde olduğunu misal vermiştir. 

“Ey insanlar! Fani, kısa, faydasız ömrünüzü baki, uzun, faydalı, meyvedar yapmak ister misiniz?” diye sorulan önemli bir sorunun; insanlığın araması, sorması gereken ve çarelerini bulması gereken önemli bir sorunun devamında ölçüleriyle, formülleriyle, yöntemleriyle cevapları, çareleri izah edilmiş. Az zamanda asırlara hükmeden güzellikler, ölçüler, karlarla beka âleminin emareleri gösteriliyordu. 

Aldığım huşu, huzur, şevkle ve heyecanla Bediüzzaman evinin manevi atmosferinin merdivenlerinden iniyordum. Esnaf arkadaşın dükkânına “Allah için görüşmeye” gidebilirim artık. Akşamüstü çayını çoktan hazırlamıştır…

Okunma Sayısı: 639
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı