"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hüzünlü sessizlik

Muzaffer KARAHİSAR
20 Haziran 2017, Salı
Gözlerini açtığında havada süzülen bulutları okumaya başladı.

Uzaklara, gurbet uzaklarına giden bulutlar, gökyüzünün maviliklerini şekillerle, renklerle, serinlik veren gölgelerle süsleyerek biteviye uçup gidiyorlar, diye düşündü. 

Hasta nakil arabasında yattığı yerden gözüne ilişen bulutları kendi hayatına benzetti. Koca ömrün fani dakikaları, gençliği, güzelliği, alın teri, göz nuru emekleri yıllarla birlikte akan bulutlar gibi geçip gitmişti. Ahiret yurdu hazırlıkları hariç.

Yalnız yaşadığı eski evin merdivenlerinde yığılıp kalmıştı. Komşuları acilen şehre göndermişler, orada yaşayan oğluna, annesini karşılaması için haber vermişlerdi. Kapısı kilitlenen eski eve bir gariplik, masumluk, hüzünler çökmüştü.

O evde yıllarca yanan ocakta bu günden itibaren duman tütmeyecekti.  Tavuklara, kuşlara, kedilere yiyecek verilmeyecekti. Seher vakti kalaylı bakır ibrikle, kapaklı leğende abdest alınmayacaktı. Köşedeki eski desenli kilim seccade boş kalacaktı.

Kaç bahar sevinci yaşamıştı bu topraklar üstünde kim bilir? Akıp giden senelerde hüzünleriyle sevinçleriyle ömrün nihayetine yaklaşmıştı. Elvedalar olsun dağına, taşına, toprağına der gibi etrafına bakınıyordu. 

Oğlu, eşiyle tanıştığında evlenme teklifi yaparken “Annem, köyden evlen. Köylü kızı, köken karpuzu, tanıdık, bildik iyidir oğlum, dese de ben seni tercih ettim.” demişti. Evliliklerinin ilk ayında Gelin Hanım, “Sen beni istememişsin, beni istemeyeni ben nasıl isterim senin ahırın gübre, evin is kokuyor…” İlk günlerde tavrını belli etmişti. 

Sonra çeşitli bahanelerle köye gelmez oldular. Gelseler de kırda bahçede dolaşır meyve sebze toplar, evden peyniri, yoğurdu, kışlık yiyecekleri alır giderlerdi.

Bakımsızlıktan mecalsiz kalan yaşlı kadının sağlığı gittikçe bozulmuş, kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmişti. Her şeye rağmen ata yadigârı eski evden cenazesinin çıkmasını çok istemişti, ama olmadı işte.

Akşam vakti oğlunun evinde karyolada gözlerini açtı. Yüzü zayıf, çehresi solgundu. Yaşlı vücudu bitkin görünüyordu. Başını çevirdi, naif bir sesle “Ezan okundu mu?” diye sordu. Sesi duyan çocuklar yaklaştı. Ellerinden tutup “Babaanne nasılsın?” diye konuşturmak istediler. 

Hemen sonra annelerinin, çocuklara “Çabuk ellerinizi yıkayın!..” ikazını işiten yaşlı kadın, üzüldü. İçinden “O ellerin gönderdiği sütü, yoğurdu, tarhanayı, bulguru yediniz yıllarca...” demek geçti içinden ama sustu.

Bir gecelik misafirlikten sonra sabah olunca eşyaları, giyecekleri hazırlanıp bir valize yerleştirildi. Oğlu, çocuklarıyla birlikte yaşlı kadını huzurevine götürüp yerleştirdiler. Hiç kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Hüzünlü sessizlik, mukadderat cilvesinde yürekleri sızlatan bir vefasızlık çığlığı gibi afak-ı âlemdeki idraklerde, vicdanlarda hissediliyordu.

Annesini bırakan oğlu, belki de hayatının en zor ânını yaşıyordu. Huzurevinin bahçesinde bir noktaya bakarak dalıp gitmişti. Önce ayrılmak için yürüdü. Sonra bir şey unutmuş gibi geriye baktı. Söylemek istedi, yutkundu vazgeçti. Üzüntüyle olduğu yerde kendi etrafında döndü, düşündü. Kendinden, kararsızlıklarından ve duygularından kaçar gibi hızlı adımlarla uzaklaşıp gitti...

Yaşlı kadın, hastane zannettiği huzurevinde tedavi olup sağlığına kavuşunca köydeki evine bir an önce dönmek istiyordu. Etrafında toplanıp “Hoş geldin.” diyen insanlardan huzurevine yerleştirildiğini öğrendi. Hiç yadırgamamış göründü. Oturmaya takati kalmadığından yatağa boyunca uzandı. Allah’a tevekkül etti. Kendine sabırlar, hayırlar, metanetler diledi. 

Ferahlamak için gökyüzüne uzandı. Bulutlar yüklendikleri rahmet tanelerini şevk ve cezbe ile kurak topraklara taşıyordu. Batı ufkuna sarkmış gün, iyice ihtiyarlamıştı. Kızıllıklarda süzülen bulutlar, daha parlak renklerle, güzel şekillerle gurbet akşamının geldiğini haber veriyordu.

Okunma Sayısı: 1959
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı