"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Sultandağı

Muzaffer KARAHİSAR
17 Temmuz 2018, Salı 00:06
Yüksek dağlar, gür ormanlarla kaplı asude yerlerdir.

Havası, suyu, kekik kokusu, tabii güzellikleri, cömert zenginlikleriyle insanı cezbeden nezih mekânlardır. Yükseklere tırmandıkça aşağılarda kalan her şey, kuş bakışı gözünüzde küçülür gider. Yüce dağ başında, ağaçların gölgesinde gökyüzüne bakınca, üzerinizden geçen beyaz bulutlarla hayalen süzüldükçe ufuklara doğru, rüya âleminde uçuyormuş gibi hissedersiniz. İçininiz bir hoş olur, hafifler, ferahlar, ruhen rahatlarsınız.

Geçtiğimiz gün Sultandağı’nın zirvelerine tırmandık arkadaşlarla, dağcılar gibi. Şehrin kasvetli gürültüsünden uzaklardaki güzellikler ülkesine koşar gibi pür neşeyle, heyecanla derin nefeslerle tempolu yürüyüşler yaptık. En yükseklere çıktıkça yorgunluklarımız, stresimiz bir bir eksilirken mânâ âleminin zenginliklerine, tefekkür enginliklerine daldık. Soğuk akan çeşmenin olduğu yere varıncaya kadar ormanlardaki mahlûkatın mazhar olduğu nimetleri düşündük. Onlarda tecelli eden Rabbimizin güzel isimlerini, yaradılış mucizelerini, sanat inceliklerini, vahdaniyet delillerini… Farklı pencerelerden zihnen mütalaa ettik. 

Sabah çantama koyduğum Cevşen ve Mektubat manevî gıdamızın azığı gibiydi. Dağların, çam ormanlarının ihtişamını temaşa ederken, Dördüncü Mektubu hatırladım… Sıcak ve samimi bir hitapla başlıyordu Üstad: “Aziz kardeşim!” O zamana yetişip bu sıcak ve samimi hitaba muhatap olmayı ne kadar çok isterdim. Zaman zaman yüksek dağları ve ıssız ormanların olduğu mekânları tercih eden Üstad: Çamdağı’nda yüksek bir tepede, büyük bir çam ağacının tepesindeki menzilde, “İnsten tevahhuş ve vuhuşa ünsiyet ettim.” İnsanlardan uzak hali, tenha ve ıssız dağlarda yabani, vahşilere ünsiyetle kurulan dostlukların gizemlerini, sırlarını, inceliklerini, hususiyetlerini idrakim yettiği kadar anlamak isterdim!

Gerçi talebesine “Senden sır saklanmaz.” diyerek İsm-i Veduda mazhariyeti:  “ve a’zamî bir mertebede o ismin cilveleriyle, mevcudatın pencereleriyle Vacibü’l-Vücud’a bakıyorlar.” İzah etmiştir. Üstad, Cenab-ı Hakkın Rahim ve Hakîm isimlerine mazhariyetini mütevazı bir ifade ile izah etmiş.

Sultandağı’nın zirvelerinde, Asrın Sultanının Çamdağı’nın yüksek tepelerinde, bir çam ağacının üstünde ıssız, sessiz ve yalnız bir vaziyette, gurbet hissiyatıyla tefekkür ummanlarına dalarak, ibadet, zikir, şükür, tesbih ve dualarla gece-gündüz bütün mevcudiyetiyle Rabbine teslimiyetle hayırlara, hikmetlere mazhariyetini… Yıldızların gece vakti dile gelip şirin hutbelerini, rahmet eserlerinin delillerini hatırlıyoruz.

Dünya gurbetinde medar-ı tesellisi olan talebelerine eserlerine, fikirlerine vâkıf olduklarını ifade ederek hissiyatlarına da hissedar olma hususunu Altıncı Mektup uzun süre yalnız kaldığı Çamdağı hatırasını, hissiyatını anlatmış. “Şu iki üç aydır pek yalnız kaldım. Bazen on beş yirmi günde bir defa misafir yanımda bulunur. Sair vakitlerde yalnızım. Hem yirmi güne yakındır, dağcılar yakınımda yok, dağıldılar.” Issız dağlarda, vahşi ormanların içinde gece, karanlık, yalnızlık, mahrumiyet, ağaçların hışırtısı ve gurbet içinde gurbet… Bunları düşününce ürpermemek mümkün değil!

Sultandağı’nın yükseklerinde hayalen gece yalnız kalmayı hayal etmeye bile cesaretim elvermedi. İçimde faraza ile canlandırdığım ıssızlık kuşkusu ve yalnızlık korkusundan feveran ederken Üstadın: “Bırak bîçare feryadı, beladan kıl tevekkül.” Sözü duygularımı ferahlattı. “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir.” ayetin mealinden gelen cesaret, şecaat ve teselli ruhumu teskin etmişti.

Sultandağı zirvelerinde ikindi vakti yaklaşınca uzayan gölgeler, ıssızlıklara hüzün taşımaya başladı. Dağların üstünden batı ufkuna sarkan güneş, adeta yaşça sönen bir lambanın kızıllıklarını gösteriyordu. Bizi misafir eden dağların yamaçlarına veda etmenin zamanı çoktan gelmişti.  

O gün bedenim Sultandağı’nın zirvelerindeyken, hayallerim Bediüzzaman‘ın Çamdağı hatıralarında hasretle dolaştı durdu.

Okunma Sayısı: 891
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı